Block title
Block content
1 لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ'deki 2 لَعَلَّ kelimesi, ümit ve recayı ifade ediyor. Fakat bu mânâ, hakikatiyle Cenâb-ı Hak hakkında istimal edilemez. Binaenaleyh, ya mecazen istimal edilecektir veya muhataplara veyahut sâmi ve müşahitlere isnad edilecektir.

Mânâ-yı mecazıyla Cenâb-ı Hak hakkında isnad edilmesi şöyle tasvir edilir: Nasıl ki bir insan, bir iş için bir adamı teçhiz ettiği zaman, o işin o adamdan yapılmasını ümit eder. Kezalik -bilâ-teşbih- Cenâb-ı Hak, insanlara, kemal için bir istidat, teklif için bir kabiliyet ve bir ihtiyar vermiştir. Bu itibarla, Cenâb-ı Hak, insanlardan o işlerin yapılmasını intizar etmektedir denilebilir. Bu teşbih ve istiarede, hilkat-i beşerdeki hikmetin takvâ olduğuna ve ibadetin de neticesi takvâ olduğuna ve takvânın da en büyük mertebe olduğuna işaret vardır.

Reca mânâsının muhataplara atfedilmesi şöyle izah edilir: Ey muhatap olan insanlar! Havf ve reca ortasında bulunmakla, takvâyı reca ederek Rabbinize ibadet ediniz. Bu itibarla insan, ibadetine itimad etmemelidir ve daima ibadetinin artmasına çalışmalıdır.

Reca mânâsı, sâmi ve müşahitlere göre olursa şöyle tevil edilecektir: Ey müşahitler! Arslanın pençesini gören adam, o pençenin iktizası olan parçalamayı arslandan ümit ve reca ettiği gibi, siz de, insanları ibadet teçhizatıyla mücehhez olduklarını gördüğünüzden, onlardan takvâyı reca ve intizar edebilirsiniz. Ve keza, ibadetin fıtrî bir iktiza neticesi olduğuna işarettir.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Umulur ki, korunmuş olur, takvaya erişirsiniz.” Bakara Sûresi, 2:21.
2 : Umulur ki...
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: 17-20. âyetin tefsiri / Sonraki Risale: 23-24. âyetin tefsiri
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

ahvâl : haller, durumlar
atfetme : bağlama, göndermede bulunma
bilâ-teşbih : benzetmek gibi olmasın, benzetme olmaksızın
binaenaleyh : bundan dolayı
Cenâb-ı Hak : Hakkın ta kendisi olan sonsuz şeref ve yücelik sahibi Allah
fıtrî : doğal, yaratılıştan gelen
hakikat : asıl, gerçek, doğru
havf : korku
hikmet : fayda, gaye, sır
hilkat-i beşer : insanın yaratılışı
ihtiyar : irade, dileme, tercih gücü
iktiza : bir şeyin gereği
intizar : bekleme
isnad : dayandırma
istiare : hakiki mânâ ile mecâzî mânâ arasındaki benzerlikten dolayı bir kelimenin veya sözün mânâsını geçici olarak alıp başka bir kelime için veya söz için kullanma san’atı
istidad : ruhî özellik, yetenek
istimal etmek : kullanmak
itimad : güvenme
izah : açıklama
kabiliyet : yetenek
kemâl : mükemmellik, fazilet, olgunluk
keza : bunun gibi
kezalik : bunun gibi
mânâ-yı mecazî : mecaz anlamı
mecazen : bir sözü gerçek anlamı dışında başka bir mânâyı anlatacak şekilde kullanma
mücehhez : cihazlanmış, donanmış
müşahit : gören, şahit olan
Rab : herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri veren, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulunduran Allah
recâ : isteme, ümit etme
sâmi : işiten, dinleyen
takvâ : Allah’tan korkup emir ve yasaklarına titizlikle uyma
tasvir : anlatım, ifade etme
teçhiz : cihazlandırma, donatma
teçhizat : cihazlar, âletler
teklif : yükümlülük, sorumluluk
teşbih : benzetme
tevil etmek : yorumlamak
Yükleniyor...