| Kelime | Anlam |
|---|
| YAKÎN: | Şüphesiz, sağlam ve kat'i olarak bilmek.(Yakîn: Ma'rifet ve dirayetin ve emsalinin fevkinde olan ilmin sıfatıdır. İlm-i yakîn denir, ma'rifet-i yakîn denilmez. Ayn-el yakîn: (kelimenin merfu hali ayn-ul yakîndir.) Göz ile görür derecede veya görerek, müşahede ederek bilmek. Meselâ; uzakta bir duman görüyoruz. Orada ateşin varlığını ilmen biliyoruz, demektir. Bu bilme derecesine ilm-el yakîn deniyor. Ateşe yaklaşıp, gözümüzle görürsek, ona ayn-el yakîn bilmek deniyor. Daha da ilerliyerek bütün hislerimizle ateşin varlığını anladık ise; ateşin yakması ve sâir sıfatlarını da bildik ise, bu nevi'den olan ilmimizin derecesine de hakk-al yakîn deniyor. (Hakkalyakîn: Abdin sıfatları, Cenab-ı Hakk'ın sıfatlarında fâni olup, kendisi onunla ilmen ve şuhuden ve hâlen beka bulmaktadır. Ö. Nasuhi) |
| YAKÎNEN: | Hiç şübhesiz olarak, kat'i surette. |
| YAKÎNÎ: | Şüphe edilmeyecek ilmî halde, hiç şeksiz bilinmeğe dair. |
| YAKÎNİYYÂT: | Yakînî bir surette bilinenler. |
| İçerisinde 'YAKÎN' geçenler |
|---|
| AYN-EL YAKÎN: | (Ayn-ül yakîn) Göz ile görür derecede görerek, müşâhede ederek bilmek. (Bak: Yakîn)(İman-ı tahkikîde pek çok meratib var. O mertebelerden ilm-el yakîn mertebesi çok bürhanların kuvvetleriyle binler şüphelere karşı dayanır. Halbuki taklidî iman ise bir şüpheye karşı bazan mağlup olur. Hem iman-ı tahkikînin bir mertebesi de, ayn-el yakîn derecesidir ki, çok mertebeleri var. Belki Esma-i İlâhiye adedince tezahür dereceleri var. Bütün kâinatı bir Kur'an gibi okuyabilecek derecesine gelir. Ve bir mertebesi de, hakk-al yakîndir ki, onun da çok mertebeleri var. Böyle imanlı zatlara şübehat orduları hücum da etse, bir halt edemez. R.N.) |
| BİLYAKÎN: | Bir şeyi şeksiz ve şüphesiz olarak itikad-ı kavi ve sahih ile bilmek, derk etmek. (Bak: Yakin) |
| HAKK-UL YAKÎN: | (Hakk-al yakîn) Mârifet mertebesinin en yükseği. En yakînî bir surette hakikatı müşahede edip yaşamak hali. Ateşin yakıcı olduğunu bütün hislerimizle yakından duyup yaşadığımız gibi. (Bak: Yakîn) |
| KAZİYE-İ YAKÎNİYYE: | Man: Yakîni ifade eden kaziyyeye denir. Ya bedihiyye veya nazariyye olur. |
| MÜCERREBÂT-I YAKÎNİYYE: | İyice edinilmiş tecrübeler. |
| YAKÎNEN: | Hiç şübhesiz olarak, kat'i surette. |
| YAKÎNÎ: | Şüphe edilmeyecek ilmî halde, hiç şeksiz bilinmeğe dair. |
| YAKÎNİYYÂT: | Yakînî bir surette bilinenler. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| YAKÎNEN : | Hiç şübhesiz olarak, kat'i surette. |
| YAKAZA : | (Bak: Yakza) |
| YA : | Kur'ân alfabesindeki son harfin ismidir. Ebcedî değeri 10'dur. Hecâ harflerinin mahmuse kısmındandır. Şedide ile rihve arasında, ortadadır. |