Block title
Block content
1 ﴾وَلَوْ شَآءَ اللهُ لَذَهَبَ بِسَمْعِهِمْ وَاَبْصَارِهِمْ﴿ Bu cümledeki kelimelerin işaretlerine gelince: Evvelki cümlelerde gözlerini kör, kulaklarını sağır etmek şânında olan esbap zikredildikten sonra, bu cümlede müsebbebatı, meşiet-i İlâhiye ile bağlar. Sonra, evvelki cümlelere atfeden و harfi, esbabın perdesi altında tasarruf eden ve bütün esbap ve illetler üzerinde murakebe eden bu kudretin, ancak nazar-ı hikmet olduğuna işarettir.

2 لَوْ Bu kelimenin tazammun ettiği kıyas-ı istisnaî şöyle tasvir edilebilir: Meşiet-i İlâhiyenin olmaması; zehab-ı sem’ ve basarın olmamasına illettir. Zehab-ı sem’ ve basarın olmaması da meşietinin olmadığını bildirmeye bir delil ve bir illettir. Ve keza meşiet-i İlâhiyeden mâadâ bütün esbap tekemmül etmiş de olsa, ancak meşiet-i İlâhiyenin taallûkuyla göz ve kulaklarının işi bitmiş olacağına işarettir.

3 شَآءَ tabiri, müsebbebatı esbapla bağlayan, meşiet ve irade-i İlâhiye olduğuna delâlet eder. Öyleyse tesir kudretindir. Esbab ise, kudretin, nazar-ı zahirîde umur-u hasise ile mübaşereti görünmemesi için vaz edilmiş perdelerdir.

اَللهُ Lâfza-i Celâlinin sarahatle zikri, halkı fazlaca esbaba ehemmiyet vermekten zecir ve men etmekle, esbabın perdesi altında tasarruf eden yed-i Kudreti görmeye fikirleri dâvet eder.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Eğer Allah dileseydi, onların işitme ve görme özelliklerini giderirdi.” Bakara Sûresi, 2:20.
2 : Şayet.
3 : Diledi, istedi.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: 16. âyetin tefsiri / Sonraki Risale: 21-22. âyetin tefsiri
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

atfetme : bağlama, göndermede bulunma
delâlet etmek : delil olmak, işaret etmek
esbap : sebepler
illet : asıl sebep, maksat
keza : bunun gibi
kıyâs-ı istisnâî : bir kıyasın sonucunun aynı yahut karşıt halinin öncüllerde hem anlam hem de şekil bakımından bulunmasıyla meydana gelen kıyas
kudret : Allah’ın güç ve iktidarı
lâfza-i Celâl : Allah lafzı, kelimesi
mâadâ : başka
men etmek : yasaklamak
meşiet ve irade-i İlâhiye : Allah’ın iradesi ve dilemesi
meşiet : dileme, irade, istek
meşîet-i İlâhiye : Allah’ın dilemesi, iradesi
murakebe etme : gözetleme, kontrol etme
mübaşeret : temas etme, meşgul olma
müsebbebat : sebeplere bağlı olarak ortaya çıkan şeyler, neticeler, sonuçlar
nazar-ı hikmet : hikmet bakışı
nazar-ı zahirî : görünüşe ait bakış açısı
peyda olmak : belirmek, meydana çıkmak
sarahat : açıklık
taallûk : ilgili olma, bağlanma, bitişme
tabir : ifade, söz
tasarruf : kullanma ve faaliyet
tazammun etmek : içermek, kapsamak
tekemmül etmek : mükemmelleşmek, olgunlaşmak
umur-u hasise : basit, sıradan işler
vaz etmek : koymak, yerleştirmek
yed-i kudret : Allah’ın kudret eli
zecir : sakındırma
zehab-ı sem' ve basar : görme ve işitme duyusunun gitmesi, ortadan kalkması
zulmet : karanlık
Yükleniyor...