Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| ZADE: | (Ziyâdet. den fiil) Çoğaldı, ziyade oldu veya çok olsun, çoğalsın (meâlinde). |
| ZADE: | f. Evlâd, oğul. İyi insan. Nikâh neticesi olmuş çocuk. Kelime sonuna getirilerek birleşik kelimeler de yapılır. Meselâ: Şah-zade (Şehzade) $ : Padişah evlâdı. |
| ZADE-İ TAB': | (Zâde-i tabiat - Zâde-i hâtır) Bir kimsenin kabiliyetinden, tabiatından meydana gelen eseri. |
| ZADEGÂN: | f. Asâlet. Temiz ve meşhur soydan olan. Tanınmış ve temiz âileden olan. Aristokrat. Meşhur ve belli âileler cemaatı. |
| ZADEGÎ: | f. Asillik, soy temizliği, zadelik. |
| ZADELLAH: | Allah ziyade eylesin, artırsın (meâlinde dua). |
| ZADEN: | f. Doğmak, doğurmak. |
| İçerisinde 'ZADE' geçenler | |
| AMUCAZADE: | f. Amca oğlu. |
| ASİL-ZADE: | f. Sülâlesi ve ailesi görgülü, temiz ve asil olan. |
| ASİL-ZÂDEGÂN: | (Asil-zâde. C.) Asilzâdeler, soylu kişiler. |
| AVRUPAZÂDE: | f. Avrupa'dan doğan. Avrupa te'siri ile olan. Avrupalıyı taklid eden. |
| AZADE: | f. Bağlardan kurtulmuş. Serbest. Kayıtsız. Hür. Sâlim. Müberrâ. |
| AZADE-DİL: | f. Gönlü bir şeye bağlı olmayan. |
| AZADE-GÂN: | f. (Azâde. C.) Azadeler. Bağımsız, serbest ve hür olanlar. |
| AZADE-GÎ: | f. Hürlük, âzâdelik, serbestlik. |
| AZADE-HÂTIR: | f. Başı dinç, gönlü hoş olan. |
| AZADE-HAYAT: | f. Hayattan kurtulmuş. Ölmüş. |
| AZADE-SER: | Başı boş. Hür. |
| BENDE-ZADE: | f. Köle çocuğu. * Mc: Çocuğunu onun kölesi yerinde tutup mütevâzi muâmelede bulunan. |
| BEYZADE: | Osmanlı Sultanlarının oğulları. * Bey oğlu. Babası reis veya âmir olan. * Soylu, asil, necib. |
| BİRADERZADE: | f. Kardeş oğlu. (Yeğen: Kızkardeşin oğludur.) |
| GÜRGZADE: | f. Kurt yavrusu. |
| HAHER-ZADE: | f. Hemşirezade, kızkardeş çocuğu. Yeğen. |
| HARAM-ZADE: | Gayr-ı meşru münasebetten doğmuş çocuk. Piç. |
| HELAL-ZADE: | Helâl doğmuş, meşru ve nikâhlı ana-babadan dünyaya gelmiş çocuk. * İyi adam, fenalık yapmaktan çekinen. Sâlih, afif, nâmuskâr. |
| HEMŞİRE-ZÂDE: | f. Kızkardeş çocuğu. |
| İMAMZADE: | İmam oğlu. Babası imam veya imam ünvanını hâiz olan adam. |
| İSTİZADE: | (Ziyade. den) Arttırılmasını arzulama, çoğaltılmasını isteme. |
| İZADE: | Ailesini koruması için bir kimseye yardım etme. |
| MEZADE: | (C.: Mezaid) Tuluk, dağarcık. |
| MISRÂ-İ ÂZÂDE: | Edb: Başlıbaşına mânası bulunan mısra. |
| MUAZADE: | Yardım etme. |
| MESELÂ: ŞAH-ZADE (ŞEHZADE): | Padişah evlâdı. |
| PAŞAZÂDE: | Paşa oğlu. |
| ŞAHZADE: | f. Şâh oğlu. Hükümdar veya pâdişah oğlu. Prens. |
| ŞEHZADE: | (Bak: şahzade) |
| ŞEHZADE: | (Bak: Şahzade) |
| ZADE-İ TAB': | (Zâde-i tabiat - Zâde-i hâtır) Bir kimsenin kabiliyetinden, tabiatından meydana gelen eseri. |
| ZADEGÂN: | f. Asâlet. * Temiz ve meşhur soydan olan. Tanınmış ve temiz âileden olan. Aristokrat. * Meşhur ve belli âileler cemaatı. |
| ZADEGÎ: | f. Asillik, soy temizliği, zadelik. |
| ZADELLAH: | Allah ziyade eylesin, artırsın (meâlinde dua). |
| ZADEN: | f. Doğmak, doğurmak. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| ZADE-İ TAB' : | (Zâde-i tabiat - Zâde-i hâtır) Bir kimsenin kabiliyetinden, tabiatından meydana gelen eseri. |
| ZAD : | Azık. Yolda yenecek veya içilecek gıda maddesi. |
| ZA : | "Ze" harfinin adı. |