Block title
Block content
اَوْ كَصَيِّبٍ مِنَ السَّمَآءِ فِيهِ ظُلُمَاتٌ وَرَعْدٌ وَبَرْقٌ يَجْعَلُونَ اَصَابِعَهُمْ فِى اٰذَانِهِمْ مِنَ الصَّوَاعِقِ حَذَرَ الْمَوْتِ وَاللهُ مُحِيطٌ بِالْكَافِرِينَ - يَكَادُ الْبَرْقُ يَخْطَفُ اَبْصَارَهُمْ كُلَّمَا اَضَاۤءَ لَهُمْ مَشَوْا فِيهِ وَاِذَاۤ اَظْلَمَ عَلَيْهِمْ قَامُوا وَلَوْ شٰآءَ اللهُ لَذَهَبَ بِسَمْعِهِمْ وَاَبْصَارِهِمْ اِنَّ اللهَ عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ 1

“Yahut münafıkların meseli; semadan yağan şiddetli, fırtınalı yağmura tutulan yolcuların meseli gibidir. O yağmurun şiddetini arttıran zulmetler, gürültüler, şimşekler yağmurun içinde vardır. Şimşeklerin çakmasıyla ölmek korkusundan parmaklarını kulaklarına sokarlar. Cenâb-ı Hak, kudretiyle kâfirleri ihata etmiştir. Kâfirlerden küfürlerinin cezasından kurtulan yoktur. Çakan şiddetli şimşekler, hemen hemen gözleri kör edecek şânındandır. Onlar, şimşekler çaktığı ve etraf aydınlandığı zaman yürürler, karanlık çöktüğü vakit dururlar. Eğer Cenâb-ı Hak murad etseydi, onların kulaklarının ve gözlerinin nurlarını götürürdü. Cenâb-ı Hak herşeye kàdirdir.”

Bu âyette beyan edilecek üç nokta vardır. Birincisi: Bu âyetin mâkabliyle veçh-i irtibatı. İkincisi: Cümleleri arasındaki cihet-i intizam. Üçüncüsü: Cümlelerin heyetlerinde, eczalarında, kelimelerindeki nizamdır. Evet, bu âyetin cümleleri arasındaki nizam ve irtibat, aynen saniye, dakika, saatleri sayan miller arasındaki irtibat gibidir.

Evvelâ, bu âyeti evvelki âyetle rapteden cihet: Kur’ân-ı Kerim münafıkların vaziyetlerini tasvir için itnab ve tatvil ile, yani uzun ibareleri havi misal ve temsilleri tekrar etmiştir. Bu da münafıkların vaziyetine terettüp eden dehşet ve hayretin iki kısma ayrıldığından ileri gelmiştir. Zira, birinci temsilin hülâsasına göre, münafık olan kimse, kendisini vücut sahrâsında arkadaşlarından ayrılmış, tek başına kaldığını ve kâinat cemiyetinden tard edilmiş sahipsiz kaldığını bildiği gibi, herşeyi de mâdum bilir.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : Bakara Sûresi, 2:19-20.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: 16. âyetin tefsiri / Sonraki Risale: 21-22. âyetin tefsiri
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

beyan etmek : açıklamak, izah etmek
Cenâb-ı Hak : Hakkın ta kendisi olan sonsuz şeref ve yücelik sahibi Allah
cihet-i intizam : tertip ve düzen yönü
ecza : cüzler, bölümler, kısımlar
hâvi : içine alan
heyet : bir şeyi oluşturan unsunlar, bileşenler, genel yapı
hülâsa : özet
ihata etmek : kuşatmak, kapsamak
irtibat : bağ, ilişki
itnab : sözü uzatma; herhangi bir yeni fayda için, maksadı alışılagelmişin dışında uzun bir söz ile ifade etme
kàdir : herşeye gücü yeten, sonsuz güç ve kudret sahibi Allah
kâfir : Allah’ı veya Allah’ın bildirdiği kesin olan şeylerden birini inkâr eden kimse
kudret : Allah’ın güç ve iktidarı
küfür : inkâr etme, kabul etmeme
mâkabli : öncesi
mesel : benzer, örnek
murad : irade edilen, istenen
münafık : iki yüzlü, inanmadığı halde inanmış görünen kimse
nizam : düzen, sistem
raptetmek : bağlamak
sema : gök
tasvir : canlandırarak anlatma, ifade etme
tatvil : sözü uzatma, uzun tutma
temsil : analoji, kıyaslama tarzında benzetme
terettüp etmek : sonuç olarak ortaya çıkmak, netice vermek
veçh-i irtibat : bağlantı, ilişki yönü
vücut : varlık
zira : çünkü
zulmet : karanlık
Yükleniyor...