| Kelime | Anlam |
|---|
| ZED: | f. Vurma, dövme. |
| ZED: | "Vurucu, vuran" mânasına gelir ve birleşik kelimeler yapılır. Meselâ: Guş-zed $ : Kulağa çalınan. Zeban-zed $ : Yayılmış söz. |
| ZEDE: | (Zed) f. Birleşik kelimeler yapılarak, "vurulmuş, çarpılmış, tutulmuş" manalarına gelir. Meselâ: Musibet-zede $ : Musibete uğramış. |
| ZEDEGÂN: | (-zede. C.) f. Tutulmuşlar, çarpılmışlar, uğramışlar mânalarına gelir ve birleşik kelimeler yapılır. |
| ZEDERGÂH: | (Bak: Zidergâh) |
| ZEDE (-): | (Zed) f. Birleşik kelimeler yapılarak, "vurulmuş, çarpılmış, tutulmuş" manalarına gelir. Meselâ: Musibet-zede $: Musibete uğramış. |
| İçerisinde 'ZED' geçenler |
|---|
| AFETZEDE: | (C: Afetzedegân) f. Bir musibete, bir belâya ve bilhassa yangın, zelzele gibi bir felâkete uğramış. |
| AFETZEDEGÂN: | (Afetzede. C.) f. Afete, belâya, felâkete uğramışlar. |
| ATEŞ-ZEDE: | f. Yakılmış, yakılan. |
| BEHEMZEDE: | f. Topluluğu dağıtmış, cemiyeti bozmuş. |
| BELA-ZEDE: | f. Belaya uğramış, başına musibet gelmiş olan. |
| BERHEM-ZEDE: | f. Karmakarışık, altı üstüne getirilmiş. |
| BERSER-ZEDEN: | f. Başa kakmak, azarlamak. |
| BERZEDE: | f. Toplanılmış, biriktirilmiş, bir araya getirilmiş. |
| ELEM-ZEDE: | f. Acılı. Kederli. Dertli. |
| ELEMZEDE-GÂN: | (Elemzede. C.) f. Elemliler, kederliler, dertliler. |
| FELAKETZEDE: | f. Belâya uğramış, bir musibete düşmüş, acınacak hale gelmiş olan. |
| FELEKZEDE: | f. Feleğin kahrına uğramış, tâlihsiz. |
| GAMM-ZEDE: | f. Kederli, hüzünlü, gamlı, tasalı. |
| GURBET-ZEDE: | f. Memleketinden başka yerde bulunan, gurbete düşmüş olan. |
| GUŞ-ZED: | f. Kulağa çarpan, işitilen. |
| HARÎK-ZEDE: | (C.: Harikzedegân) f. Yangından zarar görmüş kişi. Evi ve eşyaları yanmış kimse. |
| HASRET-ZEDE: | (C.: Hasret-zedegân) f. Hasrete düşmüş, hasrete uğramış. |
| HAYBET-ZEDE: | f. Sıkıntıya uğrayan, kedere düşen, kederli olan. |
| HAYRET-ZEDE: | f. Hayrete düşmüş ve şaşırmış olan. |
| HERZEDERAY: | f. Mânâsız ve saçmasapan sözler konuşan. |
| HİCRAN-ZEDE: | Ayrılmış, üzüntülü, hicrâna uğramış. |
| KALEMZEDE: | f. Yazılmış, kaleme alınmış. |
| KAZA-ZEDE: | Kazaya uğramış, başına felâket gelmiş. |
| KEMZEDE: | f. Tâlihsiz, şanssız, bahtsız. |
| LEKEDZEDE: | f. Çifte yiyen. |
| LERZEDÂR: | f. Titrek, titreyici. |
| MÂTEMZEDE: | Mâtemli. Yaslı. |
| MELAMETZEDE: | (C.: Melametzedegân) f. Melamete uğramış, ayıplanmış, azarlanmış, kınanmış. |
| MELAMET-ZEDEGÂN: | (Melametzede. C.) f. Ayıplanmış, kınanmış kimseler, azarlanmış olanlar. |
| MİHNETZEDE: | f. Afet ve belâya uğramış. Keder, mihnet ve musibete giriftar olmuş. |
| MUSİBET-ZEDE: | Belâya uğrayan. Hastalık veya başka musibete uğrayan.(İmanla insanın kalbinde öyle bir kuvve-i mâneviye husule gelir ki, insan o kuvvet ile her musibete, her hâdiseye karşı mukavemet edebilir! İ.İ.) |
| NAMZED: | (Nâm-zed) f. İsteyen veya istenilen kimse. * Sözlü. Nişanlı. * Bir vazifeye tayin edilmesini isteyen veya istenilen kişi. Aday. |
| NEKBETZEDE: | f. Felâket görmüş, musibete uğramış. |
| NİZEDÂR: | f. Mızraklı. Kargılı. Süngülü. |
| PAYZEDE: | f. Çiğnenmiş, ayak altında kalmış. |
| PA-ZEDE: | (Bak: Pâyzede) |
| RAKAMZEDE: | f. Yazılan, söylenen. Yazılmış. |
| RUZEDÂR: | f. Oruçlu. |
| SAİKA-ZEDE: | f. Yıldırım çarpmış. |
| SAYKALZEDE: | f. Cilâlı. Cilâlanmış. |
| SERZEDE: | f. Baş göstermiş, uç vermiş, çıkmış. |
| SEVDAZEDE: | f. Âşık, meftun, sevdalı. |
| ŞANEZEDE: | f. Tarakla saçları taranmış. |
| TABERZED: | Bir cins şeker. |
| TEB-ZEDE: | (C.: Teb-zedegân) f. Sıtmaya tutulmuş. |
| TENZEDE: | f. Sessiz, sâkin, susmuş. |
| TUFANZEDE: | f. Tufan görmüş. Tufana uğramış. |
| VELEHZEDE: | f. Sevgilinin hışmına uğrayıp kahır çeken âşık. |
| ZAHMZEDE: | f. Yaralı. Mecruh. |
| ZÂNÛZEDE: | f. Diz çökmüş. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| ZEDE : | (Zed) f. Birleşik kelimeler yapılarak, "vurulmuş, çarpılmış, tutulmuş" manalarına gelir. Meselâ: Musibet-zede $ : Musibete uğramış. |
| ZE : | Kur'an alfabesinde onbirinci harftir ve ebcedi kıymeti 7'dir. |