| Kelime | Anlam |
|---|
| ZAHİRE: | Anbarda saklanan yiyecek, hububat. Azık. |
| ZAHİRE-İ ÂHİRET: | Ahiret azığı. Hayır ve iyilikler. Sâlih amel ve ibâdetler. |
| ZAHİRE: | (C.: Zevâhir) Parlak. |
| ZAHİRE: | (Zahâyir) Öğle vakitleri sıcaklığın çok olduğu vakitler. |
| ZAHİRE: | Dışarı fırlamış olan göz. Günün yarısında devenin otlamaktan gelmesi. |
| ZÂHİREN: | Görünüşe göre. Meydanda olduğu gibi. Göründüğü gibi. |
| İçerisinde 'ZAHİRE' geçenler |
|---|
| EMVAL-İ ZÂHİRE: | Sâime denilen hayvanlar ile bir kısım arazi mahsulâtı ve madenleri ile yer altındaki hazineler ve gümrüklere uğrayan ticaret mallarıyla, nakitler. |
| HAVASS-I (HAMSE-İ) ZÂHİRE: | Zâhirî beş duygu: Tatmak, görmek, işitmek, koklamak, dokunup duymak. |
| ZAHİRE-İ ÂHİRET: | Ahiret azığı. Hayır ve iyilikler. Sâlih amel ve ibâdetler. |
| ZÂHİREN: | Görünüşe göre. Meydanda olduğu gibi. Göründüğü gibi. |
| ZÂT-UL İLKAH-İ ZÂHİRE: | İlkahı (döllenmesi) çiçek vâsıtasıyla olan nebat. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| ZAHİRE-İ ÂHİRET : | Ahiret azığı. Hayır ve iyilikler. Sâlih amel ve ibâdetler. |
| ZAHİR : | (Zuhur. dan) Görünen, âşikâr olan. Açık, belli, meydanda olan. * Görünüşe göre. * Şüphesiz. * Suret. Dış yüz. Görünüş. * Anlaşılan. * Meğer. Galiba. Zannederim. Elbette. |
| ZAHİB : | (Zehâb. dan) Giden, gidici. * Bir zanna kapılan. Bir fikre uyan. |
| ZAHA : | Çirkin kokulu, pis kokulu. |
| ZA : | "Ze" harfinin adı. |