Block title
Block content
1 (وَماَهُمْ بِمُؤْمِنِينَ) : S – 2 اٰمَناَّ’ya müşabih olan 3 وَمَا اٰمَنُوا’ya tercihen وَماَهُمْ بِمُؤْمِنِينَ olarak cümle-i ismiye ile denilmesinde ne hikmet var?

C - Birincisi: Her iki اٰمَناَّ arasında görülen zâhirî tenakuzdan içtinap etmek içindir.

İkincisi: اٰمَناَّ ihbar değildir, inşadır. İnşa, nefiy ile tekzip edilemediğinden وَمَا اٰمَنُوا denilmemiştir.

Üçüncüsü: اٰمَناَّ cümlesinden zımnen istifade edilen 4 نَحْنُ مُؤْمِنُونَ cümlesine nefiy ve tekzibi ircâ için وَماَهُمْ بِمُؤْمِنِينَ denilmiştir.

Dördüncüsü: Onların adem-i imanlarının devamına delâlet etmek için cümle-i ismiye ihtiyar edilmiştir.

S - Nefyi ifade eden مَا cümlenin evvelinde bulunduğu halde, cümleden istifade edilen devamı nefyetmeye delâlet etmediğinden hikmet nedir?

C - Nefiy, kesif bir harfin medlûlüdür. Devam ise, cümle-i ismiyenin heyet-i hafifesinden istifade edilen bir mânâdır. Binaenaleyh, kesif kesife, yani nefiy, imâna daha karibdir.

S - وَماَهُمْ بِمُؤْمِنِينَ’deki haber üzerine harf-i cer olan ب’nin duhulü neye işarettir?

C - Onların zahiren imanları varsa da, hakikatte imana ehil ve lâyık insanlar olup, mü’minîn sınıfından addedilmediklerine delâlet için مَا’nın haberi üzerine ب dahil olmuştur.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Onlar mü'min değiller, inanmadılar.” Bakara Sûresi, 2:8.
2 : İman ettik.
3 : İman etmediler.
4 : Biz mü’minleriz.
Önceki Risale: 7. âyetin Tefsiri / Sonraki Risale: 9-10. âyetin tefsiri
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

addedilmek : sayılmak, kabul edilmek
adem-i iman : imansızlık, iman etmeme
cümle-i ismiye : isim cümlesi
devam : burada imansızlığın devamı kastediliyor
duhul : girme, katılma, gelme
haber : Arapça gramerde, isim cümlesindeki hükmü (iş, oluş veya hareketi) ifade eden kısım
harf-i cer : cer harfi; gr. cümlede kendinden önceki fiilin veya ismin mânâsını kendinden sonraki kelime veya kelime guruplarına taşıyan harfler “an, min, be” gibi
heyet-i hafife : cümledeki her bir parçanın tek tek mânânın hafiif olduğunu göstermesi; hafif yapı
hikmet : gaye, fayda
içtinap : kaçınma, çekinme
ihbar (haber cümlesi) : haber verme, bildirme; blğ.; bir sözü söyleyen için, “O bu sözünde doğrudur veya yalancıdır” hükmünün verilebileceği cümle
ihtiyar : seçme, tercih etme
inşa (inşâ cümlesi) : blğ.; bir sözü söyleyen için “O bu sözünde doğrudur veya yalancıdır” hükmünün verilemeyeceği cümle
ircâ : geri döndürme, bağlama
karib : yakın
kesif : katı, yoğun; mânâ yoğunluğu
medlûl : mânâ, anlam, işaret edilmiş olan
mü’minîn : iman edenler; Allah’a ve Onun peygamberlerle gönderdiği şeylere inananlar
müşabih : benzer, benzeyen
nefy : olumsuzluk; burada cümleye olumsuzluk mânâsını veren “mâ” edatı kastediliyor
tekzip : yalanlama
tenakuz : çelişki, tutarsızlık, birbirini iptal edip bozma
zahiren : görünüşte
zâhirî : görünürdeki
zımnen : kapalı olarak
Yükleniyor...