| Kelime | Anlam |
|---|
| ZİYY: | (C.: Ezyâ) (Zeyy) Dış görünüş. Libas. Kılık, kıyafet. Hey'et. |
| İçerisinde 'ZİYY' geçenler |
|---|
| ÂCİZİYYET: | Acizlik, beceriksizlik, kabiliyetsizlik. * Fakirlik, tevâzu. |
| ADEM-İ MERKEZİYYET: | Bir idâri taksimattaki parçaların (vilâyet, belediye ve köy) muayyen hususlarda kendi kendilerine idare yetkileri. Bir yere bağlı olmaksızın veya bir yerden idare edilmeksizin olan muamele. Bütün kısım ve şubelerin kendi kendilerini idare tarzı. |
| AZİYY: | (C.: Ezavî) Deniz dalgası. |
| BEZİYY: | Hayâsız, utanmaz kimse. |
| ESBAB-I NAKZİYYE: | Bir hükmün daha yüksek bir merci tarafından bozulmasını icâb ettiren sebepler. Bozma sebepleri. |
| EVZAN-I ARUZİYYE: | Edb: Aruz vezinleri. |
| EYYAM-I MAZİYYE: | Geçmiş günler. |
| EZMİNE-İ MÂZİYYE: | Geçmiş zamanlar. |
| GAMMAZİYYET: | Koğuculuk, fitnecilik, gammazlık. |
| GAZİYY: | (C: Gazâ) Yeni doğmuş kuzu. |
| HAFÎZİYYET: | Muhafaza edicilik, koruyup esirgeyicilik. * Cenâb-ı Hakk'ın, bütün tohum ve çekideklerde olduğu gibi, bir mahlûkun başına gelecek vaziyetleri ve başından geçenleri muhafaza edici sıfatı. Cenab-ı Hakk'ın muhafaza ediciliği.(İsm-i Hafız'in tecelli-i etemmine işaret eden: $âyetidir. Kur'an-ı Hakîm'in bu hakikatına delil istersen: Kitab-ı Mübin'in mistarı üstünde yazılan şu kâinat kitabının sahifelerine baksan, ism-i Hafîz'in cilve-i azamını ve bu âyet-i kerimenin bir hakikat-ı kübrasının naziresini çok cihetlerle görebilirsin. Ezcümle: Ağaç, çiçek ve otların muhtelif tohumlarından bir kabza al. O muhtelif ve birbirine muhalif tohumların cinsleri birbirinden ayrı, nevileri birbirinden başka olan çiçek ve ağaç ve otların sandukçaları hükmünde olan o kabzayı karanlıkta ve karanlık ve basit ve câmid bir toprak içinde defnet, serp. Sonra mizansız ve eşyayı farketmeyen ve nereye yüzünü çevirsen oraya giden basit su ile sula. Sonra senevî haşrin meydanı olan bahar mevsiminde gel, bak! İsrâfil-vâri melek-i ra'd; baharda, nefh-i Sur nev'inden yağmura bağırması, yer altında defnedilen çekirdeklere nefh-i ruhla müjdelemesi zamanına dikkat et ki, o nihayet derece karışık ve karışmış ve birbirine benziyen o tohumcuklar, ism-i Hafîz'in tecellisi altında kemal-i imtisal ile hatasız olarak Fâtır-ı Hakîm'den gelen evamir-i tekviniyeyi imtisal ediyorlar. Ve öyle tevfik-i hareket ediyorlar ki: Onların o hareketlerinde bir şuur, bir basiret, bir kasd, bir irade, bir ilim, bir kemal, bir hikmet parladığı görünüyor. Çünki görüyorsun ki: O birbirine benzeyen tohumcuklar, birbirinden temayüz ediyor, ayrılıyor. Meselâ bu tohumcuk, bir incir ağacı oldu. Fâtır-ı Hakimin nimetlerini başlarımız üstünde neşre başladı. Serpiyor, dallarının elleri ile bizlere uzatıyor. İşte bu, ona sureten benziyen bu iki tohumcuk ise, gün âşıkı namındaki çiçek ile, hercâi menekşe gibi çiçekleri verdi. Bizler için süslendi. Yüzümüze gülüyorlar; kendilerini bizlere sevdiriyorlar. Daha buradaki bir kısım tohumcuklar, bu güzel meyveleri verdi. Ve sünbül ve ağaç oldular. Güzel tad ve koku ve şekilleri ile iştihamızı açıp, kendi nefislerine bizim nefislerimizi davet ediyorlar. Ve kendilerini müşterilerine feda ediyorlar. Tâ nebatî hayat mertebesinden, hayvanî hayat mertebesine terakki etsinler. Ve hâkeza... kıyas et. Öyle bir surette o tohumcuklar inkişaf ettiler ki, o tek kabza, muhtelif ağaçlarla ve mütenevvi çiçeklerle dolu bir