Block title
Block content
Kur’ân-ı Hakîm, umum nev-i beşerle konuştuğu için, zâhiren bir hadise-i cüz’iyeyi zikredip, umum o hadiseye benzer hâdisâtı ihtar ederek konuşuyor. İşte bu nokta-i nazardandır ki, Sedde ve Ye’cüc ve Me’cüce dair rivayetler ve akvâl-i müfessirîn ayrı ayrı gidiyor.

Hem Kur’ân-ı Hakîm, münâsebât-ı kelâmiye cihetinde, bir hâdiseden uzak bir hâdiseye intikal eder. Bu münâsebâtı düşünmeyen zanneder ki, iki hâdisenin zamanları birbirine yakındır.

İşte, Seddin harabiyetinden kıyametin kopmasını Kur’ân’ın haber vermesi, kurbiyet-i zaman cihetiyle değil, belki münâsebât-ı kelâmiye cihetinde iki nükte içindir:

Yani, bu sed nasıl harap olacak, öyle de dünya harap olacaktır. Hem nasıl ki fıtrî ve İlâhî sedler olan dağlar metindir, ancak kıyametin kopmasıyla harap olurlar. Öyle de, bu sed dahi dağ gibi metindir, ancak dünyanın harap olmasıyla hâk ile yeksân olabilir, inkılâbât-ı zaman tahribat yapsa da çoğu sağlam kalır demektir.

Evet, Sedd-i Zülkarneyn’in külliyetinden bir ferdi olan Sedd-i Çinî binler sene yaşadığı halde daha meydanda duruyor. İnsanın eliyle zemin sayfasında yazılan mücessem, mütehaccir, mânidar, tarih-i kadimden uzun bir satır olarak okunuyor.

ÜÇÜNCÜ SUALİNİZ: Hazret-i İsâ Aleyhisselâmın Deccalı öldürmesi, hem Birinci Mektup ve hem On Beşinci Mektupta gayet muhtasar ve size kâfi bir cevap vardır.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: On Beşinci Lem'a / Sonraki Risale: On Yedinci Lem'a
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

akvâl-i müfessirîn : Kur’ân-ı Kerimi tefsir edip yorumlayan âlimlerin görüşleri
akvâm-ı Tatariye : Tatar kavimleri
Aleyhisselâm : Allah’ın selâmı onun üzerine olsun
cihet : taraf, yön
fıtrî : doğal
garetgîr : saldırgan, çapulcu
hâdisât : hadiseler, olaylar
hadise-i cüz’iye : küçük çaplı olay
hâk ile yeksân olmak : yerle bir olmak
harabiyet : yıkılma, yerle bir olma
harap olmak : yıkılmak
himmet : ciddî gayret, yardım
ihtar etmek : hatırlatmak
İlâhî : Allah tarafından yapılan
inkılâbât-ı zaman : zaman içinde meydana gelen değişmeler
intikal etmek : geçmek, ulaşmak
kâfi : yeterli
Kur’ân-ı Hakîm : her âyet ve sûresinde sayısız hikmet ve faydalar bulunan Kur’ân
kurbiyet-i zaman : zaman yakınlığı
külliyet : kapsamlılık, genellik
mânidar : mânâlı, anlamlı
metin : sağlam, sarsılmaz
muhtasar : kısa, özet
mücessem : cisimleşmiş, maddî olarak şekillenmiş
münâsebât : bağlantılar, ilişkiler
münasebât-ı kelâmiye : ifadeler arasındaki ilişki ve bağlantılar
mütehaccir : taş haline gelmiş
nev-i beşer : insanlar, insanlık
nevi : çeşit, tür
nokta-i nazar : bakış noktası
nükte : ince anlamlı söz
rivayet : bir sözü nakletme
Sedd-i Çin : Çin Seddi
tahribat : tahripler, yıkıp bozmalar
tarih-i kadim : eski zaman tarihi
umum : bütün
zâhiren : açık, âşikar
zikir : Allah’ı anma
Zülkarneyn-misal : Zülkarneyn gibi
Yükleniyor...