| Kelime | Anlam |
|---|
| ZEND: | (C.: Zinâd-Eznüd-Eznâd) Kolun bilekte olan mafsalı. Çakmak taşı ve demiri. |
| ZENDEKA: | Kâfirlik, dinsizlik. (Zendeka sâhibine zındık denir. Bazılarınca zındık; hem dinsiz, hem emvâl ve ezvacın iştirakine ve dehrin bekasına kail olan kimsedir.) |
| İçerisinde 'ZEND' geçenler |
|---|
| ALİZENDE: | f. Çifteli at. |
| AMUZENDE: | f. Talebe, öğrenci. * Muallim, öğretmen. Öğreten. |
| AMÜRZENDE: | f. Bağışlayan, afveden. |
| AZM-İ ZEND: | Tıb: Dirsek kemiği. |
| BAZENDE: | f. Oynıyan, oynayıcı. |
| BAZENDE-ZEBAN: | f. Boş boğaz, geveze, çok konuşan. |
| FERZEND: | (C.: Ferzendân) f. Yavru. Çocuk. Veled. |
| FERZENDÂNE: | Evlâd gibi. Evlâda yakışır surette. |
| FİRUZENDE: | f. Meşhur bir cins lâle. |
| GEZEND: | f. Musibet, belâ, felâket, âfet. * Elem, keder, hüzün. * Zarar, ziyan. |
| GÜDAZENDE: | f. Eriten, eritici. |
| GÜRİZENDE: | (C: Gürizendegân) f. Kaçan, kaçıcı. |
| HEMZEND: | f. Beraber olanlar. Beraber çalışanlar. |
| HÎZENDE: | f. Sıçrayıcı, fırlayıcı. |
| LERZENDE: | f. Titreyen, titrek. |
| MÜTEZENDİK: | Kâfir olan. Zındık olan. |
| NAZENDE: | f. Nazlı, naz edici, naz yapan. |
| NEVAZENDE: | f. Okşayan, okşayıcı. |
| SAZENDE: | (C.: Sâzendegân) f. Çalgıcı. * Düzenleyici, yapıcı. |
| SUZENDE: | f. Yakan. Yakıcı. |
| TAZENDE: | f. Koşucu. |
| TEZENDUK: | Zındıklaşma. Hak yolundan dönme. Kâfir olmak. |
| TIRAZENDE: | f. Süsleyen, donatan, süsleyici. |
| ZENDEKA: | Kâfirlik, dinsizlik. (Zendeka sâhibine zındık denir. Bazılarınca zındık; hem dinsiz, hem emvâl ve ezvacın iştirakine ve dehrin bekasına kail olan kimsedir.) |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| ZENDEKA : | Kâfirlik, dinsizlik. (Zendeka sâhibine zındık denir. Bazılarınca zındık; hem dinsiz, hem emvâl ve ezvacın iştirakine ve dehrin bekasına kail olan kimsedir.) |
| ZEN : | f. Kadın, nisa. |
| ZE : | Kur'an alfabesinde onbirinci harftir ve ebcedi kıymeti 7'dir. |