Block title
Block content
- يُخَادِعُونَ اللهَ وَالَّذِينَ اٰمَنُوا وَمَا يَخْدَعُونَ اِلاَّۤ اَنْفُسَهُمْ وَمَا يَشْعُرُونَ
فِى قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ فَزَادَهُمُ اللهُ مَرَضًا وَلَهُمْ عَذَابٌ اَلِيمٌ بِمَا كَانُوا يَكْذِبُونَ
1

Bu âyet, bütün cümleleriyle nifaka hücum ederek, münafıkları tevbih, takbih, tehdit, tâyib etmekle, evvelce 2 اٰمَناَّ dedikleri kavli, ne maksada ve ne illete binaen söylediklerini ve nifakın en birinci cinayeti olan hud’a ve hilelerini beyan etmektedir.3

Evvelen, nifakın birinci cinayeti olan hud’aya ait 4 يُخَادِعُونَ’den
5 يَكْذِبُونَ’ye kadar yedi cümleye terettüp eden müteselsil neticeleri nazara almak lâzımdır

Birincisi: Allah’ı kandırmak gibi muhal bir şeyin talebinde bulundukları için tahmik edilmişlerdir.

İkincisi: Menfaat niyetiyle kendilerine zarar dokundurdukları için tesfih edilmiştir.

Üçüncüsü: Menfaati mazarattan tefrik edemedikleri için techil edilmişlerdir.

Dördüncüsü: Tıynetleri pis, sıhhatlerinin madeni hasta, hayat menbaları ölmüş, vesaire gibi rezaletleriyle terzil edilmişlerdir.

Beşincisi: Şifanın talebiyle marazlarını ziyade ettikleri için tezlil edilmişlerdir.

Altıncısı: Elemden maada birşeyi intaç etmeyen kavî bir azapla tehdit edilmişlerdir.

Yedincisi: İnsanlarca alâmetlerin en çirkini olan kizb ile teşhir edilmişlerdir.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Allah’ı ve mü’minleri güya aldatmaktadırlar. Halbuki onlar yalnız kendilerini aldatırlar da farkında bile olmazlar. Onların kalblerinde nifak hastalığı vardır. Kötülük işleyerek hastalıklarını tedavi etmeye çalıştıkları için Allah da onların o hastalıklarını arttırmıştır. Âyetlerimizi yalanlayıp durmaları yüzünden onlara pek acı bir azap vardır.” Bakara Sûresi, 2:9-10.
2 : İman ettik.
3 : Nifaktan doğan cinayetler şunlardır: Hud’a, ifsad, mü’minleri sefihlikle itham ve onlarla istihza etmek.
4 : Aldatırlar.
5 : Yalan söylerler.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: 8. âyetin tefsiri / Sonraki Risale: 11-12. âyetin tefsiri
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

alâmet : belirti, iz
hud’a : hile, aldatma
illet : asıl sebep
intaç etme : netice verme, doğurma
kavî : güçlü
kavl : söz, ifade
kizb : yalan
maada : başka, hariç
maraz : hastalık
mazarat : zararlar
menba : kaynak
münafık : iki yüzlü, inanmadığı halde inanmış görünen kimse
müteselsil : zincirleme, peş peşe
nazara almak : dikkate almak
nifak : münafıklık, ikiyüzlülük
tahmik : ahmak sayma, ahmak olduğunu dile getirme
takbih : çirkin görme
tâyib : ayıplama
techil : cahil ve bilgisizliğini dile getirme, ortaya koyma
tefrik : ayırma, ayırd etme
terettüp : gerekme, lâzım gelme
terzil edilme : rezil edilme, alçaltılma, aşağılanma
tesfih : akılsız, beyinsiz olduğunu söyleme
teşhir : sergileme, ilân etme, duyurma
tevbih : azarlama, kınama
tezlil edilme : küçük düşürülme, aşağılanma
tıynet : huy, tabiat, kişinin yapısı
vesaire : diğer, başka şeyler
Yükleniyor...