Block title
Block content
S - Kur’ân, zaruriyat-ı diniyedendir. Zaruriyatta ihtilâf olamaz. Halbuki müfessirlerce verilen ayrı ayrı mânâların bir kısmı birbirine muhaliftir.

C - Azizim! Kur’ân’ın herbir kelâmı, üç kaziyeyi müştemildir.

Birincisi: Bu, Allah’ın kelâmıdır.

İkincisi: Allah’ca murad olan mânâ, haktır.

Üçüncüsü: Mânâ-yı murad, budur.

Eğer Kur’ân’ın o kelâmı, başka bir mânâya ihtimali olmayan muhkemattan olursa veya Kur’ân’ın başka bir yerinde beyan edilmişse, birinci ve ikinci kaziyeleri aynen kabul etmek lâzımdır ve inkârları da küfürdür. Şayet Kur’ân’ın o kelâmı, başka bir mânâya ihtimali olan bir nass veya zâhir olursa, üçüncü kaziyeyi kabul etmek lâzım olmadığı gibi, inkârı da küfür değildir. İşte, müfessirlerin ihtilâfları, ancak ve ancak şu kısma aittir.

İhtar: Mütevatir hadîsler de, bu hususta, âyetler gibidir. Yalnız birinci kaziye, teemmül yeridir. Çünkü هٰذَا ile işaret edilen hadîsin hakikaten hadîs olup olmadığında tereddüt yeri vardır.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : O kimseler ki .
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: 5. âyetin Tefsiri / Sonraki Risale: 7. âyetin Tefsiri
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

aziz : çok değerli, izzetli, saygın
beyan edilme : açıklanma
cehil : bilgisizlik
gaybdan : bilinmeyen, görünmeyen âlemden
gaybî ihbar : bilinmeyen, görünmeyen şeyleri haber verme
hadîs : Peygamber Efendimizin (a.s.m.) mübarek söz, fiil ve hareketi veya onun onayladığı başkasına ait söz, iş veya davranış
hak : doğru
hakikaten : gerçekten
i’câz-ı mânevî : mânevî mu’cizelik
ihbar : haber verme, bildirme
ihtimal : olasılık
inkâr : reddetme
kavî : kuvvetli, güçlü
kaziye : önerme, hüküm
kelâm : söz, ifade
küfür : inkâr etme, kabul etmeme
mâhut : bilinen, tayin edilmiş
mânâ-yı murad : kastedilen, istenilen mânâ
muhalif : farklı, aykırı
muhkemât : İslâmiyetin sağlam ve kuvvetli kanunları, emirleri; yoruma ihtiyaç bırakmayacak derecede mânâsı açık olan ve nesh edilme imkânı olmayan sözler, hükümler
murad : maksat, istenilen
müfessir : Kur’ân-ı Kerimi mânâ bakımından tefsir eden, yorumlayan âlim kimse
müştemil : kapsayan, içine alan
mütevatir hadis : yalanda birleşmeleri mümkün olmayan toplulukların birbirinden ve ilk topluluğun da Peygamber Efendimizden (a.s.m.) aktardığı hadîs
nass : kesin hüküm; söyleyen kişideki bir mânâ sebebiyle zâhirden daha açık olan lafız; meselâ
nev’i : tür, çeşit
saire : başkaları, diğerleri
teemmül : etraflıca düşünme, tefekkür etme
tereddüt : kararsızlık, kuşku
tezahür : ortaya çıkma, görünme
zahir : açık, görünen; söyleyenin maksadı, düşünülmeye muhtaç olmaksızın anlaşılmakla birlikte mânâsı, tevil ve yoruma açık olan söz
zaruriyât-ı diniye : din ve dünya işlerinin kıvamının kendilerine bağlı zorunlu hususlar; dinî esaslar
Yükleniyor...