Block title
Block content
ALTINCI ME’HAZ: Hidayetin Allah’tan olduğunu ifade eden مِنْ kelimesinden burada bir cebir hissedilmekteyse de, hakikatte cebir değildir. Çünkü, onların cüz-i ihtiyarlarıyla hâsıl-ı bilmasdar olan hidayete yorumları üzerine, Cenâb-ı Hak, o sıfat-ı sâbite olan hidayeti halk ve ihsan etmiştir. Demek ihtida, yani hidayete doğru yürümek, onların kesb ve ihtiyarları dahilindedir; fakat sıfat-ı sâbite olan hidayet, Allah’tandır.

YEDİNCİ ME’HAZ: Terbiyeyi ifade eden رَبِّ kelimesidir. Bu kelimenin burada ihtiyar edilmesi; onların rızık ile terbiyeleri, rububiyetin şe’ninden olduğu gibi, hidayetle de tagaddîleri rububiyetin şe’ninden olduğuna işarettir.

1 (وَاُولٰۤئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ) Bu cümledeki nüktelerin me’hazları:

1. و ile atıf.
2. 2 اُولٰۤئِكَ’nin tekrarı.
3. Zamirü’l-fasl olan هُمْ
4. اَلْ edatı.
5. Felâh yollarının adem-i zikriyle 3 مُفْلِحُونَ’nin âmm ve mutlak bırakılması gibi beş me’hazdan ibarettir.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Dünya ve âhirette saâdet ve kurtuluşa erenler de onlardır.” Bakara Sûresi, 2:5.
2 : İşte onlar .
3 : Kurtuluşa erenler.
Önceki Risale: 4. âyetin Tefsiri / Sonraki Risale: 6. âyetin Tefsiri
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

adem-i zikr : zikredilmeme, söz edilmeme
âmm : genel; aynı cinsten bir çok fertlere birden delâlet eden lâfız; cemaat, kavm lâfızları gibi
atıf : (Ar. gr.) kendinden öncesiyle sonraki kelime veya cümle grubu arasındaki irtibatı sağlayan edat; “vav” harfi gibi
felâh : kurtuluş, selâmet
halk : yaratma
hidayet : doğru ve hak yola eriştirme; İslâmiyet
ihsan : bağış, ikram, lütuf
ihtida : doğru ve hak yolda gitme
ihtiyar : irade, seçim, tercih
kesb : kazanma
me’haz : kaynak
mutlak : kayıtsız, sınırsız; teklik, çokluk veya nitelik gibi şeylere bakılmaksızın kullanıldığı mânâya delâlet eden lâfız; kitap kelimesi gibi
nükte : ince ve derin mânâ, sır
rızık : Allah’ın ihsan ettiği nimetler, yiyecekler
rububiyet-i İlâhiye/rububiyet : Allah’ın herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri vermesi, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulundurması
saadet-i âcile : peşin mutluluk, dünya mutluluğu
semere : meyve, netice
sıfat-ı sâbite : sabit sıfat, nitelik; burada Cenâb-ı Hakkın zatında sabit olan hidayet etme sıfatı kastediliyor
şe’n : özellik, nitelik
tagaddî : gıdalanma, beslenme
Zamirü’l-fasl : gr. munfasıl zamir; ayrık zamir; cümle içinde başka bir kelimeye bitişmeksizin kendi başına ayrı olarak gelen zamir
Yükleniyor...