Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| YÂR: | f. Dost, ahbab, tanıdık. Yardımcı. Âşık. Mâşuk, sevgili. |
| YÂR-I BÎVEFÂ: | Vefasız dost. |
| YÂR-I CİHAR: | (Bak: Çar yâr) |
| YÂR-I GAR: | Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm'ın en sâdık sahabesi Hazret-i Ebubekir Radıyallahü Anh'ın ünvanı. Hicret esnasında en tehlikeli bir zamanda mağaraya girdiklerinde Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm'a sadakatla hizmet ettiğinden bu nam ile anılır. (Bak: Sıddık) |
| YÂR-I KADÎM: | Eski dost. |
| YARA: | f. Güç, kuvvet, kudret, takat. |
| YÂRÂN: | f. Dostlar. Sâdık arkadaşlar. Sevgililer. |
| YÂRÂN-I AŞK: | Âşıklar, aşk dostları. |
| YÂRÂN-I SAFÂ: | Zevk ve eğlence ile vakit geçiren dostlar. Safâ dostları. |
| YARANE: | f. Dostça. |
| YÂRE: | f. Bilezik. |
| YÂRE: | Yara. |
| YÂRE-İ HİCRAN: | Ayrılık yarası. |
| YAREK: | f. Dölyatağı. Meşime. |
| YARI ÜMMİ: | Yazıyı tam yazamayan. İlmi daha ziyade ilhama istinad eden. |
| YÂRÎ: | f. Yardım. Dostluk. |
| YARMEND: | f. Dost, muin, yardımcı. |
| YARRES: | f. İmdada yetişen. |
| İçerisinde 'YÂR' geçenler | |
| AB-YAR: | f. Sulayan. * Mc: Bereketlendiren, feyizlendiren. |
| AB-YARÎ: | f. (Asıl mânâsı sulama ise de, lisanımızda yalnız mecazi mânâsiyle bazı eski nesir yazarları tarafından kullanılmıştır). Yardım, itimat. |
| AB-YÂRÎ-İ HİMMET: | Korumak için yapılan yardım, himmet yardımı. |
| AB-YÂRÎ-İ HİMMETİNİZLE: | Himmetiniz yardımıyle, himmetiniz sayesinde. |
| AGYAR: | Yabancılar. Başkaları. * Rakipler. (Bak: Gayr) |
| AHYAR: | Hayırlılar. * Dostlar. * İyilik sevenler. (Eşrar'ın zıddı) |
| ASYAR: | Dayanmak. * Sürçmek. |
| AYAR: | Altın ve gümüşten yapılmış şeylerin saflık ve hafiflik derecesi. *Saadete, mutluluğa doğru gitme. |
| A'YAR: | (Ayr. C.) Eşekler. |
| AYAR-DAN: | f. Ölçüden anlar, değerbilir. |
| AYYAR: | Hırsız. Hileci, dolandırıcı, hilebaz, dessas. * Zeki, kurnaz. |
| AYYARÎ: | f. Dolandırıcılık, hilecilik. |
| BAHTİYAR: | f. Bahtlı, talihli, mes'ud, mutlu, şanslı.(Elbette en bahtiyar odur ki: Dünya için âhireti unutmasın. Âhiretini dünyaya feda etmesin, hayat-ı ebediyesini hayat-ı dünyeviye için bozmasın, mâlâyâni şeylerle ömrünü telef etmesin. Kendini misafir telâkki edip misafirhane sahibinin emirlerine göre hareket etsin. Selâmetle kabir kapısını açıp saadet-i ebediyeye girsin. M.)(Bahtiyar odur ki: Kevser-i Kur'anîden süzülen tatlı, büyük bir havuzu kazanmak için bir buz parçası nev'indeki şahsiyetini ve enaniyetini o havuz içine atıp eritendir. L.) |
| BAHTİYARANE: | f. Bahtiyarcasına, mutlucasına, mesut olana yakışacak şekilde. |
| BAHTİYARÎ: | f. Bahtiyarlık, saadetlilik, mutluluk. * İran'da bulunan şöhretli bir kavim. |
| BE-ZİYARET: | (Berâ-yı ziyâret) Ziyaret için. Ziyaret maksadı ile. |
| BETYAR(E): | f. şeytan, ifrit. * Düşman, adüvv. * Görülmesi istenilmeyen şey.BE'V : Fahirlenmek, büyüklenmek, kibirlenmek. |
| BEYARE: | f. Kısa boylu ve bodur olarak yerde yetişen nebat, meyve ve sebze. Kavun, karpuz, kabak...gibi. |
| BEYARİŞ: | f. Çare. Tedbir. Deva, derman. İlâç, tiryak. |
| BÎ-İHTİYAR: | İhtiyarsız. Elinde olmadan. |
| BİSYAR: | f. Ziyade, çok , fazla. |
| BİSYARÎ: | f. Çokluk. |
| BİTYAR(E): | f. Elem, keder, tasa, sıkıntı. |
| CEYAR: | Gadaptan ve açlıktan dolayı göğüste olan hararet. |
