Block title
Block content
1 ﴾وَهُمْ فِيهَا خَالِدُونَ﴿ İnsan bir nimete veya bir lezzete mazhar olduğu zaman, en evvel fikrini bozan, vesvese veren, o nimetin veya o lezzetin devam edip etmeyeceği düşüncesidir. Bu vesveseli düşünceye mahal kalmamak üzere, Kur’ân-ı Kerim, bu cümle ile onların ezvacıyla, lezaiziyle beraber Cennette aleddevam kalacaklarını tebşir etmekle, o kederli düşünceden kurtarmıştır.

Bu âyetteki cümlelerin sadeflerinde bulunan cevherleri göstereceğiz. 2 ﴾وَبَشِّرِ الَّذِينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ﴿ cümlesinin başında bulunan وَ harf-i atıftır. Atfın her iki tarafı arasında münasebet lâzımdır. Halbuki burada tebşir ile mâkabli arasında münasebet görünmüyor. Ancak mâkablinde inzar vardır. Öyleyse bu tebşir, o mâkablinden tereşşuh eden inzara atıftır.

بَشِّرْ Beşaret tâbiri, Cennetin, Cenâb-ı Hakkın fazl-ı kereminden bir hediye-i İlâhîye olup, amelin ücreti mukabilinde vâcip bir hak olmadığına işarettir. Çünkü hak ve ücretin verilmesi, beşaretle tâbir edilemez. Buna binaen, yapılan ibadet, Cennet için olmamalıdır.

Tebşirin siga-i emir kıyafetiyle zikri, tebliğin takdirine işarettir. Çünkü Resul-i Ekrem (a.s.m.) tebliğe memurdur, tebşire mükellef değildir. Takdir-i kelâm, “Müjdeleyerek tebliğ et” demektir.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Ve onlar orada ebedî kalacaklardır.” Bakara Sûresi, 2:25.
2 : “İman eden ve iyi işler işleyen mü’minleri müjdele!” Bakara Sûresi, 2:25.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: 23-24. âyetin tefsiri / Sonraki Risale: 26-27. âyetin tefsiri
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

aleddevam : devamlı olarak, sürekli
atıf : (Ar. gr.) kelime veya cümle grubu arasındaki mânâ bütünlüğünü gösteren irtibat ve bağlılığa göndermede bulunma
beşaret : müjdeleme, müjde
binaen : -dayanarak
Cenâb-ı Hak : Hakkın ta kendisi olan, sonsuz şeref ve azamet sahibi yüce Allah
cevher : asıl, öz
ezvâc : karı-koca olan eşler
fazl-ı kerem : ihsan ve iyilik, lütuf ve nimet
ferah : sevinç, rahat, huzur
gam : üzüntü, tasa
harf-i atıf : atıf harfi, bağlaç; (Ar. gr.) bir mânâ bütünlüğünü korumak için, kelime veya cümle grubu arasındaki irtibatı sağlayan harf, “vav” gibi
hediye-i İlâhiye : Allah’ın bağışı, hediyesi
iktiza : gerektirme
inzar : uyarma, korkutma
keder : sıkıntı, üzüntü
lezaiz : lezzetler
mahal : yer, mekan
mâkabli : öncesi
mazhar olma : erişme, nail olma
memur : görevli, vazifeli
muavenet : yardımlaşma
muhabbet : sevgi
mukabil : karşılık
mükellef : sorumlu, yükümlü
münasebet : alâka, ilgi
neş’et etme : doğma, meydana gelme
rahmet : İlâhî şefkat ve merhamet
refika : kadın eş
Resul-i Ekrem : Allah’ın en şerefli ve değerli elçisi olan Hz. Muhammed (a.s.m.)
sadef : sedef; içinde inci bulunan kabuk
siga-i emir : emir kipi, kalıbı
sürur : mutluluk, sevinç
tabir : ifade, deyim
tahfif etmek : hafifletmek
takdir : bir şeyin konumunu tayin ve tesbit etme; metinde söylenmeyen gizli lâfzın belirtmesi
takdir-i kelâm : sözün gelişi; lâfız olarak zikredilmediği halde, görünen lâfzın altında kapalı olarak bulunan söz, mânâ
tarafeyn : iki taraf; karı-koca
tebdil : değiştirme
tebliğ : bildirme, ulaştırma
tebşîr : müjdeleme
tereşşuh etme : sızma
ünsiyet : alışkanlık, âşinalık
vâcip : zorunlu, gerekli
vesvese : kuruntu, şüphe
yekdiğerinin : herbiri diğerinin
Yükleniyor...