Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
YAH: f. Buz.
YAHAMİM: (Yahmum. C.) Kara dumanlar.
YAH-AVER: f. Buzlu şerbet, buzlu su.
YAHBESTE: Buz tutmuş, donmuş, buz bağlamış.
YAHÇE: f. Donmuş yağmur taneleri, dolu taneleri.
YAHMUM: (C.: Yahâmîm) Kara duman.
Tütün.
Kara nesne.
YAHMUR: Yaban eşeği.
YAHNİ: f. Et yemeği, yahni.
Azık, zahire.
Pişmiş şey.
YAHPARE: f. Buz parçası.
YAHTE: f. Benzer, misil, eş, nazir.
Oda.
Küçük küp.
YAHTEMİL: İhtimal.
YAHUD: f. İsterseniz, veyâ. İyisi.
YAHUDİ: Hz. Yakub'un (A.S.) oğullarından Yehuda'ya mensub olan. Benî İsrail. Musevî. (Bak: İsrail)Yahudilerin vaziyetlerine ve seciyelerine işaret eden âyetler şunlardır: 2: 60-66 arası. 5: 62-64 arası ve 17: 4.(Yahudilere müteveccih şu iki hükm-ü Kur'anî, o milletin hayat-ı içtimaiye-i insaniyede dolap hilesiyle çevirdikleri şu iki müdhiş düstur-u umumîyi tazammun eder ki, hayat-ı içtimaiye-i beşeriyeyi sarsan ve sa'y ü ameli, sermaye ile mübareze ettirip, fukarayı zenginlerle çarpıştıran, muzâaf riba yapıp bankaları te'sise sebebiyet veren ve hile ve hud'a ile cem-i mal eden o millet olduğu gibi, mahrum kaldıkları ve daima zulmünü gördükleri hükümetlerden ve galiplerden intikamlarını almak için her çeşit fesat komitelerine karışan ve her nevi ihtilâle parmak karıştıran yine o millet olduğunu ifade ediyor. S.)
YAHYA (A.S.): Zekeriya'nın (A.S.) oğludur. Benî İsrail Peygamberlerinden ve İsa Aleyhisselâm'ın şeriatı ile amel edenlerden olmuştu. Hz. İsa'dan (A.S.) önce Tevrat'a göre hareket ederdi. Kudüs'ün o zamanki reisi, Hz. Yahya'nın, Hz. Musa şeriatı üzere amel etmediğini ileri sürdüklerinden şehid ettiler.
YAHYAH: "Beri gel" demektir.
İçerisinde 'YAH' geçenler
AB-I YAH: Buzlu, soğuk su.
AHEK-İ SİYAH: Rutubete dayanıklı olan bir cins çimento.
BAHR-İ SİYAH: Karadeniz.
BELÂ-YI SİYÂH: Kara belâ. * Mc: Acı olan olaylar, kötü hâdiseler.
BEYAH: (C.: Büyâh) Küçük balık.
BEYYAHE: Balık ağı.
BİYAH: (C.: Büyâh) Ufak balık.
BÛYAHYA: Azrail (A.S.)
ESYAH: (Seyh. C.) Nehirler, akarsular. * Çizgili elbiseler.
EŞYAH: (Şeyh. C.) Şeyhler, ihtiyarlar, yaşlılar, pir-i fâniler.
EZ-YAH: f. "Buzdan soğuk" mânasına gelir.
GAYAHİB: (Gayheb. C.) Gece karanlıkları.
HÂL-İ SİYAH: Siyah ben.
HATT-I İCTİMA-İ MİYÂH: Suların toplandığı hat. Dere, çay, nehir.
HÜBUB-İ RİYÂH: Rüzgârların esmesi.
İCTİYAH: Öldürme.
İLTİYAH: Vücudun güneşten yanması. * Susama. * Şimşek çakma. * Yıldızın parıltısı.
İLTİYAH: Mayalanmak. * Karışmak.
İNTİYAH: Ağlama, göz yaşı dökme.
İRTİYAH: (Rîh. den) Genişleme, ferahlama, feraha erme. * Rüzgârlanıp rahatlama.
KİYAH: f. Ot.
KİYAHBESTE: f. Ot bitmiş, ot yetişmiş.
MİKYAS-ÜR RİYAH: Rüzgâr hızını tâyin eden âlet.
MİN-HAYSÜ-LAYAHTESİB: Hesab edilmedik ve umulmadık yerden veya kadar (mânasında).
MİYAH: (Mâ. C.) Sular.
MİYAH-I CÂRİYE: Akar sular.
MİYAH-I HÂRRE: Kaplıca suları gibi olan sıcak sular.
MİYAH-I MALİHE: Tuzlu sular.
MİYAH-I MERRE: Acı sular.
MUSAYAHA: (Sayha. dan) Birbirine haykırıp çağırışma.
NİHA (NİYÂHA): Yas tutmak.
REYAH: (Râh. C.) şaraplar. * Gökçek kokulu küçük bir kuyu.
RİYAH: (Rih. C.) Rüzgârlar, yeller. * Letaif ve in'amlar. * Mc: Galebe, kuvvet, rahmet, devlet. * Mazarrat.
RU-SİYAH: f. Kara yüzlü. Ayıbı olan.
SEYAHAT: Yolculuk, gezi.
SEYAHİN: Basra ırmağının adı.
SEYYAH: (Siyâhat. tan) Seyahat eden, dolaşan, gezen. Turist, yolcu.
SEYYAHÎN: (Seyyahûn) Seyyahlar. Gezip âlemi seyredenler. Turistler, dolaşanlar, gezenler.
SIYAH: (Sayha. C.) Bağırmalar, çığlıklar, haykırışlar, feryadlar.
SIYAH-I MÂTEM: Mâtem feryadları.
SİYAH: f. Kara, esved. * Zenci.
SİYAHA: Suyun akması. * Oruç tutmak.
SİYAHAT: (Seyyehân - Siyâh - Süyuh) İbret, terehhüb ve ibadet için yer yüzünde gezip yürümek. (Dervişlerin seyahatı bundandır.)
SİYAHBAHT: f. Tâlihsiz, kara bahtlı.
SİYAHÇERDE: f. Esmer, karayağız olan.
SİYAHFAM: f. Siyah renkli.
SİYAHÎ: f. Siyahla alâkalı. * Zenci. * Siyahlık, karalık.
SİYAHKÂR: (C.: Siyâhkârân) f. Günah işlemiş, suçlu.
SİYAHKEDE: f. Kapkara yer.
SİYAHLİKA: f. Kara yüzlü.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
YAHAMİM : (Yahmum. C.) Kara dumanlar.
YA : Kur'ân alfabesindeki son harfin ismidir. Ebcedî değeri 10'dur. Hecâ harflerinin mahmuse kısmındandır. Şedide ile rihve arasında, ortadadır.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...