Block title
Block content
S - Bir kâfirin mâsiyet-i küfriyesi, mahduttur, kısa bir zamanı işgal ediyor. Ebedî ve gayr-ı mütenahi bir ceza ile tecziyesi adalet-i İlâhiyeye uygun olmadığı gibi, hikmet-i ezeliyeye de muvâfık değildir; merhamet-i İlâhiye müsaade etmez.

C - O kâfirin cezası gayr-ı mütenahi olduğu teslim edildiği takdirde, kısa bir zamanda irtikâp edilen o mâsiyet-i küfriyenin, gayr-ı mütenahi bir cinayet olduğu altı cihetle sabittir:

Birincisi: Küfür üzerine ölen bir kâfir, ebedî bir ömürle yaşayacak olursa, o gayr-ı mütenahi ömrünü behemehal küfürle geçireceği şüphesizdir. Çünkü kâfirin cevher-i ruhu bozulmuştur. Bu itibarla, o bozulmuş olan kalbin gayr-ı mütenahi bir cinayete istidadı vardır. Binaenaleyh, ebedî cezası, adalete muhalif değildir.

İkincisi: O kâfirin mâsiyeti mütenahi bir zamanda ise de, gayr-ı mütenahi olan umum kâinatın, vahdaniyete olan şehadetlerine gayr-ı mütenahi bir cinayettir.

Üçüncüsü: Küfür, gayr-ı mütenahi nimetlere küfran olduğundan, gayr-ı mütenahi bir cinayettir.

Dördüncüsü: Küfür, gayr-ı mütenahi olan zat ve sıfât-ı İlâhiyeye cinayettir.

Beşincisi: İnsanın vicdanı, zâhiren mütenahi ise de, bâtınen ebede bakıyor ve ebedi istiyor. Bu itibarla, gayr-ı mütenahi hükmünde olan o vicdan, küfürle mülevves olarak mahvolur, gider.

Altıncısı: Zıt, zıddına muânid ise de, çok hususlarda mümasil olur. Binaenaleyh iman, lezaiz-i ebediyeyi ismar ettiği gibi, küfür de âlâm-ı elîmeyi ve ebediyeyi âhirette intaç etmesi, şe’nindendir.

Bu altı cihetten çıkan netice ve gayr-ı mütenahi olan bir ceza, gayr-ı mütenahi bir cinayete karşı ayn-ı adalettir.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: 6. âyetin Tefsiri / Sonraki Risale: 8. âyetin tefsiri
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

adalet : denge; hak sahibine hakkını verme, haksızı terbiye etme ve cezalandırma
adâlet-i İlâhîye : Allah’ın adaleti
âhiret : öteki dünya, öldükten sonraki ebedî hayat
âlâm-ı elîme ve ebediye : sonsuz ve çok acı elemler, sıkıntılar
ayn-ı adalet : adaletin tâ kendisi
bâtınen : görünmeyen, iç yüzü, mânâ âlemi itibariyle
behemehal : her durumda, her halde
binaenaleyh : bundan dolayı
cevher-i ruh : ruh cevheri
cihet : yön, taraf
cinayet : ağır suç işleme
ebedî : sonu olmayan sonsuz
ganî : ihtiyaç sahibi olmaktan uzak, her cihetle sonsuz zenginlik sahibi olan
gayr-ı mütenahi : sonsuz
hikmet-i ezeliye : Allah’ın ezelî hikmeti, herşeyi yerli yerinde ve bir gaye ve faydaya yönelik yapması
intaç etme : netice verme
irtikâp etme : suç, günah işleme
ismar : meyve verme, netice verme
istidad : bir şeyin genişlemeye, büyümeye müsait olması
işgal etme : kapsama
kâfir : Allahı veya Onun kesin olarak bildirdiği şeylerden herhangi birini inkâr eden kimse
kâinat : evren, yaratılmış her şey
küfran : nimete nankörlük
küfür : inkâr ve inançsızlık
lezaiz-i ebediye : sonsuz lezzetler
mahdut : sınırlı
mâsiyet : günah, suç
mâsiyet-i küfriye : küfürden, inkârdan gelen günah
merhamet-i İlâhiye : Allah’ın merhameti
muânid : karşı, zıt
muhalif : zıt, aykırı
muvâfık : uygun
mülevves : kirli, kirlenmiş
mümasil : benzer
mütenahi : sınırlı, sonlu
sıfât-ı İlâhiye : Allah’ın sıfatları, mukaddes özellikleri, nitelikleri
şe’n : hâl, durum, özellik
şehadet : tanıklık
tecziye : cezalandırma
teslim edilme : kabul edilme
vahdâniyet : birlik; Allah’ın birliği, ortağının ve benzerinin olmayışı
vicdan : kalbe ait hislerin mazharı, aynası
zâhiren : görünüşte
Yükleniyor...