Tarih-i beşerî, muntazam surette üç bin seneye kadar gidiyor. Bu nâkıs ve kısa tarih nazarı, Hazret-i İbrahim’in zamanından evvel doğru olarak hükmedemiyor. Ya hurafevâri, ya münkirâne, ya gayet muhtasar gidiyor.

Bu Yemenî Zülkarneyn, tefsirlerde eskiden beri İskender namıyla iştiharının 1 sebebi, ya o Zülkarneyn’in bir ismi İskender’dir ki, İskender-i Kebir ve Eski İskender’dir.

Veyahut, âyât-ı Kur’âniyenin zikrettiği hâdisât-ı cüz’iyeler, küllî hâdisâtın uçları olduğu cihetle, Zülkarneyn olan İskender-i Kebirin nübüvvetkârâne irşâdâtıyla akvâm-ı zâlime ile milel-i mazlume ortasında hâil ve gaddarların garetlerine mâni olacak meşhur Sedd-i Çin’in binasını kurduğu gibi; İskender-i Rumî misilli müteaddit cihangirler ve kuvvetli padişahlar maddî cihetinde, ve mânevî âlem-i insaniyetin padişahları olan bir kısım enbiya ve bazı aktab dahi mânevî ve irşadî cihetinde, o Zülkarneyn’in arkasında gidip, iktidâ edip, mazlumları zalimlerden kurtaracak çarelerin mühimlerinden olan dağlar ortalarında sedleri, HAŞİYE sonra dağlar başlarında kaleleri kurmuşlar. Ya bizzat maddî kuvvetleriyle veyahut irşad ve tedbirleriyle tesis etmişler.

Sonra, şehirlerin etrafında surları ve ortalarında kaleleri, tâ son çare olan kırk ikilik topları ve kale-i seyyar gibi diritnavtları yapmışlar. Hattâ rû-yi zeminin en meşhur seddi ve kaç günlük uzak bir mesafe tutan Sedd-i Çin’i, Kur’ân lisanıyla Ye’cüc ve Me’cücün ve tabir-i diğerle tarih lisanında Mançur ve Moğol denilen ve âlem-i beşeriyeti kaç defa zîrüzeber eden ve Himalaya Dağlarının arkasından çıkan ve şarktan garba kadar harap eden akvâm-ı vahşiye ve garetkâr milletlerin Hint ve Çin’deki akvâm-ı mazlumeye tecavüzlerini durdurmak için, o Himalaya silsilelerine yakın iki dağ ortasında uzun bir sed yaptığı ve o akvâm-ı vahşiyenin kesretle hücumlarına çok zaman mâni olduğu gibi, Kafkas dağlarında, Derbent cihetinde yine çapulcu, garetgîr akvâm-ı Tatariyenin hücumunu durdurmak için, Zülkarneyn-misal eski İran padişahlarının himmetiyle sedler yapılmıştır.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : bk. et-Taberî, Câmiu’l-Beyân: 16:17; el-Kurtubî, el-Câmi’ li Ahkâmi’l-Kur’ân: 11:45; eş-Şevkânî, el-Fethu’l-Kadîr: 3:307; el-Âlûsî, Rûhu’l-Meânî: 16:26.
HAŞİYE : Rû-yi zeminde mürur-u zamanla dağ şeklini almış, tanınmayacak bir surette gelmiş çok sun’î sedler vardır.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: On Beşinci Lem'a / Sonraki Risale: On Yedinci Lem'a
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

aktab : kutuplar, büyük velilerden zamanının en büyük mürşidi olan kimseler
akvâm-ı mazlume : zulme uğrayan kavimler
akvâm-ı vahşiye : vahşi kavimler
akvâm-ı zâlime : zalim kavimler
âlem-i beşeriyet : insanlık âlemi
âlem-i insaniyet : insanlık âlemi
âyât-ı Kur’âniye : Kur’ân âyetleri
cihangir : savaşçı
cihet : taraf, yön
diritnavt : düşman saldırılarına engel olmak için yapılan hareketli kale
enbiya : nebiler, peygamberler
gaddar : acımasız
garb : batı
garet : gasp, yağma
garetkâr : çapulcu, yağmacı
hâdisât : hadiseler, olaylar
hâdisât-ı cüz’iye : küçük ve ferdî olaylar
hâil : engel
iktidâ etmek : tâbi olmak, uymak
irşâdât : nasihatler, doğru yolu gösteren sözler
irşadî : doğru yolu göstermekle ilgili
iştihar : meşhur olma
kale-i seyyar : gezici kale
kesretle : çoklukla
küllî : geniş ve kapsamlı
mânevî : mânâya ait, maddî olmayan
mâni : engel
mazlum : zulme uğrayan
meşhur : çok tanınan
milel-i mazlume : mazlum milletler
misilli : benzeri, gibi
mürur-u zaman : zamanın geçmesi
müteaddit : çeşitli, bir çok
nübüvvetkârâne : Peygamber gibi
rû-yi zemin : yeryüzü
sed : engel, hisar şekilde duvar
Sedd-i Çin : Çin Seddi
silsile : zincir
sun’i : el yapımı
şark : doğu
tabir-i diğer : başka bir ifade
tecavüz : haddi aşma, saldırma
tefsir : yorum, açıklama
Yemenî Zülkarneyn : Yemenli Zülkarneyn
zalim : haksızlık eden
zikretme : anma, belirtme
zîrüzeber etmek : yerle bir etmek, yıkmak
Yükleniyor...