Block title
Block content
Takdir-i kelâm: 1 وَتَعْلَمُونَ اَنَّكُمْ كُنْتُمْ اَمْوَاتًا Bu itibarla, تَكْفُرُونَ’nin fâiline 2 تَعْلَمُونَ cümlesi hâl olur. Öteki cümleler اَنَّ’ye haber olurlar.

S - Onlar, birinci ölüm ile bir hayatı bilirlerse de, Allah’tan olduğunu bilmezler, inkâr ederler. İkinci hayat ile Allah’a rücuu zaten inkâr ederler.

C - Cehli izale edecek deliller zahir iken o veçhile cehil denilmemesi, belâgatin kaidelerinden biridir. Buna binaen, birinci mevt ile birinci hayatın etvar ve ahvâline yapılan dikkat, Sânii ikrar ve tasdik etmeye icbar eder. Ve aynı zamanda evvelki hayat ve mematın Allah’tan olduğunu bilmek, ikinci bir hayatın olacağına da zihni ikna ve icbar eder. Hal böyle iken, cahil telâkki ettiğin o kâfirler, âlimler sırasına dahildirler.

كُنْتُمْ’deki hitaptan, onların âlem-i zerratta dahi bir nevi vücut ve taayyünleri olduğu anlaşılıyor. Yoksa o zerrat, tesadüfle rastgele muayyen cisimleri teşkil edemez.

3 اَمْواَتًا tâbiri, 4 لَمْ يَكُنْ شَيْئاً مَذْكُورًا’in meâline imâdır.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : Bu takdir-i kelâm, tahkikli Arapça nüshada şöyle ifâde edilmiştir: اَنَّكُمْ تَعْلَمُونَ اَنَّكُم كُنْتُمْ اَمْوَاتاً
2 : Biliyorsunuz.
3 : Ölüler.
4 : “Adı anılmaya değmez birşeydi.” İnsan Sûresi, 76:1.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: 26-27. âyetin tefsiri / Sonraki Risale: 29. âyetin tefsiri
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

ahvâl : haller, durumlar
âlem-i zerrât : atomlar âlemi
belâgat : sözün düzgün, kusursuz, hâlin ve makamın icabına göre söylenmesi
binaen : -dayanarak
binaenaleyh : bundan dolayı
cehl : cahillik, bilgisizlik
etvâr : haller, tavırlar; merhaleler
fâil : gr. özne; bir fiilin ifade ettiği işi, hareket ve oluşu meydana getireni gösteren kelime
haber : Arapça gramerde, isim cümlesindeki hükmü (iş, oluş veya hareketi) ifade eden kısım
hâliyet : hâl oluş; durumu beyan ediş
hitap : konuşma, seslenme
icbar : zorlama, mecbur etme
ikna : inandırma
ikrar : kabul etme, doğrulama
itibar : özellik
izale : giderme, ortadan kaldırma
kâfir : Allah’ı veya Allah’ın bildirdiği kesin şeylerden birini inkâr eden kimse
kaide : düstur, prensip
meâl : mânâ, açıklama
memat : ölüm
mevt : ölüm
muayyen : belirlenmiş
mukadder : gr. lâfız olarak zikredilmediği halde gizli olarak kastedilen mânâ
mukarin : beraber, eşit, aynı
müstakbel : gelecek zaman
nevi : çeşit, tür
rücu : dönme
Sâni : herşeyi san’atlı ve mükemmel bir şekilde yaratan Allah
taayyün : belirlenme
tabir : ifade, anlatım
takdir-i kelâm : sözün gelişi; lâfız olarak zikredilmediği halde, görünen lâfzın altında kapalı olarak bulunan söz, belirtme
telâkki : anlama, kabul etme
teşkil etme : oluşturma, meydana getirme
vech : yön, tarz
vücut : varlık
zahir : açık
zerrat : zerreler, atomlar
وَ : vâv-ı hâliye
Yükleniyor...