Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| YÂD: | f. Anma. Hatırda tutma. Zikretme. Hediye. Hâtıra. Hatır, gönül. Uyanıklık. |
| YÂD-İ HAZİN: | Hüzünlü hâtıra. |
| YÂD-I ŞEBÂBET: | Gençlik hâtırası. |
| YAD-BUD: | f. Armağan, yâdigâr. |
| YADBÜD: | f. Hâfıza kuvveti. |
| YADDAR: | f. Hatırda tutan, unutmayan. |
| YADDAŞT: | f. Hatırda tutulan şey. Hâtıra. |
| YADE: | f. Hâtıra. |
| YADİGÂR: | Hatıra. Bir kimseyi veya bir şeyi hatırlatan. |
| YADKERD: | f. Hazırlama. |
| İçerisinde 'YÂD' geçenler | |
| A'YAD: | (İd. C.) Bayramlar. |
| BELYAD: | f. Nakışsız, sade kostüm. |
| BEYAD: | Mahvolma, yok olma, hiç olma. |
| BEYADIKA: | (Beyâzıka) (Beydak ve Beyzak. C.) Küçük yapılı, bodur boylu ve çabuk yürüşlü adamlar, paytaklar. * Satranç oyununda paytaklar, piyadeler. |
| BEYADİR: | Harmanlar. |
| BÎ-BÜNYAD: | f. Esassız, temelsiz. |
| BÜNYAD: | f. Temel, esas. Yapı, binâ. |
| CİYADET: | Tazelik, yenilik. * İyilik, güzellik. |
| DÜNYADÂR: | f. Dünya işleriyle uğraşan, mal ve mülk sahibi olan. Dünya hayatına fazla meyilli olan. |
| EBU ZİYAD: | Eşek, hımar. |
| ECYAD: | (Cîd. C.) Uzun boyunlar. |
| EYADİ: | (Eydi) (Yed. C.) Eller. * Mc: Sebepler. Nimetler. |
| EYADİ-İ KESİRE: | Çok eller. Çok sebebler. |
| FERYAD: | f. Bağırıp çağırma. Yüksek sesle medet istemek. Figan. |
| FERYAD-I ANDELİB: | Bülbülün feryâdı, ötmesi. * Yirmiiki martta olan bir fırtına. |
| FERYAD-BAHŞA: | f. Feryâd ettiren, bağırttıran. |
| FERYAD-HAN: | f. Yardım isteyen. |
| FERYAD-RES: | f. Feryâd edenin imdâdına koşan, yardımına gelen. |
| FEYYAD: | Erkek baykuş. * Çok yiyen adam. |
| HAYADAR: | f. Utangaç, çekingen, mahcub. |
| HAYADİD: | (Haydud. C.) Haydutlar, eşkiyalar. |
| HİYADE: | Evmek. * Tevbe etmek. |
| İKTİYAD: | Tutup götürme veya götürülme. |
| İKTİYAD: | Hile yapma, dalavere ve oyun etme. |
| İNKIYAD: | Boyun eğme. Muti olma. Teslim olma. İtaat etme. İmtisal. |
| İNKIYADEN: | İnkıyad suretiyle. Teslim olarak. İtaat ederek, boyun eğerek. |
| İRTİYAD: | Bir kimseden bir şey isteme. |
| İ'TİYAD: | (İtiyat) Alışkanlık. Huy. Âdet. Âdet edinmek. |
| İYAD: | Kuvvetlendirme, takviye etme. * Takviye eden âlet. |
| İYADET: | (Bak: Iyâdet) |
| İZDİYAD: | Ziyadeleşmek. Çoğalmak. Artmak. |
| ISTIYAD: | Avlamak. Vahşi hayvanı ele geçirmek. |
| IYADET: | Hastayı ziyaret edip hatırını sormak, gidip görmek. |
| IYADETEN: | Hastaya hatır sorarak. |
| KIYAD (KIYÂDE): | Çekmek. |
| KIYADET: | Kumandanlık, seraskerlik. Kumanda. |
| MAAZİYADETİN: | Fazlasıyla, ziyadesiyle, çok miktarda, bol bol. |
| MAKALİD-İ İNKIYAD: | İnkıyad, bağlılık kilitleri. |
| MEYADİN: | (Meydan. C.) Meydanlar. Geniş yerler. Arsalar. |
| MEYADİN-İ HARB: | Savaş meydanları. Muhârebe alanları. |
| MÜYADAT: | Elden ele verme. * Mükâfat. |
| PİYADE: | Narin yapılı bir çeşit kayık adıdır. Eskiden ekseriyetle İstanbul ve civarında kullanılan bu kayıklar, pek makbul gezinti vasıtası idi. * Ask: Orduda tüfekle teçhiz edilmiş olan ve muharip sınıfların asli unsuru bulunan efrada da bu ad verilir. Yaya askeri. * Yaya. |
| RİYAD: | Ot aramak. |
| SAYADİD: | Belâ. * Zahmet, meşakkat. |
| SAYYAD: | Avcı, avcılık yapan. |
| SAYYAD-I BÎ-İNSAF: | f. İnsafsız avcı. |
| SEYYAD: | Avcı. (Bak: Sayyad) |
| SİYADET: | Seyyidlik. (Bak: Seyyid) |
| ŞEYYAD: | (Şeyd. den) Riyâkâr. Yüze gülen. * Sıvacı. |
| YÂD-İ HAZİN: | Hüzünlü hâtıra. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| YÂD-İ HAZİN : | Hüzünlü hâtıra. |
| YA : | Kur'ân alfabesindeki son harfin ismidir. Ebcedî değeri 10'dur. Hecâ harflerinin mahmuse kısmındandır. Şedide ile rihve arasında, ortadadır. |