| CİHAR-I YAR-I GÜZİN: | f. Dört halife: Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali (R.Anhüm) |
| CÜZ-İ İHTİYAR: | Dilediği gibi hareket edebilme. Yani: Herhangi bir şeyi yapmak veya yapmamak hususunda bir tarafı tercih etmek iktidar ve serbestliği. Bu serbestlik ile, Cenab-ı Hak insanları, iyiliği veya kötülüğü istemek cihetinde imtihan eder.(Halbuki; o cüz-i ihtiyarî denilen silâh-ı insanî hem âciz hem kısadır. Hem ayarı noksandır. İcad edemez. Kesbden başka hiçbir şey elinden gelmez. Îman o cüz-i ihtiyarîyi, Allah namına istimal ettirip herşeye karşı kâfi getirir. Bir askerin cüz'î kuvvetini devlet hesabına istimal ettiği vakit, binler kuvvetinden fazla işler görmesi gibi. S.) |
| DEST-YAR: | f. Yardımcı, muin. Arka. |
| DEST-YARÎ: | f. Yardım, muavenet. |
| DEYYAR: | Bir kimse. Ehad. * Yurt sahibi birisi. * Manastır sahibi. |
| DİYAR: | (Dâr. C.) Memleket. |
| DİYAR-I ÂHAR: | Başka, diğer memleket. |
| DİYAR-I GURBET: | f. Gurbet diyarı. Yabancı memleket. |
| DİYAR-I KÜFR: | İslâm ülkelerinden hariç olan memleketler. |
| DİYAR-I RUM: | f. Eskiden Osmanlı ülkesindeki Anadolu. |
| EDYAR: | (Deyr. C.) Manastırlar, kilisler. Hıristiyanların ibadethâneleri. |
| EF'ÂL-İ İHTİYARİYYE: | Kişinin kendi isteğiyle yaptığı işler, Kişinin kendi ihtiyârî fiilleri. |
| ÇARIYAR: | (Bak: Çaryâr) |
| ÇAR-YAR: | Dört dost. (Hz. Ebûbekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali (R.A.) lerin nâmları.) Dört Halife, Hulefâ-i Erbaa veya Ashab-ı Güzin diye de ihtiramla anılırlar. |
| ÇAR-YARÎ: | f. Çar-yâra ait. Sünnîlik. |
| GARİB-ÜD DİYÂR: | Memleketin yabancısı. |
| GIYAR: | Keçe. * Ehl-i zimmetin nişanı. |
| HATT-I ŞEHRİYARÎ: | Tar: Padişahın yazısı manâsına gelen bir kelimedir. Eskiden padişahlar "hatt-ı hümayun" "hatt-ı şerif" adı verilen emirleri kendi el yazılarıyla yazdıkları gibi, başkalarına yazdırdıklarının başına da imzalarını koyarlardı. İşte bu türlü vesikalardaki padişahların el yazılarına "hatt-ı şehriyarî" denilirdi. |
| HAVYAR: | Balık yumurtası. Mersin balığı yumurtasından yapılan siyah, mugaddi ve leziz bir madde. |
| HEM-AYAR: | f. Eşit, denk, müsavi. |
| HEZARYAR: | f. Bin defa. Bin kerre. |
| HIYAR: | Hayırlılar. * (C.: Hıyârât) Huk: Bir işi yapıp yapmamada serbestlik. Genel olarak bir anlaşmadan vaz geçme. Hususi bir sözleşmenin fesh veya tasdiki. Muhayyerlik. Kendisinde böyle muhayyerlik bulunan kimse, yaptığı bir akdi diğer tarafın rızasına hâcet kalmaksızın bozabilir. |
| HIYAR-I AYB: | Bir şeyde mevcud olan bir kusurun akitten sonra meydana çıkmasından dolayı âkitlerden biri için sabit olan muhayyerliktir. |
| HIYAR-I RÜ'YET: | Bir şey hakkında görülmeden yapılan bir akitten dolayı, âkitlerden biri için görüldüğü zaman sabit olan muhayyerliktir. |
| HIYAR-I ŞART: | Âkitlerden birinin veya herbirinin akdi, muayyen bir müddet içinde fesh veya icazetle infaz edebilmek hususunda muhayyer olmasıdır. |
| HIYAR-I TAĞRİR: | Âkitlerden birinin diğer taraftan aldatılarak bir malı gabn-ı fâhiş ile satmasından veya satın almasından dolayı satış muamelesini fesh hususunda muhayyer olmasıdır. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| YÂR-I BÎVEFÂ : | Vefasız dost. |
| YA : | Kur'ân alfabesindeki son harfin ismidir. Ebcedî değeri 10'dur. Hecâ harflerinin mahmuse kısmındandır. Şedide ile rihve arasında, ortadadır. |