Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
YAM: f. Posta beygiri.
YAMAK: Yardımcı, yardak, muavin.
YAMUR: Başının ortasında bir sürü boynuzları olan bir cins geyiğin erkeği.
İçerisinde 'YAM' geçenler
AGARR-ÜL EYYÂM: En sıcak gün.
AKSER-İ EYYAM: En kısa gün, günlerin en kısası.
BÜNYAMİN: Yakup Aleyhisselâm'ın en küçük oğlu.
DARB-I HİYÂM: Çadır kurma.
DER-NİYAM: f. Kınına sokulmuş, kınında, kılıfta.
EYAMA: (Eyyim. C.) Bekârlar, evli olmayanlar.
EYAMİN: (Eymen. C.) Pek hayırlı, uğurlu olanlar. En yümünlü.
EYYAM: (Yevm. C.) Devirler. Günler. * Güç, iktidar, nüfuz.
EYYAM-I ÂDİYYE: Tâtil günlerinin haricindeki günler.
EYYAM-I BAHUR: Ağustos ayının ilk yedi günü.
EYYAM-I BÎZ: (Eyyâm-ül bîz) Her arabî ayın 12, 13, 14, 15'inci günleri.
EYYAM-I CEM': Hac mevsiminde Arafat ve Mina'da geçen dört gün.
EYYAM-I KUR'ANİYE: Kur'an-ı Kerim'e göre olan günler (...Semavatta herhangi bir kürenin kendi etrafında bir defa dönmesi ile gün; mensub olduğu seyyarenin etrafında bir defa dönmesi ile de senesi meydana gelir. Her yıldızın kendine göre bir günü ve senesi vardır. Meselâ: Şems-üş-şumusun bir günü ellibin sene ve Şi'ra yıldızının bir günü bin senedir.)
EYYAM-I MAZİYYE: Geçmiş günler.
EYYAM-I RESMİYYE: Resmi günler.
EYYAM-I TEŞRİK: Kurban bayramının birinci gününden sonraki diğer üç güne verilen isimdir. Zilhiccenin 11, 12 ve 13 üncü günleridir. Birinci gününe "yevm-i nahr" (kurban günü) denir.
EYYAMÜN MA'DUDAT: Kurban bayramının son üç günü. * Sayılan günler. * Ramazan-ı Mübârekin sayılı günleri.
FERDÂ-YI KIYÂMET: Kıyâmetten sonra.
GÖZ BOYAMAK: t. Mc: Aldatmak, hileye düşürmek.
HARK VE İLTİYAM: Yarmak ve yapıştırmak. Yırtılmak ve iyileşmek.
HÂTUN-U KIYAMET: Hz. Peygamberimizin (A.S.M.) kızı Hz. Fatıma'ya mecaz yoluyla söylenen bir tabirdir.
HAYYAM: Çadırcı.
HEYAM: Hayranlık hâli. * Çok yumuşak kum.
HEYAMOLA: Eskiden ramazanlarda para toplamak gayesiyle mahalle çocukları tarafından teşkil edilen bir nevi dilenci alaylarında söylenen bir tâbirdir. * Eskiden gemiciler gemi demirini çekerken veyahut bir amele inşaatta ağır bir şey kaldırırken yahut da şahmerdanı yukarı çekerken kuvvetbirliğini sağlamak için hep bir ağızdan "hayemola, yelesa, heyamo heyamo" diye bağırırlardı.
HIYAM: (Hayme. C.) Çadırlar.
HİYAM: (Hayme. C.) Çadırlar, haymeler.
HİYAM: (Himân. C.) Susayanlar, suya ihtiyacı olanlar.
HİYAMİYYE NEZARETİ: Tar: 1826 senesinde Yeniçeri Ocağı'nın ilgası üzerine kaldırılan Çadır Mehterleri yerine kurulan daire.
HÜYAM: Azgınlık.
HÜYYAM: (Hâim. C.) Sevgiden dolayı şaşırmış olanlar.
İCYAM: Men'etmek, engel olmak.
İGYAM: Havanın bulutlu olması.
İLA-YEVM-İL KIYAME: Kıyamete kadar.
İLTİYAM: Yaranın kapanıp iyi olması. * Cem' olmak. * Zemmolunmak.(Hayatın yarası iltiyam bulur. İzzet-i İslâmiyenin ve namusun ve izzet-i milliyenin yaraları pek derindir. M.)
İLTİYAM-PEZİR: f. İyi olabilir, kapanabilir yara.
İLTİYAM-NÂPEZİR: f. İyi olmaz, kapanmaz yara.
KIYAM: Ayakta durmak. Ayağa kalkmak. * Ayaklanmak. İsyan. * Ölümden sonra tekrar dirilmek. * Bir işe başlamak, devam etmek. * Satılan bir mal hakkında müşteri ile anlaşıp kararlaşma. * Canlanmak. * Kıyâmet günü (mânâsına da gelir). * Namazın iftitah tekbiriyle rüku arasındaki ayakta durma kısmı.
