Block title
Block content
Said-i hüşyârın safvet-i ruhunu, besalet ve şecaatini, fedakârlığındaki nihayetsizliğini anlamak ve ona bağlanmak için, lisân-ı hamasetinden bu mezkûr mısrâı dinlemek kifayet eder.

Bediüzzaman’a zurafâdan biri bir gün irfanıyla mütenasip bir esvap iktisaı lüzumundan bahseder. Müşarün ileyh de, “Siz Avusturya’ya güya boykot yapıyorsunuz; hem onun yolladığı kalpakları giyiyorsunuz. Ben ise bütün Avrupa’ya boykot yapıyorum; HAŞİYE onun için yalnız memleketimin maddî ve mânevî mâmulâtını giyiyorum” buyurmuştur.

Elyevm, Said Nursî memleketine döndü. Karışmış İstanbul’un havâ-i gıll ü gışından ve tezviratından ve bedraka-i efkâr olmak lâzım gelen gazetecilerin bazılarının bütün fenalıklara bâdî ve bütün felâketlerin müvellidi olduklarını görerek, bu derece açık cinayetlere tahammül edemeyerek meyus ve müteessir, vahşetzâr fakat mûnis, vefakâr ve nâmusperver olan dağlarına döndü. İsabet etti. Kim bilir, belki en büyük icraatından biri de budur.
Nâşiri
Ahmet Râmiz
(Rahmetullahi aleyh)
• • •

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

HAŞİYE : Otuz sene cebir ve işkenceler altında sıkıştırıldığı halde, hiçbir defa Avrupa şapkasını başına koymadı.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âb-ı hayat : hayat suyu
adl ü hak : adalet ve doğruluk
aşina : alışkın, bildik, tanıdık
ateş-i seyyâl-i memât : ölümün akışkan (akıcı) ateşi
bâdî : sebep, başlatan, başlangıç
bedraka-i efkâr : düşüncelerin kılavuzu, yol gösterici
besalet : yiğitlik, bahadırlık, sağlam yüreklilik
bîgâne : ilgisiz, kayıtsız
cebir : zorlama
elyevm : bugün, hâlihazırda
endişe-i mevt : ölüm endişesi
esvap : giysi, giyecek
fenalık : kötülük
haşiye : dipnot
havâ-i gıll ü gış : hile, yalan ve dolanın hâkim olduğu ortam, hava
icraat : faaliyetler, işler
iktisa : giyme, giyinme
irfan : bilgi, kültür
kalpak : kesik koni biçiminde deri, kürk veya kumaştan yapılmış başlık
kifayet etmek : yeterli olmak
lisân-ı hamaset : yiğitlik ve kahramanlık dili
mâmulât : mamuller, ürünler
meyus : ümitsiz
mezkûr : adı geçen
mukabele etmek : karşılık vermek
mûnis : canayakın, dost
müşarün ileyh : adı geçen, işaret edilen
müteessir : etkilenen, üzüntülü
mütenasip : uygun
müvellid : meydana getiren, doğuran
nâmusperver : nâmuslu
nâşir : neşreden, yayıncı
nezreylemek : adamak
nihayetsiz : sonsuz
rahmetullahi aleyh : Allah’ın rahmeti onun üzerine olsun
safvet-i ruh : ruh temizliği
Said-i hüşyâr : (kalbi ve aklı) uyanık Said
şecaat : yiğitlik, cesurluk; hak için canını feda edip hakkı olmayan şeye karışmama
tezvirat : yalan dolan şeyler, kovuculuklar
vahşetzâr : ıssız, sakin yer
zurafâ : zarifler, ince duygulu kişiler
Yükleniyor...