Block title
Block content
1 ﴾وَاَنْزَلَ مِنَ السَّمَاۤءِ مَاۤءً فَاَخْرَجَ بِهِ مِنَ الثَّمَرَاتِ رِزْقًا لَكُمْ﴿ İnzâlin Cenâb-ı Hakka olan isnadından anlaşılıyor ki, yağmurun katreleri başıboş değildir; ancak bir hikmet altında ve bir mizan-ı kastî ile inerler. Çünkü, o mesafe-i baîdeden gelmekle beraber, rüzgâr ve hava da müsademelerine yardımcı olduğu halde, katrelerin aralarında müsademe olmuyor. Öyleyse o katreler başıboş olmayıp, gemleri, onları temsil eden meleklerin elindedir.

2 مِنَ السَّمَاۤءِ Sema kelimesinin zikri geçtiğine nazaran, makam, zamirin yeri olduğu halde ism-i zahir ile zikredilmesi, yağmurların sema cirminden değil. Sema cihetinden geldiğine işarettir. Çünkü, sebkat eden sema kelimesinden maksat, cirm değil, cihettir.

مَاۤءً Semadan gelen karlar, dolular, sular olduğu halde yalnız suların zikredilmesi, en büyük istifadeyi temin eden, su olduğuna işarettir. مَاءً kelimesinde tenkiri ifade eden tenvin ise, yağmur suyunun acip bir su olup, nizamı garip, imtizâcât-ı kimyeviyesi size meçhul olduğuna işarettir.

3 فَاَخْرَجَ’deki ف müddet ve mühlet olmaksızın takibini ifade eder. Buna binaen, semeratın ihracı, yağmurun inzali akabinde bir müddet ara vermeden husule gelmesi lâzımdır. Halbuki ihraç ile inzal arasında hayli bir zaman vardır.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Gökten de size bir su indirdi ve onunla türlü meyveler ve mahsullerden size rızık çıkardı.” Bakara Sûresi, 2:22.
2 : Semadan, gökyüzünden.
3 : Onunla (suyla) çıkardı, yerden bitirdi.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: 17-20. âyetin tefsiri / Sonraki Risale: 23-24. âyetin tefsiri
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

acip : hayrette bırakıcı, hayranlık verici, acayip
âlem-i şehadet : görünen âlem
binaen : -dayanarak
Cenâb-ı Hak : Hakkın ta kendisi olan sonsuz şeref ve yücelik sahibi Allah
cirm : cisim, kütle
envâ : çeşitler, türler
garip : tuhaf, şaşırtıcı
hikmet : fayda, gaye; herşeyin belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde yaratma fiili kanunu
ihraç : çıkarma
ille-i gaiye : asıl gaye, temel maksat
imtizâcât-ı kimyeviye : kimyasal bileşimler
inzal : indirme
ism-i zâhir : açık isim, zamir olmayan, ismin kendisi
isnad : dayandırma
istifade : faydalanma, yararlanma
katre : damla
keramet : şerefli ve kerim olma
makam : derece, bir şeyin özel yeri
meçhul : bilinmeyen
menzile : makam, derece
mesafe-i baîde : uzak mesafe
mizan-ı kastî : istek ve irade dahilinde bir ölçü, denge
mühlet : süre, zaman
münhasır : ait, mahsus, bir şeyle sınırlı
müsademe : çarpışma, çatışma
nazaran : bakarak, –göre
nizam : düzen, sistem
sebkat : önceden geçme, zikredilme
sema : gökyüzü
semerât : meyveler, mahsuller
temin etmek : sağlamak
tenkir : gr. belirsiz kılma; bir kelimenin sonunu iki üstün, iki esre veya iki ötre yapmak sûretiyle mânâyı kapalı, belirsiz hale getirme
tenvin : Arapça gramerde bir kelimenin sonunu nun gibi okutmak üzere konulan işaret; kelimenin sonuna iki üstün (en), iki esre (in), iki ötre (ün) gelmesi hali
umumî : genel
zamir : ismin yerini tutan kelime
ف : takip “fe”si
Yükleniyor...