Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| ZEME: | (C.: Zemmâm) Suyu az olan kuyu. Tenbellik. |
| ZEMEC: | Gadap etmek, hiddetlenmek, kızmak. Doldurmak. |
| ZEMEL: | Bir yanı üzerine çöküp öbür yanını yukarıya kaldırarak koşmak. Devenin ayağına ârız olan aksaklık. Su tulumunun sarkması. |
| ZEMEN: | Zaman, vakit. |
| ZEMER: | İnce saçlı. Bahadır, kahraman, yiğit kimse. |
| ZEMEYAN: | Acele. |
| İçerisinde 'ZEME' geçenler | |
| DARZEME: | Çok ısırmak. |
| HAZEME: | Kısa boylu kadın. |
| HAZEME: | (C.: Huzem) Kabuğundan ip ve urgan yapılan bir ağaç cinsi. |
| MÜLAZEME: | Lüzumlu. Gerekli. Ayrılmaz. Lâzım. |
| MÜLAZEMET: | Devamlı bir işle meşguliyet. * Sımsıkı bir işe bağlılık. * Staj görme. * Gidip gelme. |
| MÜLAZEMETEN: | Staj görerek. Maaşsız ve aylıksız olarak. |
| MÜRAZEME: | Yaş üzümü ekmekle yemek. * Yemekte sohbet etmek. |
| REZEME: | (C.: Ruzum) Devenin ağzını açmadan boğazından çıkan ses. |
| ZEMEC: | Gadap etmek, hiddetlenmek, kızmak. * Doldurmak. |
| ZEMEL: | Bir yanı üzerine çöküp öbür yanını yukarıya kaldırarak koşmak. * Devenin ayağına ârız olan aksaklık. * Su tulumunun sarkması. |
| ZEMEN: | Zaman, vakit. |
| ZEMER: | İnce saçlı. * Bahadır, kahraman, yiğit kimse. |
| ZEMEYAN: | Acele. |
| ZEMZEME: | Nağme, hoş ses. Uzun uzadıya gürleyerek seslenmek. Geniz ve boğaz ile ezgili ses çıkarmak. Yavaş yavaş geniz ve boğazdan ses çıkararak türkü veya şarkı söylemek. * Cemaat. |
| ZEMZEME-DÂR: | f. Ahenkli. |
| ZEMZEME-PİRÂ: | f. Şarkı söyleyen, terennüm eden. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| ZEMEC : | Gadap etmek, hiddetlenmek, kızmak. * Doldurmak. |
| ZEMA' : | Tenbel olmak. * Dehşetli olmak. * Acele etmek. * Yırtmak. * Alçak insan, kötü insan. |
| ZE : | Kur'an alfabesinde onbirinci harftir ve ebcedi kıymeti 7'dir. |