Block title
Block content
S - Bu fiilî isimlerinin kesretle tenevvüü neden meydana geliyor?

C - Kudret-i ezeliyenin, kâinattaki mevcudatın nevilerine, fertlerine olan nispet ve taallûkundan husule gelir. Bu itibarla, 1 بِسْمِ اللهِ kudret-i Ezeliyenin taallûk ve tesirini celb eder. Ve o taallûk, abdin kesbine ve işine yardım edici bir ruh gibi olur. Öyleyse, hiç kimse, hiçbir işini besmelesiz bırakmasın!

اَللهُ Lâfza-i celâli, bütün sıfât-ı kemâliyeyi tazammun eden bir sadeftir. Çünkü Lâfza-i Celâl, Zât-ı Akdese delâlet eder; Zât-ı Akdes de, bütün sıfât-ı kemaliyeyi istilzam eder. Öyleyse, o lâfza-i mukaddese, delâlet-i iltizamiye ile, bütün sıfât-ı kemâliyeye delâlet eder.

İhtar: Başka ism-i haslarda bu delâlet yoktur. Çünkü, başka zatlarda sıfât-ı kemâliyeyi istilzam etmek yoktur.

2 (اَلرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ) Bu iki sıfatın Lâfza-i Celâlden sonra zikirlerini icap eden münasebetlerden birisi şudur ki: Lâfza-i Celâlden, celâl silsilesi tecellî ettiği gibi, bu iki sıfattan dahi cemal silsilesi tecellî ediyor. Evet, herbir âlemde emir ve nehiy, sevap ve azap; terğib ve terhib, tesbih ve tahmid, havf ve reca gibi pek çok füruat, celâl ve cemâlin tecellîsiyle teselsül edegelmektedir.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : Allah’ın adıyla.
2 : “Kullarına karşı sınırsız rahmet sahibi olan ve rahmetinin eserleri dünya ve âhireti dolduran Allah.” Fatiha Sûresi, 1:3.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: İfadetü'l-Meram / Sonraki Risale: Bakara Sûresi
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

abd : köle
ayn : bir şeyin aynısı, kendisi, tıpkısı; iki şey arasında esasta bir derece farkı bulunmaksızın anlam ve kavram itibariyle bir olma, zıtlık ve çelişki olmama
besmele : Bismillâhirrahmânirrahîm’in kısaltılmış ismi
celâl : büyüklük, azamet, haşmet
celb etmek : kendine çekmek
cemâl : güzellik
Cenâb-ı Hak : Hakkın ta kendisi olan sonsuz şeref ve yücelik sahibi Allah
cihet : şekil, yön
delâlet etmek : delil olmak, işaret etmek
delâlet-i iltizamiye : bir sözün, kastedilen mânâ ile birlikte, bulunması gerekli olan başka bir mânâya olan işareti
füruat : dallar, şubeler, kısımlar
havf : korku
husule gelmek : meydana gelmek, ortaya çıkmak
icap etmek : gerektirmek
ihtar : hatırlatma, ikaz
ism-i has : özel isim
istilzam etmek : gerektirmek
itibar : özellik, bakımından
kâinat : evren, bütün yaratılmışlar
kesb : kazanma, elde etme
kesret : çokluk
kudret-i ezeliye : varlığının başlangıcı olmayan ve ezelden beri var olan Allah’ın kudreti
lâfza-i mukaddese : kutsal kelime, söz; burada “Allah” kelimesi kastedilmiştir
lâfz-ı Celâl : “Allah” kelimesi
mevcudat : varlıklar, var edilenler
münasebet : bağlantı, ilişki, alâka
nehiy : yasak
nevi : çeşit, tür
nisbet : oran, kıyas
recâ : ümit
sadef : inci kabuğu anlamındaki bu söz “inci gibi büyük mânâları içinde taşıyan kabuk” anlamında Allah lâfzı için kullanılmıştır
sıfât-ı kemâliye : Cenâb-ı Hakk’ın Zâtını niteleyen, bütün noksanlıklardan uzak ve yüce olduğunu bildiren mükemmel sıfatları, kutsal özellikleri
taallûk : alâka, bağlılık, münasebet
tahmid : Allah’ı övme ve Ona şükürlerini sunma
tazammun etmek : içermek, içine almak
tecellî etmek : yansımak, görünmek
tenevvü : çeşitlilik
terğib : istek ve rağbet uyandırma
terhib : korkutma
tesbih : Allah’ı her türlü kusurdan yüce tutarak şanına lâyık ifadelerle anma
teselsül : zincirleme devam etme, ard arda gelme
tesir : etki
Zât-ı Akdes : bütün kusurlardan, çirkinliklerden, eksiklikten, benzer ve ortak edinmekten sonsuz derecede yüce olan Allah
Yükleniyor...