Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
YEL: (C.: Yelân) Pehlivan. şampiyon.
YELAN: (Yel. C.) f. şampiyonlar, pehlivanlar.
YELDA: f. Uzun.
YELE: f. Kuvvetle saldıran.
Otlağa salınmış hayvan sürüsü.
Koşan, koşucu, seğirten.
Bazı hayvanların ensesindeki kıllar.
YELEB: Beyaz deve.
Polat demir.
Toplamak, cem'etmek.
Deriden yapılmış cübbe, zırh ve gömlek.
Kalkan.
YELEK(A): Her nesnenin beyazı.
Beyaz keçi.
YELEL: Üst dişlerin kısa olması.
YELEM: Aslâ yemişi olmayan sert ve katı ağaç.
YELENDED: Etli, semiz kimse.
YELMA': Yalancı.
Serap.
YELMEK: (C.: Yelâmık) Kalın kaftan.
YELEMLEM: Deri.
Bir yerin adı. (Yemenliler ihramı orada giyerler.)
YELPEZ: Yelpaze.
Serinletmek için el ile havalandırma âleti.
YELTENMEK: t. Bir şeye başlamağa niyet etmek. Teşebbüse kalkışmak. Özenmek. Taklide çalışmak.
İçerisinde 'YEL' geçenler
CEMAZİYEL AHİR: Arabi ayların altıncısıdır. (Arabi aylar: Muharrem, Safer, Rabiyy-ül-evvel, Rabiyy-ül-âhir, Cemaziyel-evvel, Cemaziyel-ahir, Receb, şaban, Ramazan, şevval, Zilkade, Zilhicce'dir)
CEMAZİYEL EVVEL: Arabi ayların beşincisidir. * Bir kişinin mazisi, geçmişi.
ELYEL: Çok karanlık gece.
HEYELAN: Toprak kayması.
HİYEL: (Hile. C.) Aldatmacalar, hileler, sahtekârlıklar.
HİYELA: Kibir, gurur, enaniyet, kendini beğenmişlik.
HUYELA': Kibir, ucub.
KAZİYE-İ MUHAYYELE: Man: Kizb olduğu mâlum iken nefsin ya münbasit ya münkabız olduğu kaziyye. Hayali olan hüküm.
MEYELAN: Bir tarafa eğilmiş olma. Ziyâde meyil gösterme. İltizam.(Fıtrat yalan söylemez. Bir çekirdekteki meyelân-ı nümuvv der: "Ben sünbülleneceğim, meyve vereceğim." Doğru söyler. Yumurtada bir meyelân-ı hayat var. Der: "Piliç olacağım." Biiznillâh olur. Doğru söyler. Bir avuç su, meyelân-ı incimad ile der: "Fazla yer tutacağım." Metin demir onu yalan çıkaramaz; sözünün doğruluğu demiri parçalar. Şu meyelânlar, iradeden gelen evâmir-i tekviniyenin tecellileridir, cilveleridir. M.)
MUHAYYEL: Tahayyül edilmiş. Hayâl olarak düşünülmüş. Zihinde tasarlanmış.
MUHAYYELAT: (Muhayyele. C.) Hayâl edilmiş olan şeyler. Muhayyel olan şeyler.
MÜFAYELE: Yüzük saklama oyunu.
MÜKÂYELE: (Mükâyelet) Bir kimsenin davranışına aynıyla karşılık verme. * Ölçülmek.
MÜLAYELE: Gece işi için verilen ücret.
MÜTEHAYYEL: Hayal edilen şey.
MÜTEHAYYELÂT: (Mütehayyel. C.) Hayal edilen şeyler.
MÜZAYELE: Birbirinden ayrılma.
MÜZEYYEL: (Zeyl. den) Zeyli, ilâvesi olan. * Altına cevabı yazılıp geri gönderilen tezkere. * Eklentisi olan. Ekleme parçası olan.
MÜZEYYELÂT: (Müzeyyel. C.) Zeyiller, ilâveler, katılmış şeyler.
MÜZEYYELEN: Kâğıdın altına, ek karşılığı yazılarak.
NEYELAN: İsteğe ulaşma. Arzulanan şeye vâsıl olma.
SAMYELİ: Sıcak memleketlerde esen bunaltıcı rüzgâr.
SEYELAN: Akma. Cereyan. * Sel felâketi.
SEYELAN-I DEM: Kan akma.
SEYR Ü SEYELÂN: Devamlı akıp gitme ve değişme.
ŞEB-İ YELDA: f. En uzun gece.
ŞEB-İ YELDA: f. En uzun gece.
ÜYEL: (C: Eyâyil) Dağ keçisi.
YELAN: (Yel. C.) f. şampiyonlar, pehlivanlar.
YELDA: f. Uzun.
YELE: f. Kuvvetle saldıran. * Otlağa salınmış hayvan sürüsü. * Koşan, koşucu, seğirten. * Bazı hayvanların ensesindeki kıllar.
YELEB: Beyaz deve. * Polat demir. * Toplamak, cem'etmek. * Deriden yapılmış cübbe, zırh ve gömlek. * Kalkan.
YELEK(A): Her nesnenin beyazı. * Beyaz keçi.
YELEL: Üst dişlerin kısa olması.
YELEM: Aslâ yemişi olmayan sert ve katı ağaç.
YELENDED: Etli, semiz kimse.
YELMA': Yalancı. * Serap.
YELMEK: (C.: Yelâmık) Kalın kaftan.
YELEMLEM: Deri. * Bir yerin adı. (Yemenliler ihramı orada giyerler.)
YELPEZ: Yelpaze. * Serinletmek için el ile havalandırma âleti.
YELTENMEK: t. Bir şeye başlamağa niyet etmek. Teşebbüse kalkışmak. Özenmek. Taklide çalışmak.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
YELAN : (Yel. C.) f. şampiyonlar, pehlivanlar.
YEAKİB : (Ya'kub. C.) Erkek keklikler.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...