| Kelime | Anlam |
|---|
| VESS: | Suya dalmak. |
| VESSELÂM: | İşte o kadar, artık bitti, bundan sonra selâm. (Bak: Selâm) |
| İçerisinde 'VESS' geçenler |
|---|
| ALEYHİSSALATÜ VESSELAM: | Salât ve Selâm onun üzerine olsun, meâlinde Peygamberimiz Hazret-i Muhammed'in (A.S.M.) ismini duyunca söylenmesi sünnet olan bir duâdır. |
| MEYL-ÜT TEVESSÜ': | Genişleme isteği. Genişleme meyli. |
| MÜTEVESSİ': | Tevessü' eden, genişleyen, geniş. |
| MÜTEVESSİB: | Sıçrayan, atlıyan. |
| MÜTEVESSİD: | Yastığa dayanan. |
| MÜTEVESSİDEN: | Yastığa dayanarak. |
| MÜTEVESSİK: | Bir işe sımsıkı sarılan. * Bir işi sebat ve devam üzere tutan. |
| MÜTEVESSİKANE: | f. Bir işe sımsıkı sarılarak. Bir işi sebat ve devam üzere tutarak. |
| MÜTEVESSİL: | (Vesile. den) Tevessül eden, sebep tutan, başvuran, girişen. |
| MÜTEVESSİLEN: | Tevessül ederek, başvurarak. |
| MÜTEVESSİM: | Bir şeyi çözmeğe çalışan. * Nişanlı, alâmetli ve bezenmiş kişi. |
| MÜVESSAH: | Kirli, kirletilmiş. |
| MÜVESSEB: | Yünlü ve kıllı davar. |
| MÜVESSİ': | Genişlettiren. |
| MÜVESSİH: | Kirleten. |
| TEVESSU': | (Bak: Tevessü') |
| TEVESSUH: | (Vesah. dan) Paslanma, kirlenme. |
| TEVESSUK: | (Vüsuk. dan) İnanıp güvenerek ve itimad ederek dayanma. |
| TEVESSUL: | (Bak: Tevassul) |
| TEVESSÜ': | (C.: Tevessüât) Genişleme, yayılma. Vüs'at bulma. * Zahmetsiz herkese yer bulunma. |
| TEVESSÜÂT: | (Tevessü'. C.) Genişlemeler. |
| TEVESSÜB: | (Vesb. den) Atlama, sıçrama. |
| TEVESSÜD: | Dayanma, istinad. * Yastığa dayanma. |
| TEVESSÜEN: | Genişleme suretiyle. Tevessü ederek. |
| TEVESSÜL: | Allah'ın dergâhına yaklaştıracak amel işlemek. * Sarılmak. * Baş vurmak. * İnanmak. * Sebeb tutmak. * Hırsızlık. |
| TEVESSÜLEN: | Başvurarak, girişerek. Sebep tutarak. |
| TEVESSÜM: | Bir şeyin işaretlerine bakarak iyice anlamak. |
| VESSELÂM: | İşte o kadar, artık bitti, bundan sonra selâm. (Bak: Selâm) |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| VESSELÂM : | İşte o kadar, artık bitti, bundan sonra selâm. (Bak: Selâm) |
| VESAFET : | Hizmetkârlık, işçilik. |
| VE Bİ-L HAKKI NATAKTE : | Hak ile söyledin, hakkı söyledin. Haksın, sâdıksın.(Zira o, Lâ ilahe illallah der, dâva eder. Bütün sağ ve sol, yani mazi ve müstakbel taraflarında saf tutan o nurani zâkirler, aynı kelimeyi tekrar ederek, icma ederek mânen "Sadakte ve bi-l hakkı natakte" derler. Hangi vehmin haddi var ki, böyle hesapsız imzalarla te'yid edilen bir müddeaya parmak karıştırsın. M.) |