Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| ZEYY: | (Bak: Ziyy) |
| ZEYY: | Döndürmek. Toplamak, cem'etmek. |
| ZEYYAL: | Kuyruklu. Uzun etekli. |
| ZEYYAT: | Zeytin ağacı. |
| İçerisinde 'ZEYY' geçenler | |
| MEYL-ÜT TEZEYYÜD: | Tekellüfle sözü uzatma, artırma arzusu. |
| MÜTEZEYYİN: | Süslenen, ziynetlenen. |
| MÜZEYYEL: | (Zeyl. den) Zeyli, ilâvesi olan. * Altına cevabı yazılıp geri gönderilen tezkere. * Eklentisi olan. Ekleme parçası olan. |
| MÜZEYYELÂT: | (Müzeyyel. C.) Zeyiller, ilâveler, katılmış şeyler. |
| MÜZEYYELEN: | Kâğıdın altına, ek karşılığı yazılarak. |
| MÜZEYYEN: | Bezenip süslenmiş, ziynetli. |
| MÜZEYYENÂT: | Süslenmişler, ziynetlenmiş olan güzel şeyler.(Gözün nuru, nur-u imanla ışıklanırsa ve kavileşirse, bütün kâinat gül ve reyhanlar ile müzeyyen bir cennet şeklinde görünür. İ.İ.) |
| MÜZEYYİF: | Eğlenen, tezyif eden, hakaret ve alay eden. |
| MÜZEYYİFÂNE: | f. Alay derecesine, hakaret edercesine. Aşağı görürcesine. |
| MÜZEYYİN: | Tezyin eden, süsleyen, ziynetlendiren. |
| TEZEYYUG: | Haktan ayrılmak. * Kadının süslenip dışarı çıkması. |
| TEZEYYÜB: | Ağzının köpüğü kenarına yığılmak. * Yaş üzümün kuruması. |
| TEZEYYÜD: | Ziyadeleşme, çoğalma, artma. * Tekellüfle sözü uzatma. |
| TEZEYYÜN: | Süslenme. Bezenme. |
| TEZEYYÜN-ÜL EZHÂR: | Çiçeklerin tezeyyünü, ziynetlenmeleri. |
| TEZEYYÜNÂT: | (Tezeyyün. C.) Süslenmeler, ziynetlenmeler. |
| ÜSLUB-U MÜZEYYEN: | (Ziynetli ve parlak üslub) Bu üslub tergib ve terhib (teşvik etme ve sakındırma) gibi hususları tazammun eder. Hitabiyat ve iknaiyatta kullanılır. |
| ZEYYAL: | Kuyruklu. * Uzun etekli. |
| ZEYYAT: | Zeytin ağacı. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| ZEYYAL : | Kuyruklu. * Uzun etekli. |
| ZEY' : | (Zeyean) Duyulma. Meydana çıkıp yayılma. |
| ZE : | Kur'an alfabesinde onbirinci harftir ve ebcedi kıymeti 7'dir. |