| Kelime | Anlam |
|---|
| ZUR: | (Zor) f. Kuvvet, güç. |
| ZUR: | Yalan. Asılsız. Uydurma. |
| ZURAFA: | (Zarif. C.) Zarifler. Zarif, hoş, tatlı ve nâzik konuşan, kibâr ve nâzik hareket eden kimseler. |
| ZURAR: | Keskin bir taş. |
| ZURBA: | f. Zorba. Bir işi zorla yaptıran. Kuvvetli, güçlü. |
| ZURBAYÂNE: | f. Zorbalıkla, zorbacasına. |
| ZURBAZ: | (Bak: Zorbaz) |
| ZURHANE: | f. Spor salonu. |
| ZURK: | Yonca içinde biten yaban otu. |
| ZURKÂR: | f. Zorlayan. |
| ZURMEND: | f. Güçlü, kuvvetli. |
| ZURU': | (Zar'. C.) İnek ve benzeri hayvanların memeleri. |
| ZURUB: | Kısa boylu, şişman ve etli kimse. |
| ZURUF: | (Zarf. C.) Zarflar. Kablar. |
| İçerisinde 'ZUR' geçenler |
|---|
| AZUR: | (Azver) f. Açgözlü. Hırslı. Tamahkâr. Cimri. Hasis. |
| AZURDE: | (Bak: Azürde) |
| BAHUZÛR: | Huzur ile. Huzuru ile. |
| BÎ-HUZUR: | f. Rahatsız, huzursuz, tedirgin. |
| BÜZUR: | (Bezr. C.) Tohumlar, çekirdekler. |
| CEZUR: | (C.: Cüzür) Boğazlanacak deve. Hem erkeğe hem dişiye denir. (Boğazlanacak yere meczer derler. Boğazlayan kimseye cezzar derler.) |
| CÜZUR: | (Cezr. C.) Kökler. |
| DİL-AZURDE: | f. İncinmiş. Gönlü, kalbi kırılmış. |
| HAZUR: | (Hazer. den) Çok dikkatli, çok çekingen. |
| HUZUR: | Hazır olmak. Mevcud bulunmak. * Hürmet edilmesi lâzım gelen kimsenin yanında olmak. * İbadet neticesi hâsıl olan rahatlık, gönül ferahlığı. |
| HUZUR-U KALB: | Kalb huzuru, gönül rahatlığı. |
| HUZUR-AVER: | f. Huzur ve rahatlık verici, sükunet veren. |
| HUZUR Ü HAB: | Rahat ve uyku. |
| HUZUR Ü SÜKUN: | Rahatlık ve eminlik. |
| KAZUR: | Temiz olmayan şeylerden sakınan kimse. |
| KAZURAT: | Pislikler, süprüntüler, insan pisliği. |
| KAZURE: | (C.: Kazurât) Pislik. * Mezbele, süprüntülük. |
| MAHZUR: | Hazer edilecek şey. Özür. Korkulacak şey. Müsaade olmayan. Mâni. Çekinilecek şey. |
| MAHZUR: | (Hazr. dan) Haram. Memnu şey. Yasak olan şey. |
| MAHZURAT: | Yasaklar. Mâniler. Haram şeyler. |
| MAHZURAT: | Hazer edilip korunulacak şeyler. Yasak olanlar. Engeller. |
| MAHZURE: | Çekinme, sakınma, içtinâb etme. * Cidâl, muharebe. |
| MAHZURE: | (C.: Mahzurât) Şer'an yasaklanmış olan şey. Men ve haram edilmiş şey. |
| MANZUR: | Görülen, bakılan, nazar edilen. * Beğenilen. |
| MANZURE: | Belâ, musibet, felâket, âfet. * Noksan ve kusuru olan, ayıplanacak kadın. |
| MA'ZUR: | Özürlü. Özrü olan. |
| MA'ZURİYYET: | Ma'zurluk. Özürlülük. |
| MECZUR: | Cezr olunmuş, kare kökü alınmış sayı. (On sayısı yüz sayısının meczurudur, yani kare köküdür.) |
| MEFZUR: | Eskimiş. * Parçalanmış. |
| MENZUR: | (Nezr. den) Adanmış, nezrolunmuş, va'dedilmiş. Adak olarak belirtilmiş. |
| MUZUR: | Sütün ekşimesi. Mübâlagalı ism-i fâil. |
| NAZUR: | (C.: Nevâzır) Gece bekçisi. |
| NEZUR: | Evlâdı az olan kadın. |
| NİMMANZUR: | f. Yarı görülen. Bulanık olarak görülen. |
| NÜZUR: | (Nezir.C.) Nezirler, adaklar. (Bak: Nezr) |
| NÜZUR: | Korkutmak. |
| PİL-ZUR: | f. Fil gibi kuvvetli, fil kuvvetinde. |
| ŞÜZUR: | (Şezre. C.) Süs eşyası olarak kullanılan altun veya inci gibi şeyler. * İşlenmemiş madenin içinden toplanan altın parçaları. |
| TAHAZZUR: | (Hıdr. dan) Yeşillenme. |
| TAHAZZUR: | (Hazır. dan) Hazır bulunma. Hazır olma. |
| TENAZUR: | Birbirine karşı olmak. Simetri hâli. * Bakışmak. Bir iş hususunda birbirine bakmak. |
| TENAZURÎ: | Simetrik. |
| TENAZZUR: | Dikkatle bakarak düşünme. Düşünerek dikkatle bakma. |
| UNZUR: | Bak, gör (Meâlinde emir). |
| VÜZUR: | Tuzak. * Süprüntü sepeti. |
| ZURAFA: | (Zarif. C.) Zarifler. Zarif, hoş, tatlı ve nâzik konuşan, kibâr ve nâzik hareket eden kimseler. |
| ZURAR: | Keskin bir taş. |
| ZURBA: | f. Zorba. Bir işi zorla yaptıran. * Kuvvetli, güçlü. |
| ZURBAYÂNE: | f. Zorbalıkla, zorbacasına. |
| ZURBAZ: | (Bak: Zorbaz) |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| ZURAFA : | (Zarif. C.) Zarifler. Zarif, hoş, tatlı ve nâzik konuşan, kibâr ve nâzik hareket eden kimseler. |
| ZÛ : | Kelimenin başına gelerek "sâhip, mâlik olan" mânasını verir. (Bak: Zâ) |