Block title
Block content
Cümlelerin hey’etlerine gelince: 1 ﴾مَثَلُهُمْ كَمَثَلِ الَّذِى اسْتَوْقَدَ نَاراً﴿ cümlesi, nüktelere bir define hükmündedir. Şöyle ki:

Lisanlarda deveran eden ve beynennas garip ve acip şeylerde kullanılan ve “hikmetü’l-avam” ve “felsefetü’l-umum” ile anılan 2 مَثَلُ kelimesi, münafıkların vaziyetleri bir uğrube ve kıssaları bir acube olduğuna işarettir. Bu işaretten, onların sıfatları üstünde nefretin, lisanları üstünde lânetin ilelebed darb-ı mesel gibi deveran etmek şânında olduğuna bir remiz vardır.

Sual: Teşbihi ifade eden her iki mesel arasındaki ك’in hazfı belâğatçe daha makbul olduğu halde, niçin burada hazfedilmemiştir?

Elcevap: Bu makamda edat-ı teşbihin zikri, hazfından daha beliğdir. Zira sâmi, teşbih edatını görür görmez, teşbihle alâkadar olur. Müşebbehünbihte olan her noktayı, müşebbehteki nazirine tatbik eder. Fakat edat-ı teşbihin mahzufu takdirde, teşbihten gaflet ederek her iki tarafı birbirine tatbik etmek fikrine gelmemesi ihtimali vardır. İkinci mesel kelimesi ise, ateş yakan o adamın vaziyeti, efkâr-ı âmmece bir darb-ı mesel hükmüne geçmiş olduğuna işarettir.

Sual: Ateşi yakanlar bir cemaat iken müfred işareti olan اَلَّذِى ile işaret edilmesi neye binaendir?

Elcevap: Ferdin yapacağı bir işe cemaatin iştirak etmesiyle ziyadelik veya noksanlık hasıl olmadığı takdirde, fert veya nevi, cüz veya küll bir olur.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Onların durumu bir ateş yakan kişi gibidir.” Bakara Sûresi, 2:17.
2 : Örnek.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: 16. âyetin tefsiri / Sonraki Risale: 21-22. âyetin tefsiri
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

acube : çok acayip, garip, şaşırtıcı
belâgat : sözün düzgün, kusursuz, hâlin ve makamın icabına göre söylenmesi
beliğ : açık; belâğat ilminin kurallarına uygun olan
beynennas : insanlar arasında
binaen : -dayanarak
cüz’ : parça
darb-ı mesel : meşhur söz, atasözü
define : gizli hazine
deveran etmek : dönüp dolaşmak
edat-ı teşbih : teşbih, benzetme edatı
efkâr-ı amme : umumun fikir ve düşünceleri, kamuoyu
felsefetü'l-umum : halk felsefesi
hasıl olma : meydana gelme
hazf : bir sözü bir sırra binaen ifade içinde zikretmeme, aradan çıkarma, kaldırma
hey’et : genel yapı
hikmetü'l-avam : avam felsefesi; halk arasında bilinen hikmetli sözler
ilelebed : sonsuza kadar
iştirak etme : ortak olma, katılma
kıssa : ibretli hikâye
küll : bütün
lisan : dil
maahaza : bununla birlikte, bununla beraber
mahzuf : bir sırra binaen ifade içinde zikredilmeyen, aradan çıkarılan, kaldırılan söz
mesel : meşhur söz
müfred : gr. tekil
münafık : iki yüzlü, inanmadığı halde inanmış görünen kimse
müşebbeh : benzetilen
müşebbehünbih : kendisine benzetilen
nazir : benzer, benzeyen
nevi : çeşit, tür
nükte : ince ve derin mânâ
remiz : gizli bir mânâyı ince bir işaretle gösterme
rücu : geri dönme
sâmi : işiten, dinleyen
tatbik etmek : uygulamak
teşbih : benzetme
uğrube : çok garip, tuhaf
vahşet : ürküntü, korku
yeis : ümitsizlik
zira : çünkü
ziyade : çok, fazla
ك : “gibi, benzeri” mânâsına gelen teşbih edatı
Yükleniyor...