Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| ZILL: | Gölge. Perde. Mc: Sahip çıkma, koruma, himaye etme. |
| ZILL-I ZÂİL: | Geçen gölge. |
| ZILL-I ZALİL: | Koyu gölgeli yer. |
| ZILL-ÂLUD: | f. Gölgeli. |
| ZILLÎ: | Gölge ile alâkalı. |
| ZILLÎM: | Zulmü çok olan kimse. Zâlim insan. |
| ZILLİYET: | Zâhirî sahiplik. Himaye edici olma. Gölgelik. |
| ZILLULLAH: | Cenab-ı Hakk'ın namına yeryüzünde tasarrufta bulunan insan, halife. İlâhî kanunu tatbike çalışan halife ve pâdişahın nâmı. |
| ZİLL: | Yumuşaklık. Kolaylık, âsanlık. Davarın alışması. |
| ZİLLE: | Orak kuşu denilen bir böcektir, orak vaktinde öter. |
| ZİLLET: | Aşağılık, horluk, hakirlik, alçaklık. |
| ZİLLET-İ NEFS: | Nefis alçaklığı. |
| İçerisinde 'ZILL' geçenler | |
| EZİLLE: | Zeliller, alçaklar. |
| MAZİLLE: | Kıldan yapılma büyük çadır. |
| MEZİLLET: | Yanlışlığa sebeb olacak şey. * Ayak kayacak yer. |
| MUSTAZİLL: | (Zıll. dan) Gölgelenen, gölgede oturan. * Birinin koruyuculuğu ve himâyesi altında bulunan. |
| MUZİLL: | Zelil kılan. Zillete düşüren. * Adileştiren. |
| MÜSTEZİLL: | (Zelil. den) Birini hor ve hakir gören. Bir kimseyi zelil gören. |
| MÜZİLL: | (Zelle. den) Yanlış iş gördüren, hata işleten, ayak kaydırıcı. |
| MÜZİLL: | Zelil kılan, hakir eyleyen. |
| ZİLLE: | Orak kuşu denilen bir böcektir, orak vaktinde öter. |
| ZİLLET: | Aşağılık, horluk, hakirlik, alçaklık. |
| ZİLLET-İ NEFS: | Nefis alçaklığı. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| ZİLLE : | Orak kuşu denilen bir böcektir, orak vaktinde öter. |
| ZİLAL : | (Zelil. C.) Hor ve hakir olanlar. Zeliller. |
| Zİ : | Kılık, kıyafet. Elbise. |