Block title
Block content
1 (وَعَلٰۤى اَبْصَارِهِمْ غِشَاوَةٌ)’de, üslûbun tağyiriyle, cümle-i fiiliyeye tercihan cümle-i ismiyenin ihtiyar edilmesi, basar ile görünen delillerin sabit olduklarına, kalb veya sem’ ile alınan deliller ise müteceddit ve gayr-ı sabit olduklarına işarettir.

S – 2 خَتَمَ ile 3 غِشَاوَةٌ arasında ne fark vardır ki, 4 خَتَمَ اللهُ isnad edilmiştir. غِشَاوَةٌ isnadsız bırakılmıştır?

C - خَتَمَ Allah tarafından onların kesblerine bir cezadır. غِشَاوَةٌ ise, Allah tarafından olmayıp, onların meksubudur. Ve keza, mebde itibarıyla rüyette bir ıztırar vardır; sema’da, tahatturda ihtiyar vardır. Evet, gözün açılmasıyla eşyayı görmemek mümkün değildir. Fakat mesmuatı dinlemekte veya hâtıratı tahattur etmekte bu ıztırar yoktur. غِشَاوَةٌ tâbiri, gözün yalnız ön cihete hâkim ve nâzır olduğuna işarettir ki, eğer bir perde ile o cihetten alâkası kesilse, bütün bütün kör kalır.

Tenkiri ifade eden غِشَاوَةٌ’deki tenvin, onların gözleri üstündeki perde, malûm olmayan bir perde olup, ondan sakınmak onlar için mümkün olmadığına işarettir.

Câr ve mecrûrun غِشَاوَةٌ üzerine takdim edilmesi, en evvel nazar-ı dikkati onların gözlerine çevirtmekle, kalblerindeki sırları göstermek içindir. Zira göz, kalbin âyinesidir.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Gözlerinde de bir çeşit perde vardır.” Bakara Sûresi, 2:7.
2 : Mühürledi.
3 : Perde.
4 : Allah mühürledi.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: 6. âyetin Tefsiri / Sonraki Risale: 8. âyetin tefsiri
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

basar : görme, görme duyusu
câr : (harf-i cer) başına geldiği ismin sonunu esre okutarak kendinden önceki fiilin mânâsını, başına geldiği isme çekip bağlayan harf
cihet : yön, taraf
cümle-i fiiliye : fiil cümlesi; fiil ile başlayan cümle
cümle-i ismiye : isim cümlesi; isim ile başlayan cümle
delil : işaret, alâmet; kendisine, doğru bir bakış açısıyla bakıldığında istenilen hedefe ulaştıran şey
gayr-ı sabit : değişken, sabit olmayan
hâkim : egemen olan, hükmeden
hâtırat : hatıralar; zihinde olanlar, zihne gelenler
ıztırar : zorunluluk, mecburiyet
ihtiyar edilme : tercih edilme, seçilme
isnad : dayandırma
kesb : kazanma, irade ile elde etme; kazanç
keza : bunun gibi, böylece
malûm olmayan : bilinmeyen
mebde : temel, esas
mecrûr : çekilen, sürüklenen; gr. başına geldiği câr harfiyle önündeki fiilin mânâsı kendine bağlanan ve daima esreli okunan kelime
meksub : irade ile elde edilmiş olan; kazanım, kazanç
mesmuat : duyulanlar, işitilenler
müteceddit : yenilenen, tazelenen
nazar-ı dikkat : dikkat içeren bakış
nâzır : bakan, gören
rüyet : görme, görüş
sabit : değişken olmayan, kesin
sem’ : işitme, işitme duyusu
sema’ : işitme
tâbir : ifade
tağyir : değiştirme
tahattur : hatırlama, zihinde ve ezberinde tutma
takdim edilme : öne alınma, öne geçirilme
tenkir : gr. belirsiz kılma; bir kelimeyi nekre yapıp mânâyı kapalı, belirsiz yapma
tenvin : Arapça gramerde bir kelimenin sonunu nun gibi okutmak üzere konulan işaret; kelimenin sonuna iki üstün (en), iki esre (in), iki ötre (ün) gelmesi hâli
üslûb : tarz, şekil
Yükleniyor...