Block title
Block content
1 (وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ) Bu kelâmın mâkabliyle nazmını îcab ettiren münasebet ise: Namaz 2 عِمَادُ الدِّينِ yani dinin direği ve kıvamı olduğu gibi, zekât da İslâmın kantarası, yani köprüsüdür. Demek, birisi dini, diğeri asayişi muhafaza eden İlâhî iki esastırlar. Bunun için birbiriyle bağlanmışlardır. Zekât ile sadakanın lâyık oldukları mevkilerini bulmak için birkaç şart vardır:

1. Sadakayı vermekte israf olmaması.

2. Başkasından alıp başkasına vermek suretiyle halkın malından olmayıp kendi malından olması.

3. Minnetle in’âmın bozulmaması.

4. Fakir olmak korkusuyla sadakanın terk edilmemesi.

5. Sadakanın yalnız mala ve paraya münhasır olmadığı bilinmesiyle, ilim, fikir, kuvvet, amel gibi şeylerde de muhtaç olanlara sadakanın verilmesi.

6. Sadakayı alan adam, o sadakasefahette değil, hâcât-ı zaruriyesinde sarf etmesi lâzımdır.

Kur’ân-ı Kerim bu şartları, bu nükteleri insanlara sadaka olarak ihsan ve ihsas etmek için 3 يُزَكُّونَ veya 4 يَتَصَدَّقُونَ veyahut 5 يُؤْتُونَ الزَّكٰوةَ gibi îcazlı bir ifadeyi terk edip, 6 وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ gibi itnablı bir cümleyi ihtiyar etmiştir.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden muhtaçların ihtiyaçlarını giderirler.” Bakara Sûresi, 2:3.
2 : “(Namaz) Dinin direğidir. (Tirmizi, İmân: 8; İbni Mâce, Fiten: 12; Müsned, 5:231, 237; el-Hâkim, el-Müstedrek, 2:76.)
3 : Tezkiye ederler; bir şeyi temizlerler.
4 : Sadaka verirler.
5 : Zekatlarını verirler.
6 : “Kendilerine rızık olarak verdiklerimizden muhtaçların ihtiyaçlarını giderirler.” Bakara Sûresi, 2:3.
Önceki Risale: 2. âyetin Tefsiri / Sonraki Risale: 4. âyetin Tefsiri
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

hâcât-ı zaruriye : zorunlu temel ihtiyaçlar; yiyecek, ev gibi
îcab ettirmek : gerektirmek
îcâz : sözü kısaltma; maksadı az sözle açık ve net bir şekilde anlatma
ihsan : ikram, bağış
ihsas etmek : hissettirerek bildirmek
ihtiyar etmek : seçmek, tercih etmek
in’âm : nimetlendirme
israf : gereğinden fazla tüketme
itnab : sözü uzatma; yeni bir fayda için, maksadı alışılmamış şekilde uzun bir söz ile ifade etmek
kantara : köprü, geçit
kelâm : âyet, söz
kıvam : dayanak, direk, temel
mâkabl : öncesi
minnet : başa kakma
muhafaza : koruma
münhasır : sınırlı, ait, özel
nazm : dizme, tertip edip düzenleme; Kur'ân-ı Kerîmin Allahü taâlâ tarafından dizilen mübârek sözleri, ifadeleri
nükte : ince ve derin mânâ
sadaka : Allah rızası için ihtiyaç sahibi kişilere yapılan yardım
sarf etmek : harcamak, kullanmak
sefahet : zevk ve eğlenceye düşkün olma ve malını gereksiz yere harcama; beyinsizlik
takdim : öne geçirme, öne alma
teb’îz : bütünü parçalamak, bölmek, kısımlara ayırmak; bütünden bir parça, kısım
Yükleniyor...