KIYAM-I BİNEFSİHÎ: (Kıyâm-ı bizâtihî) : Fık: Varlığı, durması kendi zâtı ile olmak mânasında bir sıfat-ı İlâhîdir. Şöyle ki: Hak Teâlâ'nın ezelî ve ebedî olan varlığı kendi zâtı ile kaimdir. Kendi varlığı, kendi hüviyetinin, kendi mukaddes zâtının muktezasıdır. Aslâ başkasının değildir. Bunun için, Allah Teâlâ'ya "Vâcib-ül Vücud" denir. (Bak: Vücud)
KIYAMET: Dünyanın yıkılıp harab olması. Her şeyin mahvolması. Dünyanın sonu ve mahşer meydanına bütün insanların dirilip toplanacağı zaman. * Mc: Büyük belâ. * Fazla sıkıntı. (Bak: Haşr)(Yevm ve sene vesâire gibi her nevde bir kıyamet-i mükerrere vardır. Ve keza beşerdeki istidad kıyamete bir remizdir. İ.İ.)(Mevt-i dünyanın vuku bulmasıdır. Şu mes'eleye delil: Bütün Edyan-ı Semâviyyenin icmâıdır ve bütün fıtrat-ı selimenin şehadetidir ve şu kâinatın bütün tahavvülât ve tebeddülât ve tagayyürâtının işaretidir. Hem asırlar, seneler adedince zihayat dünyaların ve seyyar âlemlerin, şu dünya misafirhanesinde mevtleriyle, asıl dünyanın da onlar gibi ölmesine şehadetleridir.Şu dünyanın sekeratını, âyât-ı Kur'aniyyenin işaret ettiği surette tahayyül etmek istersen, bak, şu kâinatın eczaları, dakik, ulvi bir nizam ile birbirine bağlanmış. Hafi, nâzik, lâtif bir rabıta ile tutunmuş ve o derece bir intizam içindedir ki; eğer ecram-ı ulviyyeden tek bir cirm, "Kün" emrine veya "Mihverinden çık" hitabına mazhar olunca, şu dünya sekerata başlar. Yıldızlar çarpışacak, ecramlar dalgalanacak, nihayetsiz feza-yı âlemde milyonlar gülleleri küreler gibi büyük topların müthiş sadaları gibi vâveylâya başlar. Birbirine çarpışarak kıvılcımlar saçarak, dağlar uçarak, denizler yanarak, yeryüzü düzlenecek. İşte, şu mevt ve sekerat ile Kadir-i Ezeli, kâinatı çalkalar; kâinatı tasfiye edip, cehennem ve cehennemin maddeleri bir tarafa, cennet ve cennetin mevadd-ı münasibeleri başka tarafa çekilir, âlem-i âhiret tezâhür eder. S.)(Kıyametin hâdisatından ervâh-ı bâkiye müteesir olacaklar mı?Elcevab: Derecatlarına göre müteessir olacaklar. Melâikelerin tecelliyat-ı kahriyede kendilerine göre müteessir oldukları gibi müteessir olurlar. Nasılki bir insan, sıcak bir yerde iken, hariçte kar ve tipi içinde titriyenleri görse akıl ve vicdan itibariyle müteessir olur. Öyle de; zişuur olan ervâh-ı bâkiye, kâinatla alâkadar oldukları için, kâinatın hâdisat-ı azîmesinden derecelerine göre müteessir olmalarını; ehl-i azâb ise, elemkârâne, ehl-i saadet ise, hayretkârane, istiğrabkârane belki bir cihette istibşarkârâne teessüratları bulunmasını, işarat-ı Kur'aniye gösteriyor. Zira Kur'an-ı Hakim, her zaman kıyametin acâibini tehdit suretinde zikrediyor. "Göreceksiniz..." diyor. Halbuki cism-i insani ile onu görenler, kıyamete yetişenlerdir. Demek, kabirde cesetleri çürüyen ervahların da o tehdid-i Kur'aniyeden hisseleri var. M.)
KIYAMET SURESİ: Kur'an-ı Kerim'in 75. Suresi olup "Lâ Uksimu" Suresi de denir. Mekkidir.
MEDE-L-EYYAM: Günlerin sonuna kadar.
MEYAMİN: (Meymenet. C.) Bereketler, mutluluklar, uğurlar.
MEYAMİN: (Meymun. C.) Bereketliler, uğurlular. * Maymunlar.
NEVAİB-İ EYYAM: Günlerin belâları.
NİYAM: (Nâim. C.) (Nevm. den) Uykuda olanlar, uyuyanlar.
NİYAM: f. Kılıf, kın. Kılıç kını.
NİYAMGER: (C.: Niyamgerân) Kın veya kılıf yapan san'atkâr.
ÖMER HAYYAM: Çadırcı Ömer mânâsında olan bu kelime, İran'ın meşhur hayâlperest ve içkiden çok bahseden bir şâirinin adıdır.
PEYAM: (Peygam) f. Haber.
PEYAM-I HASRET: Hasret, özleyiş haberi.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
YAMAK : Yardımcı, yardak, muavin.
YA : Kur'ân alfabesindeki son harfin ismidir. Ebcedî değeri 10'dur. Hecâ harflerinin mahmuse kısmındandır. Şedide ile rihve arasında, ortadadır.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...