Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| VESİLE: | (Vâsile) Bahane, sebeb. Fırsat. Elverişli durum. Vasıta. Yol. Pâye, rütbe. Baba. Kurbiyet. Kendisi ile başkasına yaklaşılan şey. Cennet'te bir menzil adı. (El-Vesiletü menziletün fi-l Cenneti hadis-i şerifi bunu te'yid ediyor.) |
| VESİLE-İ CEMİLE: | Güzel sebep. Güzel fırsat. |
| VESİLE-İ SA'Y: | Çalışma vesilesi. |
| VESİLECU: | f. Sebep ve bahane arayan. |
| VESİLEDÂR: | f. Vesileli. |
| VESİLEHÂH: | f. Vesile isteyen. |
| VESİLET-ÜN NECAT: | Kurtuluş vesilesi, kurtuluş sebebi. |
| İçerisinde 'VESİLE' geçenler | |
| Nİ'ME-L VESİLE: | Ne güzel sebeb, ne âlâ vesile. |
| VESİLE-İ CEMİLE: | Güzel sebep. Güzel fırsat. |
| VESİLE-İ SA'Y: | Çalışma vesilesi. |
| VESİLECU: | f. Sebep ve bahane arayan. |
| VESİLEDÂR: | f. Vesileli. |
| VESİLEHÂH: | f. Vesile isteyen. |
| VESİLET-ÜN NECAT: | Kurtuluş vesilesi, kurtuluş sebebi. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| VESİLE-İ CEMİLE : | Güzel sebep. Güzel fırsat. |
| VESİ' : | (Vesia) Vüs'atli, geniş. * Meydanlık. |
| VESAFET : | Hizmetkârlık, işçilik. |
| VE Bİ-L HAKKI NATAKTE : | Hak ile söyledin, hakkı söyledin. Haksın, sâdıksın.(Zira o, Lâ ilahe illallah der, dâva eder. Bütün sağ ve sol, yani mazi ve müstakbel taraflarında saf tutan o nurani zâkirler, aynı kelimeyi tekrar ederek, icma ederek mânen "Sadakte ve bi-l hakkı natakte" derler. Hangi vehmin haddi var ki, böyle hesapsız imzalarla te'yid edilen bir müddeaya parmak karıştırsın. M.) |