Block title
Block content
DÖRDÜNCÜ MERAKLI SUAL

Diyorlar ki: “Madem sizin elinizdeki nurdur, topuz değildir. Nura karşı muaraza edilmez ve nurdan kaçılmaz ve nurun izharından zarar gelmez. Neden arkadaşlarınıza ihtiyatı tavsiye ediyorsunuz, çok nurlu risaleleri halklara gösterilmesini men ediyorsunuz?”

Bu suale karşı cevabın muhtasar meâli şudur ki:

Başlardaki başların çoğu sarhoş, okumaz. Okusa da anlamaz, yanlış mânâ verip ilişir. İlişmemesi için, aklı başına gelinceye kadar göstermemek lâzım geliyor. Hem çok vicdansız insanlar var ki, garaz veya tamah veyahut havf cihetiyle nuru inkâr eder veya gözünü kapar. Onun için, kardeşlerime de tavsiye ediyorum ki, ihtiyat etsinler, nâehillerin eline hakikatleri vermesinler. 1 Hem ehl-i dünyanın evhâmını tahrik edecek işlerde bulunmasınlar.HAŞİYE

Hâtime

Bugün Refet Beyin bir mektubunu aldım. Lihye-i Şerife hakkındaki suali münasebetiyle diyorum ki:

Hadisçe sabittir ki, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın Lihye-i Saadetinden düşen saçların taneleri mahduttur. Otuz kırk tane veya elli altmış tane gibi az bir miktarda iken, binler yerde Lihye-i Saadetin saçları bulunması, beni bir zaman çok düşündürdü. O vakit hatırıma gelmiş ki, Lihye-i Saadet, yalnız Lihye-i Şerifin saçlarından ibaret değil.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : bk. İbni Mâce, Mukaddime: 17.
HAŞİYE : Ciddî bir meseleye vesile olabilecek bir lâtife: Dünkü gün sabahleyin bir dostumun dâmâdı Mehmed yanıma geldi. Mesrurâne, beşaretkârâne dedi ki: “Senin bir kitabını Isparta’da tab etmişler, çoklar okuyorlar.” Ben dedim: “O yasak olan tab değil; belki müstensihle bazı nüshalar alınmış ki, hükûmet ona birşey demez.” Hem dedim: “Sakın bunu senin dostun olan iki münafığa söyleme. Onlar böyle birşey arıyorlar ki bahane etsinler.” İşte, kardeşlerim, bu adam çendan bir dostumun dâmâdıdır; o münasebetle benim de ahbabım sayılır. Fakat berberlik münasebetiyle, vicdansız muallim ve münafık müdürün dostudur. Orada kardeşlerimizden birisi bilmeyerek öyle söylemiş. İyi oldu ki, en evvel geldi, bana haber verdi. Ben de tenbih ettim, fenalığın önü alındı. Ve teksir makinesi binler nüshaları bu perde altında neşretti.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: On Beşinci Lem'a / Sonraki Risale: On Yedinci Lem'a
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

ahbab : dost, arkadaş
Aleyhissalâtü Vesselâm : Allah’n salât ve selâmı onun üzerine olsun
beşâretkârâne : müjde verircesine
çendan : gerçi
ehl-i dünya : dünyaya dalıp, âhireti düşünmeyenler
evhâm : vehimler, kuruntular
fenalık : kötülük
hadis : Peygamber Efendimizin (a.s.m.) mübarek söz, fiil ve hareketi veya onun onayladığı başkasına ait söz, iş veya davranış
hakikatler : imanî gerçekler
hatime : bir eserin sonuç kısmı
Hazret-i Risalet : Peygamberimiz Hz. Muhammed (a.s.m.)
lâtife : ince ve ibret dolu gelişme
Lihye-i Şerif/Lihye-i Saadet : Peygamber Efendimize ait (a.s.m.) ait sakal
mahdut : sınırlı
makbul olmak : kabul olmak, geçerli olmak
mesrurâne : sevinçli bir şekilde
mevcud : var
muallim : öğretmen
muhafaza etmek : korumak, saklamak
mübarek : bereketli, hayırlı
münafık : iki yüzlü, inanmadığı halde inanmış görünen
münasebetiyle : vesilesiyle, sebebiyle
münasebetle : dolayısıyla
müsâvi : eşit, denk
müstensih : bir nüshayı çoğaltan
nâehil : ehil olmayan
neşretmek : yaymak
nüsha : yazılı şey, nümune
re’s-i mübarek : mübarek baş
Resul-i Ekrem : Allah’ın en şerefli ve değerli elçisi olan Hz. Muhammed (a.s.m.)
sabit : değişmeyen
Sahabe : Hz. Peygamber’i (a.s.m.) hayattayken dünya gözüyle gören Müslümanlar
sened-i sahih : sağlam olduğunu gösterir delil
tab etmek : basmak
tahrik etmek : harekete geçirmek
teksir makinesi : yazıları çoğaltmak için kullanılan makine
tenbih etmek : uyarmak
vesile olmak : aracı olmak
Yükleniyor...