Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| YEK: | f. Bir, münferid. Bir oluş, birlik. |
| YEK-ÂVÂZ: | f. Tek sesli, bir sesli. Mc: Bir tarzda, bir şekil üzerine. Edb: Başından sonuna kadar aynı kuvvette güzel olan manzume. |
| YEKÂYEK: | f. Birer birer. Tek tek. Ansızın. |
| YEKBAR: | (Yekbâre) f. Bir defa, bir kere. Bir defada. |
| YEKCİNS: | f. Aynı cinsten. |
| YEKÇEŞM: | Tek gözlü. Âhir zamanda gelecek olan Deccal'ın bir ismi. "Sadece dünya hayatını şiddetle isteyip âhireti unutan ve inkâr eden" meâlinde mecazen söylenilmiştir. Güneş. (Bak: Deccal) |
| YEKDANE: | f. Eşi, benzeri olmayan. Tek. |
| YEKDEM: | f. Bir nefes, çok az, çok kısa. |
| YEKDEST: | f. Bir elli, tek elli. Bir çeşit, bir cins. Eskiden yapılmış bir çeşit rende. |
| YEKDİĞER: | Bir başkası. |
| YEK-DÜ-SE: | f. Bir-iki-üç. |
| YEKE: | f. Yalnız, bir, tek. |
| YEKNESAK: | Devamlı aynı halde olan. Biteviye. Değişmez bir hal.(Yeknesak istirahat döşeğindeki hayat, hayr-ı mahz olan vücuddan ziyade şerr-i mahz olan ademe yakındır ve ona gider. L.) |
| YEKPA: | f. Tek ayaklı. Topal. |
| YEKPARE: | Tek parçadan meydana gelen. Bütün. Parçasız. |
| YEKREH: | f. Riyasız, doğru. |
| YEKRİŞTE: | f. Uygun, muvafık, yaraşır. Şefkatli. |
| YEKRU(Y): | f. İki yüzlülük yapmayan, riyasız. Hâlis ve itimad edilir dost. |
| YEKRUZ: | f. Bir günlük. Geçici, muvakkat. |
| YEKSAL: | f. Bir yıllık. Bir yaşında. |
| YEKSAN: | Beraber. Bir. Düz. Her zaman. |
| YEKSER: | f. Baştan başa. Ansızın. Yalnız başına. |
| YEKSÜVARE: | (C.: Yeksüvârân) Yalnız başına ata binen. Mc: Arkadaşı olmayan kimse. |
| YEKŞEBE: | f. Bir gecelik. |
| YEKTA: | Tek, yalnız, eşsiz. Bir kat. |
| YEKTENE: | f. Tenha, yalnız başına. |
| YEKÛN: | Toptan, hepsi. Netice. Toplam. (Arapçada; olur-oluyor mânâsınadır) |
| YEKVÜCUD: | Tek kişi gibi. Hep birden. |
| YEKZEBAN: | Söz birliği. Ağız birliği. Sözde beraberlik. Aynı dili konuşan. Bir dilde. |
| YEKŞEBE: | f. Bir gecelik. |
| İçerisinde 'YEK' geçenler | |
| DEH-YEK: | f. Öşr, onda bir. |
| DİYEKE: | (Dîk. C.) Dîkler, horozlar. |
| DÜRR-İ YEKTA: | f. Benzeri olmayan, tek inci. * Mc: Hz. Peygamber (A.S.M.) |
| ÇAR U YEK: | Dörtte bir. |
| ÇAR-YEK: | f. Çeyrek, dörtte bir. * Saatin dörtte biri, onbeş dakika. * Mecidiye denilen gümüş sikkenin dörtte biri ki, beş kuruşluk bir gümüş sikkedir. |
| HÂK İLE YEKSAN: | Yerle bir. |
| KE-EN LEM YEKÜN: | Güyâ olmadı. Sanki olmadı. |
| KÜN FEYEKÛN: | (Bak: Emr-i kün) |
| MALEMYEKÜN: | Sözden ibâret. |
| MERSİYEKÂR: | f. Ağıtçı. Ağıt ve mersiye okuyan. |
| TEYEKKUNÂT: | (Teyekkun. C.) Tam olarak ve iyice bilmeler. |
| YEK-ÂVÂZ: | f. Tek sesli, bir sesli. * Mc: Bir tarzda, bir şekil üzerine. * Edb: Başından sonuna kadar aynı kuvvette güzel olan manzume. |
| YEKÂYEK: | f. Birer birer. Tek tek. * Ansızın. |
| YEKBAR: | (Yekbâre) f. Bir defa, bir kere. Bir defada. |
| YEKCİNS: | f. Aynı cinsten. |
| YEKÇEŞM: | Tek gözlü. * Âhir zamanda gelecek olan Deccal'ın bir ismi. "Sadece dünya hayatını şiddetle isteyip âhireti unutan ve inkâr eden" meâlinde mecazen söylenilmiştir. * Güneş. (Bak: Deccal) |
| YEKDANE: | f. Eşi, benzeri olmayan. Tek. |
| YEKDEM: | f. Bir nefes, çok az, çok kısa. |
| YEKDEST: | f. Bir elli, tek elli. * Bir çeşit, bir cins. * Eskiden yapılmış bir çeşit rende. |
| YEKDİĞER: | Bir başkası. |
| YEK-DÜ-SE: | f. Bir-iki-üç. |
| YEKE: | f. Yalnız, bir, tek. |
| YEKNESAK: | Devamlı aynı halde olan. Biteviye. Değişmez bir hal.(Yeknesak istirahat döşeğindeki hayat, hayr-ı mahz olan vücuddan ziyade şerr-i mahz olan ademe yakındır ve ona gider. L.) |
| YEKPA: | f. Tek ayaklı. Topal. |
| YEKPARE: | Tek parçadan meydana gelen. Bütün. Parçasız. |
| YEKREH: | f. Riyasız, doğru. |
| YEKRİŞTE: | f. Uygun, muvafık, yaraşır. * Şefkatli. |
| YEKRU(Y): | f. İki yüzlülük yapmayan, riyasız. * Hâlis ve itimad edilir dost. |
| YEKRUZ: | f. Bir günlük. Geçici, muvakkat. |
| YEKSAL: | f. Bir yıllık. Bir yaşında. |
| YEKSAN: | Beraber. Bir. * Düz. * Her zaman. |
| YEKSER: | f. Baştan başa. * Ansızın. * Yalnız başına. |
| YEKSÜVARE: | (C.: Yeksüvârân) Yalnız başına ata binen. * Mc: Arkadaşı olmayan kimse. |
| YEKŞEBE: | f. Bir gecelik. |
| YEKTA: | Tek, yalnız, eşsiz. * Bir kat. |
| YEKTENE: | f. Tenha, yalnız başına. |
| YEKÛN: | Toptan, hepsi. Netice. Toplam. (Arapçada; olur-oluyor mânâsınadır) |
| YEKVÜCUD: | Tek kişi gibi. Hep birden. |
| YEKZEBAN: | Söz birliği. Ağız birliği. Sözde beraberlik. * Aynı dili konuşan. Bir dilde. |
| YEKŞEBE: | f. Bir gecelik. |
| ZEYEK: | İki uyluk arasının geniş olup birbirine uzak olması. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| YEK-ÂVÂZ : | f. Tek sesli, bir sesli. * Mc: Bir tarzda, bir şekil üzerine. * Edb: Başından sonuna kadar aynı kuvvette güzel olan manzume. |
| YEAKİB : | (Ya'kub. C.) Erkek keklikler. |