Block title
Block content
Saniyen: Başlarını aşağıya indirip vicdanlarıyla müşavere ederek doğru yolu ve hakkı sual etmekle necat cevabını almak imkânı varken, kalblerindeki inat, zebhedilen tavuk gibi, dillerini içeri tarafa çekerek, konuşmalarına ve nedametle tevbe etmelerine mani olmuştur. Kur’ân-ı Kerim bu kapının da kapalı olduğuna işareten 1 بُكْمٌ demiştir. Ve bu işaretten, dilleri çekilip atılmış bedbaht kimseler olduklarına bir remiz vardır.

Salisen: İbret nazarıyla bakıp, dahilî ve haricî delilleri görüp hakka rücuları mümkünken, gafletleri gözlerini perdelemiş, körlük de gözlerinin kapaklarını kapatmakla yine necattan mahrum kalmışlardır. Kur’ân-ı Kerim buna işareten 2 عُمْىٌ demiştir. Yani, şeytanlara bir yuva inşa edilmek üzere gözleri örtülmüş. Âteşî mahlûklar gibi, şeytanların başlarını andıran bir vaziyeti hayale arz ediyorlar.

Rabian: Pis ve çirkin vaziyetlerine bakıp nâdim olarak tevbe etmeleri mümkün olduğu halde, nefislerinin hevâsına tâbi olarak, hem bozuk fıtratlarının iktizasını destekleyerek, şeytanlarının iğvâsıyla yaptıkları o çirkin halleri, gözlerine güzel göründüğünden terk edemediler. İşte Kur’ân-ı Kerim buna da 3 فَهُمْ لاَ يَرْجِعُونَ demekle, onların son ümitlerinin de suya düştüğüne ve kum deryasına ihtiyarlarıyla giren ve bir daha çıkamayan bedbaht insanlar olduklarına işaret etmiştir.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : Dilsizler.
2 : Körler.
3 : “Onlar geri dönemezler.” Bakara Sûresi, 2:18.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: 16. âyetin tefsiri / Sonraki Risale: 21-22. âyetin tefsiri
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

arz etmek : söylemek, sunmak
ateşî mahlûklar : ateşten yaratılan varlıklar
bedbaht : talihsiz, kötü talihli
dahilî : içe ait; kalb ve nefisle ilgili
fıtrat : mizaç, karakter
gaflet : âhirete, Allah’ın emir ve yasaklarına duyarsız davranma hâli, umursamazlık
hakka rücu : hakka dönmek, yönelmek
haricî : dışa ait, dış dünya ile ilgili
hevâ : nefsin hoşuna giden faydasız ve gelip geçici arzular
iğvâ : sapıtma, azdırıp baştan çıkarma
ihtiyar : irade, dileme, tercih
iktiza : bir şeyin gereği
inşa etme : bina etme, yapma
işareten : işaret ederek
mahrum : yoksun
nâdim : pişman
nazar : görüş, bakış
necat : kurtuluş, kurtulma
nefis : insanı daima kötülüğe, maddî zevk ve isteklere sevk eden duygu
rabian : dördüncü olarak
remiz : gizli bir mânâyı ince bir işaretle gösterme
salisen : üçüncü olarak
tâbi olmak : uymak
tevbe : dönme; pişmanlık duyarak günahtan vazgeçerek Allah’a dönme
Yükleniyor...