Block title
Block content
1 اُولٰۤئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ Bu cümle, evvelki cümlenin neticesi ve aynı zamanda tekididir. Şöyle ki: Evvelki cümlede ahdi bozmak, sıla-i rahmi kesmek, arzda fesat yapmak gibi fasıkın cinayetlerini korkunç bir şekilde söyledikten sonra, bu cümlede evvelki tehdit ve korkuyu tekit için, fâsıkın cinayetlerinin netice ve cezasını şöyle beyan etmiştir: “O fâsıklar, âhiretlerini verip dünyayı aldıkları gibi, hidayeti dalâletle tebdil eden kafasız adamlardır.”

Şimdi üçüncü vazifeye geldik. Yani bu âyetin ihtiva ettiği cümlelerin heyetlerinden bahsedeceğiz.

Evvelâ bunu bilmek lâzımdır ki, Kur’ân-ı Kerimin âyetleri ve âyetlerin cümleleri ve cümlelerin heyetleri, saniye, dakika, saatleri sayan saatin milleri gibidirler. Millerin her ikincisi birincisine yardım ettiği gibi, bir âyet bir maksadı takip ettiği zaman, cümleleri de o maksadın etrafında dolaşırlar; cümlelerin heyetleri dahi, cümlelerin izini takip ediyorlar. Vaziyetleri öyle bir noktaya gelir ki; halleri, lisan-ı hal ile şu beyti okuyor:
عِبَارَاتُنَا شَتّٰى وَحُسْنُكَ وَاحِدٌ - وَكُلٌّ اِلٰى ذاَكَ الْجَمَالِ يُشِيرُ

Yani, “Söylediğimiz sözler ayrı ayrı ise de, senin hüsnün birdir. Bütün sözlerimiz, o hüsn-ü cemale işaret ediyorlar.” Bunun içindir ki, Kur’ân-ı Kerimin selâseti ve yüksek belâgati ve nakşındaki inceliği tabaka-i i’câza vâsıl olmuştur.
اِنَّ اللهَ لاَ يَسْتَحْيِىۤ اَنْ يَضْرِبَ مَثَلاً مَا بَعُوضَةً فَمَا فَوْقَهَا 2

Bu cümledeki kelimelerin nüktelerinden bahsedeceğiz: ﴾اِنَّ﴿ kelimesi, hem hükmün hakikate bağlı olduğuna, hem hükümde vâki olan tereddüd ve inkârların def’ine delâlet eder. Öyleyse bu اِنَّ âyetin başında zikredilen müteselsil tereddüdlere işarettir.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : İşte onlar hüsrana uğrayanlardır.
2 : “Cenâb-ı Hak, kullarını irşad ve ikaz etmek üzere, sivrisinek gibi küçük, kıymetsiz bir hayvanla veya bir mahlûkla misal getirmeyi, kâfirlerin keyfi için terk etmez.” Bakara Sûresi, 2:26.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: 25. âyetin tefsiri / Sonraki Risale: 28. âyetin tefsiri
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

ahdi bozmak : sözünde durmamak
âhiret : öteki dünya, öldükten sonraki ebedî hayat
arz : yeryüzü, dünya
belâgat : sözün düzgün, kusursuz, hâlin ve makamın icabına göre söylenmesi
beyan etme : açıklama, anlatma
beyit : iki mısradan oluşan şiir
dalâlet : hak yoldan ayrılma, sapkınlık
def’ : ortadan kaldırma
delâlet etme : delil olma, gösterme
fâsık : yoldan çıkmış, günahkâr
fesat : bozgunculuk
heyet : bileşenler; cümlenin genel yapısı
hidayet : doğru ve hak yol, İslâmiyet
hüsn-ü cemâl : mâddî ve mânevî güzellik; Kur’ân’ın lâfız ve mânâsındaki güzellik
hüsün : mânevî güzellik
ihtivâ etme : içerme
lisan-ı hâl : hal dili
müteselsil : zincirleme, birbirine bağlı
nakş : işleme
nükte : ince ve derin mânâ
selâset : sözün akıcı olma hali; ifadedeki âhenk, açıklık, kolaylık ve akıcılık
sıla-i rahm : akraba bağı, ilişkisi
tabaka-i i’câz : mu’cizelik derecesi
tebdil etme : değiştirme
tehdit : korkutma
tekid : pekiştirme, sağlamlaştırma
tereddüt : şüphe
vâki : vukua gelme, ortaya çıkma, olma
vâsıl olma : ulaşma
Yükleniyor...