Block title
Block content
Evet, mevâsim-i erbaada tedavi ve telebbüs gibi çok şeyler tebeddüle uğrar. Meselâ, kışın giyilen kalın elbise yazın tebeddüle uğrar veya kışın güzel tesiri olan bir ilâcın yazın fena tesiri olur, kullanılmaz. Kezalik, kalb ve ruhların gıdası olan ahkâm-ı diniyenin füruatı da, ömr-ü beşerin devreleri itibariyle tebeddüle uğrar.

1 (غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ) Havf ve firar makamı olan şu sıfatın mâkablindeki makamlarla münasebatı ise, bu makamın hayret ve dehşet nazarıyla celâl ve cemâl ile muttasıf olan makam-ı rububiyete baktırması; ve iltica ve dehalet nazarıyla 2 نَعْبُدُ’deki makam-ı ubudiyete baktırması ve acz nazarıyla 3 نَسْتَعِينُ'deki tevekkül makamına baktırması; ve tesellî nazarıyla refik-ı daimîsi olan makam-ı recâya baktırmasıdır. Çünkü, korkunç birşeyi gören adam, korku ve hayret içinde kalır, sonra firar etmeye meyleder. Âciz olduğu takdirde tevekkül eder, sonra tesellî yollarını arar.

S - Cenâb-ı Hak Ganiyy-i Mutlaktır. Âlemde bu kadar dalâletlerin ve pek çirkin fena şeylerin yaratılışında ne hikmet vardır?

C - Kâinatta maksud-u bizzat ve küllî ve şümullü olarak yaratılan, ancak kemaller, hayırlar, hüsünlerdir. Şerler, kubuhlar, noksanlar ise hüsünlerin, hayırların, kemallerin arasında görülmeyecek kadar dağınık ve cüz’iyet kabilinden tebeî olarak yaratılmışlardır ki, hayırların, hüsünlerin, kemallerin mertebelerini, nevilerini, kısımlarını göstermeye vesile olsunlar ve hakaik-i nisbiyenin vücuduna veya zuhuruna bir mukaddeme ve bir vahid-i kıyasî olsunlar.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Gazaba uğramışların yoluna değil.” Fatiha Sûresi, 1:7.
2 : “İbadet ederiz.” Fatiha Sûresi, 1:5.
3 : “Yardım dileriz.” Fatiha Sûresi, 1:5.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: İfadetü'l-Meram / Sonraki Risale: Bakara Sûresi
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âciz : güçsüz, zavallı
acz : acizlik, güçsüzlük
ahkâm-ı diniye : dinin hükümleri, esasları
celâl : büyüklük, azamet, haşmet
cemâl : güzellik
Cenâb-ı Hak : Hakkın ta kendisi olan sonsuz şeref ve yücelik sahibi Allah
cüz’iyet : küçüklük, ferdîlik
dalâlet : hak yoldan sapkınlık, inkârcılık
dehalet : girme, dâhil olma, sığınma
dehşet : korku, ürkme
firar : kaçma
füruat : şubeler, dallar
Ganiyy-i Mutlak : hiçbir şeye hiçbir şekilde muhtaç olmayan ve bütün varlıkların her türlü ihtiyaçlarını sınırsız gayb hazinelerinde bulunduran Allah
hakaik-i nisbiye : göreceli hakikatler, bir diğerine göre hakikat olan şeyler
havf : korku
hayır : iyilik
hikmet : amaç, gaye
hüsün : güzellik
iltica : sığınma
itibarıyla : bakımından, özelliğiyle
kabilinden : gibisinden, türünden
kâinat : evren, bütün yaratılmışlar
kemâl : kusursuzluk, mükemmellik
kezâlik : bunun gibi, böylece
kubuh : çirkinlik
küllî : büyük, kapsamlı
mâkabli : öncesi
makam-ı recâ : ümit makamı
makam-ı rububiyet : rububiyet makamı
makam-ı ubudiyet : Allah’a kulluk yeri, kulluk makamı
maksud-u bizzat : asıl gaye, temel hedef
mertebe : derece
mevâsim-i erbaa : dört mevsim
meyletmek : eğilim gösterme
mukaddeme : başlangıç, hazırlık
muttasıf : vasıflanmış, nitelendirilmiş
münasebat : bağlantılar, ilişkiler
nazar : bakış açısı
nevi : çeşit, tür
ömr-ü beşer : insan ömrü
refik-ı daimî : daimî arkadaş
sıfat : özellik, vasıf
şer : kötülük
şümûl : kapsamlılık, kuşatıcılık
tebeddül : başkalaşma, değişme
tebeî : dolaylı, başka bir şeye tabi olarak
telebbüs : giyinme, giyim
tevekkül : Allah’a dayanma ve güvenme
vahid-i kıyasî : ölçü birimi
vücud : varlık, var oluş
zuhur : ortaya çıkma, görünme
Yükleniyor...