Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| ZEBAN: | f. Dil, lisan, lügat, lehçe. |
| ZEBAN-ÂVER: | f. Düzgün konuşan, düzgün söz veya şiir söyleyen. Dile getiren. |
| ZEBAN-DIRAZ: | f. Dil uzatan, atıp tutan. |
| ZEBANE: | f. Terazi gibi bazı âletlerin dili andıran parçaları. Alev. |
| ZEBANEKEŞ: | f. Alevlenen, alevli. |
| ZEBANEŞ: | Onun dili. |
| ZEBANİ: | Cehennem'de vazife gören melek. |
| ZEBANİYÂN: | f. (Zebaniye) Zebaniler. Cehennemlikleri Cehennem'e atmaya vazifeli melekler. |
| ZEBANİYE: | Azap melekleri. |
| ZEBANZED: | f. Ata sözü, darb-ı mesel. Alışılmış, her zaman söylenen söz. |
| ZEBANEKEŞ: | f. Alevlenen, alevli. |
| ZEBANEŞ: | Onun dili. |
| İçerisinde 'ZEBAN' geçenler | |
| ATEŞ-ZEBÂN: | f. Ateş dilli. Çok dokunaklı söz veya şiir söyleyen. |
| ATEŞ-ZEBÂN: | f. Ateş dilli. Çok dokunaklı söz veya şiir söyleyen. |
| BAZENDE-ZEBAN: | f. Boş boğaz, geveze, çok konuşan. |
| BED-ZEBAN: | f. Kötü söz söyliyen, hicveden. Ağzı pis, ağzı bozuk. * Kötü dil. |
| DÜ-ZEBAN: | f. İki dilli. |
| ÇAR-ZEBAN: | f. Geveze, çenesi düşük, lüzumsuz olarak konuşan. |
| GİRİFTE-ZEBAN: | Kekeme, dili tutuk. |
| HEM-ZEBAN: | Aynı dili konuşan, lisanları aynı olan. |
| KEMZEBAN: | f. Az konuşan kimse. Az söyleyen kişi. |
| ŞİKESTEZEBÂN: | f. Peltek. |
| ŞİRİNZEBAN: | f. Tatlı dilli. |
| ŞİKESTEZEBÂN: | f. Peltek. |
| ŞİRİNZEBAN: | f. Tatlı dilli. |
| TER-ZEBAN: | f. "Yaş dilli". Hazırcevap. * Kalem. |
| TÎGZEBAN: | f. Dili kılıç gibi olan. Tesirli söz söyleyen. |
| TÜNDZEBAN: | f. Düzgün konuşan, düzgün söz söyleyen. |
| VİRD-İ ZEBAN: | Dilde tesbih. Sık sık tekrar edilen dua, söz, zikir. |
| YEKZEBAN: | Söz birliği. Ağız birliği. Sözde beraberlik. * Aynı dili konuşan. Bir dilde. |
| ZAHM-İ ZEBAN: | Dil yarası. |
| ZEBAN-ÂVER: | f. Düzgün konuşan, düzgün söz veya şiir söyleyen. * Dile getiren. |
| ZEBAN-DIRAZ: | f. Dil uzatan, atıp tutan. |
| ZEBANE: | f. Terazi gibi bazı âletlerin dili andıran parçaları. * Alev. |
| ZEBANEKEŞ: | f. Alevlenen, alevli. |
| ZEBANEŞ: | Onun dili. |
| ZEBANİ: | Cehennem'de vazife gören melek. |
| ZEBANİYÂN: | f. (Zebaniye) Zebaniler. Cehennemlikleri Cehennem'e atmaya vazifeli melekler. |
| ZEBANİYE: | Azap melekleri. |
| ZEBANZED: | f. Ata sözü, darb-ı mesel. * Alışılmış, her zaman söylenen söz. |
| ZEBANEKEŞ: | f. Alevlenen, alevli. |
| ZEBANEŞ: | Onun dili. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| ZEBAN-ÂVER : | f. Düzgün konuşan, düzgün söz veya şiir söyleyen. * Dile getiren. |
| ZEBAB : | Karasinek. (Bak: Zübab) |
| ZE : | Kur'an alfabesinde onbirinci harftir ve ebcedi kıymeti 7'dir. |