Block title
Block content
Mezkur âyetin herbir cümlesinin heyetindeki vech-i intizam: Evet, kat’iyeti ifade eden 1 (وَاِذَا قِيلَ لَهُمْ)’deki اِذَا kötü ve fena şeyleri men’ ve nehyetmek lâzım ve vacip olduğuna işarettir. Failin terkiyle, sîga-yı meçhul ile zikredilen 2 قِيلَ kötü birşeyi nehyetmek farz-ı kifâye olduğuna işarettir. Menfaat ve lûtfu ifade eden 3 لَهُمْ’deki ل yapılacak nehiylerin, tahkir ve tahakküm suretiyle değil, ancak nasihat tarzıyla lâzım olduğuna işarettir. 4 ﴾لاَ تُفْسِدُوا﴿ şöyle bir kıyas-ı istisnaîye işarettir ki: “Böyle yapmayın, aksi takdirde karışıklıklar meydana gelir. İnsanlar arasında itaat rabıtası kesilir. Adalet, ihtilâle inkılâp eder. İttifak ve ittihadın ipleri kopar. Fesat doğmaya başlar. Öyleyse, böyle yapmayın ki fesat olmasın.”

5 ﴾فِى اْلاَرْضِ﴿ nehyi tekit, zecri idame ettiriyor. Çünkü nasihat muvakkat olduğu için inzicarın devamı lâzımdır. Bu da vicdanın heyecana getirilmesiyle olur. Bu dahi ya şefkat-i cinsiyenin uyandırılmasıyla veya nefret-i umumiyeye maruz kalmak korkusuyla olur. Evet فِى اْلاَرْضِ kelimesi her iki ciheti de temin eder. Zira 6 اَ ْلاَرْضِ kelimesi, lisan-ı haliyle, “Sizin bu fesadınız nev-i beşere sirayet eder. Nev-i beşerin, bilhassa fakirlerin ve masumların sizlere kötülüğü nedir ki, onlara karşı böyle fenalıkta bulunuyorsunuz? Şefkat-i cinsiyeniz yok mudur? Niçin merhamet etmiyorsunuz? Evet, teslim ettik ki, sizin şefkat-i cinsiyeniz yoktur. Hiç olmazsa nefret-i umumiyeden korkunuz” diye onları ikaz ediyor.

S - Onların maksatları umum insanlar değildir. Niçin onların fesadı bütün insanlara sirayet etsin?

C - Evet, siyah bir gözlüğü takan adam herşeyi siyah ve çirkin görür. Kezalik, basiret gözü de nifakla perdelenirse ve kalb küfürle peçelenirse, bütün eşya çirkin ve kötü görünür. Ve bütün insanlara, belki kâinata karşı bir buğz ve bir adâvete sebep olur. Hem de küçük bir dişlinin kırılmasıyla büyük bir makine müteessir olduğu gibi, bir şahsın nifakıyla heyet-i beşeriyenin intizamı müteessir olur.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Onlara denildiği zaman.” Bakara Sûresi, 2:11.
2 : Denildi.
3 : Onlara.
4 : Fesad çıkarmayın.
5 : Yeryüzünde.
6 : Yeryüzü.
Önceki Risale: 9-10. âyetin tefsiri / Sonraki Risale: 13. âyetin tefsiri
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

adâvet : düşmanlık
basiret : görme özelliği, sezgi, kavrama
buğz : kin, nefret
fenalık : kötülük
fesad : bozukluk, bozgunculuk
heyet-i beşeriye : toplumsal yapı
idame etmek : devam ettirmek
ihtilâl : karışıklık
inkılâb etmek : dönüşmek
inzicar : azarlanma, sakındırılma, menedilme
ittifak : fikir birliği, anlaşma, uyuşma
ittihad : birleşme, birlik
kezalik : bunun gibi, öyle de
kıyâs-ı istisnâî : bir kıyasın sonucunun aynı yahut karşıt halinin öncüllerde hem anlam hem de şekil bakımından bulunmasıyla meydana gelen kıyas; meselâ, “mıknatıs bu cismi çekiyor; o halde bu cisim demirdir” cümlesi gibi
lisan-ı hal : hal dili
lûtf : iyilik, bağış, ihsan
maruz kalma : tesirinde kalma
menfaat : fayda, yarar
muvakkat : geçici
müteessir olma : etkilenme, tesirinde kalma
nefret-i umumiye : genel nefret, kamunun nefreti
nehy : yasaklama
nev-i beşer : insanlar, insan
nifak : münafıklık, ikiyüzlülük
rabıta : bağ
sirayet etmek : bulaştırmak, geçmek, yayılmak
sirayet : bulaşma, geçme, yayılma
şefkat-i cinsiye : kendi cinsine olan şefkat
tahakküm : baskı, zorbalık
tahkir : aşağılama, hakaret etme
te’yid : güçlendirme, sağlamlaştırma
tekit : pekiştirme, güçlendirme
temin etmek : sağlamak
zecr : azarlama, sakındırma
Yükleniyor...