Block title
Block content
Sonra, bu ikinci temsilin, münafıkların haline beş cihetten münasebeti vardır.

Birincisi: Her iki taraf da öyle hayrete düşmüşlerdir ki, kendilerine kurtuluş yolları tamamen kapanmış, necat vesileleri kaybolmuştur.

İkincisi: Her iki taraf da korku şiddetinden, bütün mevcudatın kendilerine düşman olduklarını zannederler. Bir dakika bile ölüm tehlikesinden emin olmazlar.

Üçüncüsü: Her iki taraf da dehşetin şiddetinden akıllarını kaybetmiş deliler gibi olurlar. Hattâ kılıçların parıltısını görüp gözlerini yummakla veya tüfeklerin seslerini işitip kulaklarını tıkamakla ölümden tahaffuz etmek isteyen veya güneşin gurubunu istemediğinden saatin zembereğini kısaltan ahmaklar gibi bir vaziyet gösterirler. Halbuki kulaklarını tıkamakla veya gözlerini yummakla gök gürültüsünden veya şimşek çakmasından kurtulamazlar.

Dördüncüsü: Güneş, yağmur, su, ziya, çiçeklere isabet ederse hayat verirler. Nebatata olursa terbiye ve tenmiye ettirirler. Pis şeylere isabet ederlerse kabih kokuları ihdas ederler. Emvat ve ölülere bakarlarsa ufunet tevlid ederler. Kezalik, rahmet ve nimet dahi kendilerine lâyık olan mevkilere isabet etmezler de, onları intizar edip kıymetlerini bilmeyen mevkilere isabet ederlerse zahmetlere ve nikmetlere inkılâp ederler.

Beşincisi: İkinci temsilin meâliyle münafıkların kıssasının meâli arasında, eczalarına bakılmaksızın münasebet olduğu gibi, her iki tarafın eczaları arasında da münasebetler vardır. Ezcümle, 1 صَيِّبٍ nebatata hayat verdiği gibi, İslâmiyet de ervaha hayat veriyor. Şimşek, gök gürültüsü, va’d, vaîd, yani hayırlı ve zararlı, Allah’ın emirlerine; zulümat da küfrün şüphelerine, nifakın şeklerine işarettir.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : Yağmura yakalanan.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: 16. âyetin tefsiri / Sonraki Risale: 21-22. âyetin tefsiri
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

cihet : yön
ecza : cüzler, bütünü oluşturan parçalar
emvat : ölüler
ervah : ruhlar
ezcümle : örneğin, meselâ
gurup : batış
ihdas etmek : ortaya çıkarmak
inkılâp etmek : dönüşmek, değişmek
intizar etmek : beklemek
kabih : çirkin
katre : damla
kezalik : bunun gibi
kıssa : ibretli hikâye
küfr : inkâr ve inançsızlık
meâl : mânâ, anlam
mevcudat : varlıklar
münafık : iki yüzlü, inanmadığı halde inanmış görünen kimse
münasebet : bağlantı, ilişki
nebatat : bitkiler
necat : kurtuluş
nifak : münafıklık, ikiyüzlülük
nikmet : azap, ceza
nimet : iyilik, lütuf, ihsan
rahmet : İlâhî şefkat, merhamet ve ihsan
sahrâ : çöl
şek : şüphe
tahaffuz etmek : korunmak
temsil : analoji, kıyaslama tarzında benzetme
tenmiye : büyütme, geliştirme
terbiye : belli bir amaca erişecek şekilde geliştirme, ihtiyaçlarını giderme
tevlid etmek : üretmek, doğurmak
ufûnet : pis koku, kokuşmuşluk
va’d : hayır ve iyilik yapmaya söz verme; rahmet, cennet
vahşet : ürküntü, korku
vaîd : Allah’ın azap ve cezayla korkutması; felâket, cehennem
zemberek : hareketi sağlayan güç merkezi
ziya : ışık
zulümat : karanlıklar; dinsizlik, küfür şüpheleri
Yükleniyor...