Block title
Block content
1. Teb’îzi ifade eden مِنْ israfın reddine;

2. مِمَّا ’nın takdimi, sadakanın kendi malından olduğuna;

3. 1 رَزَقْنَا minnetin olmamasına (çünkü veren Allah’tır, kul ise bir vasıtadır);

4. Rızkın نَا ’ya olan isnadı, fakirlikten korkulmamasına;

5. Rızkın âmm ve mutlak olarak zikredilmesi, sadakanın ilim ve fikir gibi şeylere de şâmil olmasına;

6. 2 نَفَقَ maddesi, alanın sefahete değil, hâcât-ı zaruriyesine sarf etmesine işaretlerdir. Bütün muavenet ve yardım nevilerini hâvi olan zekât hakkında, sahih olarak Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmdan 3 اَلزَّكَاةُ قَنْطَرَةُ اْلاِسْلاَمِ hadis-i şerifi mervidir. Yani, Müslümanların birbirine yardımları, ancak zekât köprüsü üzerinden geçmekle yapılır. Zira yardım vasıtası zekâttır. İnsanların heyet-i içtimaiyesinde intizam ve asayişi temin eden köprü, zekâttır. Âlem-i beşerde hayat-ı içtimaiyenin hayatı, muavenetten doğar. İnsanların terakkiyatına engel olan isyanlardan, ihtilâllerden, ihtilâflardan meydana gelen felâketlerin tiryakı, ilâcı, muavenettir.

Evet, zekâtın vücubu ile ribanın hurmetinde büyük bir hikmet, yüksek bir maslahat, geniş bir rahmet vardır. Evet, eğer tarihî bir nazarla sahife-i âleme bakacak olursan ve o sahifeyi lekelendiren beşerin mesâvisine, hatâlarına dikkat edersen, heyet-i içtimaiyede görünen ihtilâller, fesatlar ve bütün ahlâk-ı rezilenin iki kelimeden doğduğunu görürsün.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : Rızık olarak verdik.
2 : Muhtaçlara dağıtırlar.
3 : “Zekât, İslâmın köprüsüdür.” el-Münzirî, et-Terğîb ve’t-Terhîb, 1:517.
Önceki Risale: 2. âyetin Tefsiri / Sonraki Risale: 4. âyetin Tefsiri
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

ahlâk-ı rezile : alçak, kötü ahlâk
âlem-i beşer : insanlık âlemi
Aleyhissalâtü Vesselâm : Allah’ın salât ve selâmı onun üzerine olsun
âmm : genel; sayısız şeyleri içine alan, aynı cinsten bir çok fertlere birden delâlet eden lâfız; cemaat lâfzı gibi
fesat : bozgunculuk, bozulma
hâcât-ı zaruriye : zorunlu temel ihtiyaçlar; yiyecek, ev gibi
îcab ettirmek : gerektirmek
îcâz : sözü kısaltma; maksadı az sözle açık ve net bir şekilde anlatma
ihsan : ikram, bağış
ihsas etmek : hissettirerek bildirmek
ihtiyar etmek : seçmek, tercih etmek
in’âm : nimetlendirme
israf : gereğinden fazla tüketme
itnab : sözü uzatma; yeni bir fayda için, maksadı alışılmamış şekilde uzun bir söz ile ifade etmek
kantara : köprü, geçit
kelâm : âyet, söz
kıvam : dayanak, direk, temel
mâkabl : öncesi
minnet : başa kakma
muhafaza : koruma
münhasır : sınırlı, ait, özel
nazm : dizme, tertip edip düzenleme; Kur'ân-ı Kerîmin Allahü taâlâ tarafından dizilen mübârek sözleri, ifadeleri
nükte : ince ve derin mânâ
sadaka : Allah rızası için ihtiyaç sahibi kişilere yapılan yardım
sarf etmek : harcamak, kullanmak
sefahet : zevk ve eğlenceye düşkün olma ve malını gereksiz yere harcama; beyinsizlik
takdim : öne geçirme, öne alma
teb’îz : bütünü parçalamak, bölmek, kısımlara ayırmak; bütünden bir parça, kısım
hâcât-ı zaruriye : zorunlu temel ihtiyaçlar, yiyecek ve içecek gibi
hadis/hadis-i şerif : Peygamber Efendimizin (a.s.m.) mübarek söz, fiil ve hareketi veya onun onayladığı başkasına ait söz, iş veya davranış
hâvi : kapsayan, içine alan
hayat-ı içtimaiye : sosyal hayat
heyet-i içtimaiye : sosyal yapı
hikmet : sebep, sır, gaye
hurmet : haram olma, yasak olma
ihtilâf : ayrılık
ihtilâl : karışıklık, isyan ve ayaklanma, devrim
intizam : disiplin, düzen
isnad : dayandırma
maslahat : fayda, yarar
mervi : rivayet edilen, nakledilen
mesâvi : kusurlar, ayıplar, hatalar
minnet : başa kakma
muavenet : yardımlaşma
mutlak : kayıtsız, sınırsız; teklik, çokluk veya nitelik gibi şeylere bakılmaksızın kullanıldığı mânâya delâlet eden lâfız; kitap kelimesi gibi
nazar : bakış
nevi : tür, çeşit
rahmet : İlâhî şefkat ve merhamet
Resul-i Ekrem : Allah’ın en şerefli ve değerli elçisi olan Hz. Muhammed (a.s.m.)
rızık : Allah’ın ihsan ettiği nimetler, yiyecekler
riba : faiz
sadaka : Allah rızası için ihtiyaç sahibi kişilere yapılan yardım
sahife-i âlem : âlem sayfası
sahih (hadis) : Peygamber Efendimize (a.s.m.) ait olduğu kesin olarak bilinen hadis
sarf etme : harcama, kullanma
sefahet : zevk ve eğlenceye düşkün olma ve malını gereksiz yere harcama; beyinsizlik
şâmil olma : kapsama, içine alma
temin etme : sağlama, güvence altına alma
terakkiyat : ilerlemeler, kalkınmalar
tiryak : güçlü ilâç, çare
vücub : kesinlik, farz olma
Yükleniyor...