bahçe hükmüne geçti. İçinde hiçbir galat, kusur yok. $ sırrını gösterir. Herbir tohum, ismi-i Hafîz'in cilvesiyle ve ihsaniyle ona pederinin ve aslının malından verdiği irsiyeti; iltibassız, noksansız muhafaza edip gösteriyor. İşte bu hadsiz harika muhafazayı yapan Zât-ı Hafîz, kıyamet ve haşirde, hafîziyyetin tecelli-i ekberini göstereceğine kat'i bir işarettir. Evet bu ehemmiyetsiz, zâil, fâni tavırlarda bu derece kusursuz, galatsız hafîziyyet cilvesi bir hüccet-i katıadır ki; ebedi te'siri ve azim ehemmiyeti bulunan emanet-i kübra hamelesi ve arzın halifesi olan insanların ef'al ve âsâr ve akvâlleri ve hasenat ve seyyiatları, kemal-i dikkatle muhafaza edilir ve muhasebesi görülecek. Âyâ bu insan zanneder mi ki, başıboş kalacak. Hâşâ!... Belki insan, ebede meb'ustur ve saadet-i ebediyeye ve şekavet-i daimeye namzeddir. Küçük-büyük, az-çok her amelinden muhasebe görecek. Ya taltif veya tokat yiyecek. İşte hafîziyyetin cilve-i kübrasına ve mezkûr âyetin hakikatına şâhidler had ve hesaba gelmez. Bu mes'eledeki gösterdiğimiz şahid; denizden bir katre, dağdan bir zerredir. L.) |
| HÂMIZİYYET: | Ekşilik, kekrelik. |
| HARARET-İ GARİZİYYENİN İLTİHABI ZAMANI: | İnsanda şehvanî ve nefsanî hislerin galeyanda olduğu devresi. |
| HAZİYY: | Mertebeli, değerli kişi. * Yarış atlarının sekizincisi. |
| HİBRİZİYY: | Acem askerlerinden şanlı bir süvârinin adı. |
| HARARET-İ GARİZİYYENİN İLTİHAB: | İnsanda şehvanî ve nefsanî hislerin galeyanda olduğu devresi. |
| KAZİYE (KAZİYYE): | Man: Hüküm. Bir hükmü ifâde eden kelâm. * Karar. Fikir. İfâde. * Hak veya bâtıl mâna ifade eden söz. * Hükmeylemek. * Hükümet. |
| KAZİYE-İ CÜZİYYE: | Man: Hükmü, mevzuun bazı efradına şamil olan kaziye. "Bazı şeyler serttir." gibi. |
| KUYUD-U İHTİRAZİYYE: | Korunmak için ilerisine âid tedbir kayıtları. Bazı hakları kullanabilme şartı. |
| LEVZİYYAT: | Bademle yapılmış tatlılar. |
| MARAZİYYÂT: | Hastalıklar ilmi, patoloji. |
| MERKEZİYYET: | İşlek yerde, merkezde bulunmuş olmak. * Bütün işlerin bir yerden idare edilir olması, merkezleştirilmesi. |
| MEZİYYAT: | (Meziyyet. C.) Meziyyetler. Üstünlük vasıfları. |
| MEZİYYET: | İyilik. İyi ve salih hareket ve faaliyet.(Dünyaca havas tanınan insanlardaki meziyet, sebeb-i tevazu' ve mahviyet iken, tahakküm ve tekebbüre sebep olmuştur. Fukaranın aczi, avâmın fakrı, sebeb-i merhamet ve ihsan iken; esaret ve mahkûmiyetlerine müncer olmuştur. M.) |
| MEZİYYET-İ İFÂDE: | İfâde meziyeti. |
| MUKTEZİYYAT: | İktiza eden şeyler. Gerekli olan ve icab eden şeyler. |
| MÜSÜL-Ü FARAZİYYE: | Farazî temsiller, hikâyeler. |
| NAFAKA-İ MAKZİYYE: | Fık: Hâkim tarafından takdir olunan nafaka. |
| NEFS-İ MARDİYE (MARZİYYE): | Kusurlarını bilen, kendisinden râzı olunan nefis. Rabbinin indinde makbul olan nefis. |
| RAFIZİYYUN: | (Rafızî. C.) Rafızîler. |
| RİYAZİYYUN: | (Riyazî. C.) Matematik âlimleri. |
| ŞAZİYYE: | (C.: Şezâyâ) Kavis, yay. * Ağaç kıymığı gibi, bir şeyden kopmuş parça. * Kırılan kemikten meydana gelen parçalar. * İncik kemiği. |
| ŞEZİYYE: | (C.: Şezâyâ) Bir parça nesne. |
| TEZYİNÂT-I LAFZİYYE: | (Muhassınat-ı lafziyye de denir. İlm-i Bediin iki bölümünden ikinci bölümüdür. ) Kelâmın lafzında olan ve göze hitab eden edebî san'atlar. Cinas, seci' gibi. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| ZİYA' : | Kaybolma, mahvolma. |
| Zİ : | Kılık, kıyafet. Elbise. |