Block title
Block content
S - 1 بِسْمِ اللهِ ve 2 اَلْحَمْدُ ِللهِ gibi âyetlerde makasıd-ı erbaaya işaretler var mıdır?

C - Evet, قُلْ kelimesi, Kur’ân’ın çok yerlerinde mezkûr veya mukadderdir. Bu mezkûr ve mukadder olan قُلْ kelimelerine esas olmak üzere بِسْمِ اللهِ tan evvel قُلْ kelimesi mukadderdir. Yani, “Ya Muhammed! Bu cümleyi insanlara söyle ve tâlim et.” Demek besmelede İlâhî ve zımnî bir emir var. Binaenaleyh, şu mukadder olan قُلْ emri, risalet ve nübüvvete işarettir. Çünkü resul olmasaydı, tebliğ ve tâlime memur olmazdı. Kezalik, hasrı ifade eden câr ve mecrûrun takdimi, tevhide îmadır. Ve keza, 3 اَلرَّحْمٰنِ nizam ve adâlete, 4 اَلرَّحِيمِ de haşre delâlet eder. Ve keza اَلْحَمْدُ ِللهِ’taki ل ihtisası ifade ettiğinden tevhide işarettir.

5 رَبِّ الْعَالَمِينَ adaletle nübüvvete remizdir. Çünkü terbiye, resuller vasıtasıyla olur. 6 مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ zaten sarahaten haşir ve kıyamete delâlet eder. Ve keza 7 اِنّاَ اَعْطَيْنَاكَ الْكَوْثَرَ sadefi de, o makasıd-ı erbaa cevherlerini tazammun etmiştir.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : Allah’ın adıyla.
2 : “Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü Allah’a mahsustur.” Fatiha Sûresi, 1:2.
3 : “Kullarına karşı çok merhametli olan ve şefkat eserleri bütün varlık âlemini kuşatan Allah.” Fatiha Sûresi, 1:3.
4 : “Rahmeti herşeyi kuşatmakla birlikte, dilediği varlıklara çok özel ihsanı ve hususî rahmet tecelîsi olan Allah.” Fatiha Sûresi, 1:3.
5 : “Bütün âlemlerin Rabbi; Her bir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri veren, onları terbiye eden; tedbir, tasarruf ve egemenliği altında bulunduran Allah.” Fatiha Sûresi, 1:2.
6 : “Hesap gününün yegane sahibi, yöneticisi ve hakimi olan Allah.” Fatiha Sûresi, 1:4.
7 : “(Yâ Muhammed) Biz sana kevseri verdik.” Kevser Sûresi, 108:1.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: İfadetü'l-Meram / Sonraki Risale: Bakara Sûresi
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

besmele : Bismillâhirrahmânirrahîm’in kısaltılmış ismi
binaenaleyh : bundan dolayı
câr : başına geldiği ismin sonunu esre okutarak kendinden önceki fiilin mânâsını, başına geldiği isme veya daha sonra gelen başka bir isme çekip bağlayan harf, burada “be” harfi kastedilir
delâlet etmek : delil olmak, işaret etmek
hasr : yalnızca bir şeye, ait kılma; bir hükmün yalnızca bir şeye verilmesi
haşr : yeniden diriliş; insanların öldükten sonra tekrar diriltilip Allah’ın huzurunda toplanması
ihtisas : bir şeye ait kılma ve ona has özgü yapma; meselâ,
İlâhî : Allah tarafından olan, Allah’a ait
îma : gizli ve ince bir mânâyı işaret etme, gösterme
kezâ : bunun gibi
kezâlik : bunun gibi, böylece
kıyamet : dünyanın sonu, varlığın bozulup dağılması
makasıd-ı erbaa : Kur’ân’ın dört asıl gayesi
mecrûr : gr. başına câr harflerinden biri gelerek önceki mânânın kendine bağlandığı ve esre okunduğu kelime
memur olmak : görevli olmak
mezkûr : kelime olarak bizzat var olan, zikredilen
mukadder : gr. bir ifadede lâfız olarak söylenmediği hâlde gizli olarak kastedilen mânâ; meselâ bazı âyetlerin başında “Ey Muhammed kullarıma de ki” mânâsı gizli olarak vardır
nizam : düzen, kanun
nübüvvet : peygamberlik, elçilik
remiz : gizli bir mânâyı ince bir işaretle gösterme
resul : elçi, peygamber
risalet : elçilik, peygamberlik
sarahaten : açıkça
takdim : bir gaye ve maksada binaen sıraya uymayarak bir şeyi öne geçirme, öne alma
tâlim : öğretme
tebliğ : ulaştırma, bildirme
tevhid : birleme; her şeyin bir olan Allah’a ait olduğunu bilme ve inanma
zımnî : gizli ve dolaylı bir şekilde
Yükleniyor...