Block title
Block content
Evet bu أَمَّا iki cümle arasında lüzumu tesis etmek için vaz edilmiştir. Binaenaleyh, burada 1 فَيَعْلَمُونَ اَنَّهُ الْحَقُّ cümlesinin 2 اَلَّذِينَ اٰمَنُوا cümlesine lâzım ve zarurî olduğuna delâlet eder. Yani imanı olanın şe’ni, onun hak olduğunu bilmektir.

Kendisinden daha kısa olan 3 اَلْمُؤْمِنُونَ kelimesine bedel اَلَّذِينَ اٰمَنُوا denilmesi, onun hak olduğunu bilmek iman sebebiyle olduğuna ve keza onun hak olduğunu bilmek iman olduğuna işarettir.

Belâgat nokta-i nazarından makama daha münasip olan 4 اَنَّهُ الْبَلِيغُ cümlesine tercihan 5 اَنَّهُ الْحَقُّ denilmesi onların itirazlarından kastettikleri son neticeye işarettir. Çünkü onlarla maksatları, Allah’tan olduğunu nefyetmektir.

اَنَّهُ الْحَقُّ Hakkaniyetin o temsile hasredilmesinden anlaşılır ki, takbih edilmeyip istihsan edilen yalnız 6 بَعُوضَةً temsilidir. بَعُوضَةً’nin gayrısı ve بَعُوضَةً’den daha iyisi, ayıplardan hâli olsa bile, belâgatçe بَعُوضَةً’nin yerini tutamaz. Çünkü yalnız ayıplardan selâmet, kemâle delil olamaz.

7 مِنْ رَبِّهِمْ O temsilin, Rablerinden nâzil olduğunu ifade eden bu kayıt, onlar itirazlarına hedef ittihaz ettikleri, o temsilin nüzulü olduğuna işarettir.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Onlar bunun hak olduğunu bilirler.” Bakara Sûresi, 2:26.
2 : İman edenler.
3 : Mü’minler.
4 : Şüphesiz ki o çok belagatlidir.
5 : Şüphesiz ki o haktır.
6 : Sivrisinek.
7 : Rablerinden.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: 25. âyetin tefsiri / Sonraki Risale: 28. âyetin tefsiri
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

belâgat : sözün düzgün, kusursuz, hâlin ve makamın icabına göre söylenmesi
binaenaleyh : bundan dolayı
delâlet etme : delil olma, işaret etme
gayr : diğer, başka
hakkaniyet : doğruluk, gerçekçilik
hâli : uzak
hasredilme : bir hüküm v.s. bir şeye ait kılınma, sınırlandırılma
istihsan etme : beğenme, güzel bulma
ittihaz etme : edinme, kabul etme
kemâl : mükemmellik
keza : bunun gibi, böylece
lâzım : bir şeyden ayrılması mümkün olmayan şey, herhangi bir şey hatıra gelince hiçbir delile ihtiyaç olmadan o şeyle beraber düşünülmesi zaruri olan diğer bir şey; meselâ
makam : durum, hal, konum
münasip : uygun, denk
nâzil olma : inme
nefyetmek : inkâr etmek, reddetmek
nokta-i nazar : bakış noktası, açısı
nüzûl : inme
Rab : herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri veren, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulunduran Allah
selâmet : kusurdan uzak olma, sağlamlık, güvenirlik
şe’n : hâl, özellik, nitelik
takbih etme : kötüleme, çirkin görülme
temsil : kıyaslama tarzında benzetme, analoji
tercihan : tercih olarak
tesis etmek : kurmak
vaz etmek : koymak, yerleştirmek
zarurî : zorunlu, gerekli
Yükleniyor...