| Kelime | Anlam |
|---|
| ZID: | Aksi, muhâlif, zıt. Nefret edilen, kerih şey. |
| ZIDDÂN: | İki zıt. |
| ZIDDEYN: | Birbirinin aksi olan iki şey. İki zıt. |
| ZIDDİYET: | Birbirine muhâlif, zıt olma hâli. Zıtlık. Birbirinden nefret etme. Zıt fikir veya kanaat sahibi olanların durumu. |
| ZİDA(Y): | Cilâlayıcı, temizleyip parlatıcı. |
| ZİDB: | (C.: Ezdâb) Nasip, kısmet. |
| ZİDE: | (Zidet) : f. "Çoğalsın, artsın" anlamlarına gelir ve duâ ve temennilerde bulunmak üzere kullanılır. |
| ZİDET FAZLUHU: | Bilgisi artsın, fazlı çok olsun! |
| ZİDK: | Sıdk, doğruluk. |
| İçerisinde 'ZID' geçenler |
|---|
| AZİDE: | f. Ucu sivri bir aletle delinmiş olan. |
| BAYEZİD-İ BİSTAMÎ: | (Hi: 188-261) Ehl-i Sünnet ve Cemâatın büyük âlimlerinden ve büyük evliyadandır. İran'ın Bistam şehrinde doğmuştur. Künyesi, Ebu Yezid Tayfur bin İsa El-Bistamî'dir. Cafer-i Sâdık Radıyallahü Anhu'dan kırk sene sonra dünyaya gelmiş ve ondan üveysî olarak feyz almıştır. Mücerret bir hayat geçirmiştir. (K.Sırruhu) |
| BERGÜZİDE: | f. Seçkin. Seçilmiş. |
| ERZİDE: | f. Pahası kesilmiş, kıymeti kararlaştırılmış, değeri belli edilmiş olan şey. |
| Fİ'L-İ MEZİD: | Fiilin aslına harf ilâve edilen fiil. |
| GAZİD: | Katı sesli. * Yumuşak ot. |
| GEZİDE: | f. Isırılmış, dişlenmiş. |
| GÜZÎDE: | (Güzin) f. Seçilmiş. İntihab edilmiş. Beğenilmiş. |
| GÜZÎDE-GÂN: | (Güzide. C.) f. Seçkinler, beğenilmişler, seçilmiş olanlar. |
| GÜZÎDE-SUHEN: | f. Beğenilmiş söz söyleyen, seçkin sözler konuşan. |
| GÜZÎDEN: | f. Seçmek. İntihab etmek. |
| HALVETGÜZİDE: | (Halvetgüzin) f. Halveti, tenha bir yeri seçmiş olan kimse. |
| HARF-İ MEZİD: | Arabçada masdar olan kelimeye harf ilâvesi ile başka masdar yapılır. Bu ilâve edilen harflere "Harf-i mezid" denir. Meselâ: kelimesinde harf-i aslî üçtür. $ (mükâtebe) dendiği zaman, "Müfâale masdarı şekline göre, mim ve elif harfleri, harf-i meziddendir" denir. |
| HEL MİN MEZİD: | Daha yok mu? Daha olmayacak mı? mânâlarında kullanılır. |
| LAGZİDE: | f. Kaymış, sürçmüş. |
| LAGZİDE-PÂ(Y): | f. Ayağı kaymış. Ayağı sürçmüş. |
| MEASİR-İ BERGÜZİDE: | Seçme güzel eserler, izler, nişanlar. |
| MEZÎD: | Çoğalma. Ziyade etme. |
| MÜTEAZİD: | (Adad. dan) Kol kola tutunan, birbirine yardım eden, kol veren. |
| NAZİD: | (Nazide) Tertibli, nizamlı, yerli yerinde. * Minder yastık vs. gibi ev eşyası. |
| RUBAÎ-İ MEZİD: | Kendisine harf ilâve edilmiş olan aslı dört harfli mastar. |
| SÜLASÎ MEZİD: | Esası, kelime kökü üç harften ibaret olduğu halde, başka harfler ilâvesiyle, başka masdar teşkil edilmiş olur. Aslı üç harfli masdar demektir. |
| SÜLASÎ MEZİDÜN FİH: | Gr: Zaid harf almış ve kökünde üç aslî harf bulunan kelime. |
| TANZİD: | Bir yere toplayıp yığmak. İstif etme. |
| VERZİDE: | f. Ekilmiş. |
| VEZİDEN: | f. Yel esmek. * Atılmak, sıçramak. |
| YA'ZİD: | Acı marul. |
| YEZİD: | (Hi: 26-64) Hz. Muaviye'nin (R.A.) oğlu ve Emeviye Devletinin ikinci halifesi. Şam'da doğdu. Zamanında Kerbelâ hâdise-i elîmesi meydana geldi. |
| YEZİD BİN EBİ SÜFYAN: | Ebu Süfyan'ın oğlu. Hz. Muaviye'nin büyük kardeşi idi. Ashab-ı kiramdan ve çok sâlih bir zât olup, Mekke-i Mükerreme'nin fethinde müslüman oldu. Hazret-i Ebu Bekir-is Sıddık Radıyallâhü anh'ın Şam'a gönderdiği orduda bir birliğin kumandanı idi. Hz. Ömer zamanında Filistin valisi olmuştu. Taundan vefat eyledi. (R.A.) |
| ZİDA(Y): | Cilâlayıcı, temizleyip parlatıcı. |
| ZİDB: | (C.: Ezdâb) Nasip, kısmet. |
| ZİDE: | (Zidet) : f. "Çoğalsın, artsın" anlamlarına gelir ve duâ ve temennilerde bulunmak üzere kullanılır. |
| ZİDET FAZLUHU: | Bilgisi artsın, fazlı çok olsun! |
| ZİDK: | Sıdk, doğruluk. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| ZİDA(Y) : | Cilâlayıcı, temizleyip parlatıcı. |
| Zİ : | Kılık, kıyafet. Elbise. |