Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
ZID: Aksi, muhâlif, zıt.
Nefret edilen, kerih şey.
ZIDDÂN: İki zıt.
ZIDDEYN: Birbirinin aksi olan iki şey. İki zıt.
ZIDDİYET: Birbirine muhâlif, zıt olma hâli. Zıtlık. Birbirinden nefret etme. Zıt fikir veya kanaat sahibi olanların durumu.
ZİDA(Y): Cilâlayıcı, temizleyip parlatıcı.
ZİDB: (C.: Ezdâb) Nasip, kısmet.
ZİDE: (Zidet) : f. "Çoğalsın, artsın" anlamlarına gelir ve duâ ve temennilerde bulunmak üzere kullanılır.
ZİDET FAZLUHU: Bilgisi artsın, fazlı çok olsun!
ZİDK: Sıdk, doğruluk.
İçerisinde 'ZID' geçenler
AZİDE: f. Ucu sivri bir aletle delinmiş olan.
BAYEZİD-İ BİSTAMÎ: (Hi: 188-261) Ehl-i Sünnet ve Cemâatın büyük âlimlerinden ve büyük evliyadandır. İran'ın Bistam şehrinde doğmuştur. Künyesi, Ebu Yezid Tayfur bin İsa El-Bistamî'dir. Cafer-i Sâdık Radıyallahü Anhu'dan kırk sene sonra dünyaya gelmiş ve ondan üveysî olarak feyz almıştır. Mücerret bir hayat geçirmiştir. (K.Sırruhu)
BERGÜZİDE: f. Seçkin. Seçilmiş.
ERZİDE: f. Pahası kesilmiş, kıymeti kararlaştırılmış, değeri belli edilmiş olan şey.
Fİ'L-İ MEZİD: Fiilin aslına harf ilâve edilen fiil.
GAZİD: Katı sesli. * Yumuşak ot.
GEZİDE: f. Isırılmış, dişlenmiş.
GÜZÎDE: (Güzin) f. Seçilmiş. İntihab edilmiş. Beğenilmiş.
GÜZÎDE-GÂN: (Güzide. C.) f. Seçkinler, beğenilmişler, seçilmiş olanlar.
GÜZÎDE-SUHEN: f. Beğenilmiş söz söyleyen, seçkin sözler konuşan.
GÜZÎDEN: f. Seçmek. İntihab etmek.
HALVETGÜZİDE: (Halvetgüzin) f. Halveti, tenha bir yeri seçmiş olan kimse.
HARF-İ MEZİD: Arabçada masdar olan kelimeye harf ilâvesi ile başka masdar yapılır. Bu ilâve edilen harflere "Harf-i mezid" denir. Meselâ: kelimesinde harf-i aslî üçtür. $ (mükâtebe) dendiği zaman, "Müfâale masdarı şekline göre, mim ve elif harfleri, harf-i meziddendir" denir.
HEL MİN MEZİD: Daha yok mu? Daha olmayacak mı? mânâlarında kullanılır.
LAGZİDE: f. Kaymış, sürçmüş.
LAGZİDE-PÂ(Y): f. Ayağı kaymış. Ayağı sürçmüş.
MEASİR-İ BERGÜZİDE: Seçme güzel eserler, izler, nişanlar.
MEZÎD: Çoğalma. Ziyade etme.
MÜTEAZİD: (Adad. dan) Kol kola tutunan, birbirine yardım eden, kol veren.
NAZİD: (Nazide) Tertibli, nizamlı, yerli yerinde. * Minder yastık vs. gibi ev eşyası.
RUBAÎ-İ MEZİD: Kendisine harf ilâve edilmiş olan aslı dört harfli mastar.
SÜLASÎ MEZİD: Esası, kelime kökü üç harften ibaret olduğu halde, başka harfler ilâvesiyle, başka masdar teşkil edilmiş olur. Aslı üç harfli masdar demektir.
SÜLASÎ MEZİDÜN FİH: Gr: Zaid harf almış ve kökünde üç aslî harf bulunan kelime.
TANZİD: Bir yere toplayıp yığmak. İstif etme.
VERZİDE: f. Ekilmiş.
VEZİDEN: f. Yel esmek. * Atılmak, sıçramak.
YA'ZİD: Acı marul.
YEZİD: (Hi: 26-64) Hz. Muaviye'nin (R.A.) oğlu ve Emeviye Devletinin ikinci halifesi. Şam'da doğdu. Zamanında Kerbelâ hâdise-i elîmesi meydana geldi.
YEZİD BİN EBİ SÜFYAN: Ebu Süfyan'ın oğlu. Hz. Muaviye'nin büyük kardeşi idi. Ashab-ı kiramdan ve çok sâlih bir zât olup, Mekke-i Mükerreme'nin fethinde müslüman oldu. Hazret-i Ebu Bekir-is Sıddık Radıyallâhü anh'ın Şam'a gönderdiği orduda bir birliğin kumandanı idi. Hz. Ömer zamanında Filistin valisi olmuştu. Taundan vefat eyledi. (R.A.)
ZİDA(Y): Cilâlayıcı, temizleyip parlatıcı.
ZİDB: (C.: Ezdâb) Nasip, kısmet.
ZİDE: (Zidet) : f. "Çoğalsın, artsın" anlamlarına gelir ve duâ ve temennilerde bulunmak üzere kullanılır.
ZİDET FAZLUHU: Bilgisi artsın, fazlı çok olsun!
ZİDK: Sıdk, doğruluk.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
ZİDA(Y) : Cilâlayıcı, temizleyip parlatıcı.
Zİ : Kılık, kıyafet. Elbise.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...