Block title
Block content
Risale-i Nur yurdun âsâyişine, sükûn ve selâmetine hizmet ettiğine delil; milyonlar talebelerinin hiçbirisinde bir vak’anın görülmemiş olmasıyla beraber, hepsinin de nâmuskârane faaliyetleriyle müstakim görülmeleridir. Risale-i Nur Külliyatı, Asâ-yı Mûsa ile birlikte kütüphane-i mesâimin harîminden alınması ile, her türlü suç unsurunun mevcudiyetini bizzat ref’eder. Zira her münevver adam, kütüphanesinde her nevi kitabı bulundurur, okur, tetkik eder. Mel’unâne fikirleri neşreden ve anarşistliği telkin eden kitaplar bile kütüphanelerde açıkça tetkike tâbidir.

Hülâsa: Risale-i Nur, Kur’ân’ın bu asırda en yüksek ve en kudsî bir tefsiridir. Hakikatları semavîdir, Kur’ânîdir. O halde Kur’ân okundukça, o da okunacaktır. Risale-i Nur, mücevherat-ı Kur’âniye hakikatlarının sergisidir, pazarıdır. Bu ulvî pazarda herkes istediği gibi ticaret yapar. Uhrevî, mânevî zenginliklere mazhariyeti temin eder.

Bu kadar maruzatımızla ifade etmek istedim ki: Maksadımız, imanımızı kurtarmaktır, imana hizmettir, Kur’ân’a hizmettir. Âhirete müteveccih olan bir hal ise, hiçbir günâ suç mevzuu olamaz. Mütemadiyen şikâyette bulunduğumuz o gizli din düşmanları, türlü türlü entrikalarla, tertiplerle, iz’açlarla bizleri bu kudsî vazifeden men’etmeye uğraşmaktadırlar. Bizler ise bu kudsî yolda Kur’ân ve iman için herşeyimizi fedâya seve seve hazırız.

Değil dünyevî ızdıraplar, cehennemî azaplar da verilse, bıçaklarla da doğransak, en müthiş ölümlere de maruz bırakılsak, asırlar boyunca milyonlar mübarek ecdadımızın feda-yı can ettikleri bu kudsî hakikata, bizim cânımız da feda olsun. Bir değil, bin ruhum da olsa, Kur’ân için, iman için hepsini feda etmeye her zaman hazırım!
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âhiret : öteki dünya, öldükten sonraki ebedî hayat
Asâ-yı Mûsa : Risale-i Nur Külliyatı’ndan bir eser
âsâyiş : kanuna uygunluk, korkusuzluk, sulh, sükûn
asır : yüzyıl
azap : eziyet, sıkıntı
bizzat : kendisi
cami : içine alan, kapsayan
cehennemî : cehennem gibi
dünyevî : dünya ile ilgili
ecdad : atalar, cedler
entrika : dalavere, dolap çevirme
feda-yı can : canını feda etme, yolunda canını verme
günâ : tür, çeşit
hakikat : gerçek
harîm : harem dairesi; herkesin giremeyeceği yer, dokunamayacağı şey
hülâsa : öz, özet
ızdırap : sıkıntı, aşırı elem
iştigal : meşgul olma, uğraşma
iz’âç : sıkıntı verme, rahatsız etme
kudsî : yüce, kutsal
kütüphâne-i mesâî : çalışma kütüphanesi, içinde çalışılan kütüphane
maruz kalma : tesiri altında kalma, uğrama
mâruzât : arzedilen şeyler
mazhariyet : erişme, nail olma
mel’unâne : lanetlenmiş olarak
men’etme : yasaklama
mevcudiyet : var olma hali
mevzu : konu, bahis
mücevherât-ı Kur’âniye : Kur’ân’ın içinde bulunan mânevî inciler
münevver : aydın, düşünür
müstakim : doğru yolda olan
mütemadiyen : sürekli
müteveccih : yönelik, yönelmiş
nâmuskârane : namuslu ve dürüst olarak
neşretme : yayma, duyurma, ilân etme
nevi : çeşit, tür
ref etmek : kaldırmak
selâmet : barış, güven
semâvî : Allah tarafından olan, ilhamla olan
sükûn : sakin ve huzurlu ortam
tâbi : bağlı olma, uyma
tefsir : Kur’ân-ı Kerimi mânâ bakımından açıklayan, yorumlayan kitap
telkin : fikrini kabul ettirme, aşılama
tertip : hile, dolap vs. çevirme, plânlama
tetkik : inceleme, araştırma
uhrevî : âhirete ait
ulûm-u evvelîn ve âhirîn : geçmiş ve gelecek insanların sahip olduğu ilimler
ulvî : yüksek, yüce
vak’a : hadise, olay
zira : çünkü
Yükleniyor...