Block title
Block content
DÖRDÜNCÜ MEBHAS: الۤمۤ emsaliyle beraber, terkip şeklinden takti’ suretinde zikirleri, bu şeklin müstakil olup hiçbir imama tâbi olmadığına ve hiç kimseyi taklit etmiş olmadığına ve üslûpları acip, çeşitleri garip yeni saha-i vücuda gelen bir bedîa olduğuna işarettir. Bu mebhasta da birkaç letâif vardır.

1. Hatip ve beliğlerin âdetindendir ki, mesleklerinde daima bir misale tâbi oluyorlar ve bir örnek üzerine nakış dokuyorlar ve işlenmiş bir yolda yürüyorlar. Halbuki, bu harflerden anlaşıldığına nazaran, Kur’ân hiçbir misale tâbi olmamıştır 1 ve hiçbir nakş-ı belâgat örneği üzerine nakış yapmamıştır ve işlenmemiş bir yolda yürümüştür.

2. Kur’ân, baştan aşağıya kadar, nâzil olduğu heyet üzerine bâkidir. Bu kadar Kur’ân’ı taklit etmeye müştak olan dostlar ve mütehâcim düşmanlara rağmen, şimdiye kadar Kur’ân’ın ne taklidi yapılmış ve ne de bir misali gösterilmiştir.

Evet, Kur’ân, milyonlarca Arabî kitaplarla mukayese edilirse, benzeri bulunamaz. O halde, Kur’ân, ya hepsinin altındadır; bu ise muhaldir. Öyle ise hepsinin fevkindedir; öyle ise Allah’ın kelâmıdır.

3. Beşerin san’atı olan birşey, bidayette çirkin ve gayr-ı muntazam olur, sonra yavaş yavaş intizama sokulur. Kur’ân ise, ilk zuhurunda gösterdiği halâveti, güzelliği, gençliği şimdi de öylece muhafaza etmektedir.

Ey belâgat letafetinin kokusunu koklayan arkadaş! Zihnini şu mebâhis-i erbaaya gönder ki, bal arısı, 2 اَشْهَدُ اَنَّ هٰذَا كَلاَمُ اللهِ balını çıkarsın!

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : Bk. Rahman Sûresi, 55:74.
2 : Bunun Allah’ın kelâmı olduğuna şehadet ederim.
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

bâki : devamlı, kalıcı
bedîa : eşsiz, benzersiz güzellik, beğenilen ve çok takdir edilen güzel şey
belâgat : sözün düzgün, kusursuz, hâlin ve makamın icabına göre söylenmesi
beliğ : belagâtçi
beyan etmek : açıklamak
emsal : benzerler, arkadaşlar
fıtrî : doğal, yaratılıştan gelen
garip : yabancı, tuhaf, şaşırtıcı
halk : boğaz
harflerin taktîi : harflerin kesik olması, harflere bölme
haşiye : dipnot, açıklayıcı not
hatip : hitap eden, nutuk çeken konuşmacı
hâvi : içeren, içine alan
heyet : yapı
ilm-i esrarü’l-huruf : harflerin sırlarını araştıran ilim
imam : önder, bir düşünce ve fikir ekolünün lideri
lâfız : söz, ifade
lem’a-i i’câz : mu’cizelik parıltısı
letaif : incelikler
mahreç : harflerin ağızdaki çıkış yeri
mebhas : bölüm, konu
misal : örnek, benzetme
misillu : gibi, benzeri
müstakil : bağımsız
müştak : arzulu, aşırı istekli
mütalâa etmek : dikkatle okumak, incelemek
mütehâcim : hücum eden, saldıran
nakış : işleme, süsleme
nakş-ı belâgat : belâgat nakşı
nazar-ı dikkat : dikkatle bakış
nâzil olmak : inmek
saha-i vücud : varlık sahası, alanı
şefe : dudak
tâbi : uyan, takip eden
taktî’ : parçalamak, kesmek, bölmek
terkip : birleşim, sentez
vasat : orta; burada, boğaz ile dudak arası harflerin çıkış yeri olan damak kastedilmiştir
vücuda gelmek : meydana gelmek
Arabi : Arapça
âyet-i kerime : şerefli âyet, Kur'ân'ın her bir cümlesi
belagat : sözün düzgün, kusursuz, hâlin ve makamın icabına göre yerinde söylenmesi
beliğ : belâğatli
bidayet : başlangıç
ezcümle : bu cümleden olarak, meselâ
fevkinde : üstünde
gayr-ı muntazam : düzensiz
halâvet : tatlılık, hoşluk
hüsn : güzellik
ima : gizli ve ince bir mânâya işaret
intizam : tertip, düzen, disiplin
kelâm : söz, ifade
letafet : güzellik, hoşluk
mebâhis-î erbaa : dört bahis, bölüm mezkûr
muhafaza etmek : korumak
muhal; imkânsız, olmayacak şey mukayese etmek : kıyas etmek, karşılaştırmak
nazar-ı dikkat : dikkatle bakmak
nazır : bakan, yönelik
sîga : (Ar. gr.) kalıp, kip
şartiye : Arapça gramerinde şart edatı olarak kullanılır
şek : şüphe
takviye : güçlendirme, kuvvetlendirme
tenvin : Arapça gramerinde bir kelimenin sonunu nun gibi okutmak üzere konulan işaret; kelimenin sonuna iki üstün (en), iki esre (in), iki ötre (ün) gelmesi hâli
zuhur : ortaya çıkma
Yükleniyor...