Block title
Block content
Madem vücutta en mühim hakikat rahmet ve hayattır. Yağmur, hayata menşe ve medar-ı rahmet, belki ayn-ı rahmettir. Elbette vesâit perde olmayacak, kaide ve yeknesaklık dahi meşiet-i hassa-i İlâhiyeyi setretmeyecek.

Tâ ki, her vakit, herkes, herşeyde şükür ve ubudiyete ve sual ve duaya mecbur olsun. Eğer bir kaide dahilinde olsaydı, o kaideye güvenip, şükür ve rica kapısı kapanırdı.

Güneşin tulûunda ne kadar menfaatler olduğu malûmdur. Halbuki muttarid bir kaideye tâbi olduğundan, güneşin çıkması için dua edilmiyor ve çıkmasına dair şükür yapılmıyor. Ve ilm-i beşerî, o kaidenin yoluyla yarın güneşin çıkacağını bildiği için, gaipten sayılmıyor.

Fakat yağmurun cüz’iyâtı bir kaideye tâbi olmadığı için, her vakit insanlar rica ve dua ile dergâh-ı İlâhiyeye ilticaya mecbur oluyorlar.

Ve ilm-i beşerî vakt-i nüzulünü tayin edemediği için, sırf hazine-i rahmetten bir nimet-i hassa telâkki edip hakikî şükrediyorlar.

İşte bu âyet, bu nokta-i nazardan yağmurun vakt-i nüzulünü Mugayyebât-ı Hamseye idhal ediyor.

Rasathanelerdeki âletle bir yağmurun mukaddemâtını hissedip vaktini tayin etmek gaibi bilmek değil, belki gaipten çıkıp âlem-i şehadete takarrubu vaktinde bazı mukaddemâtına ıttıla suretinde bilmektir.

Nasıl en hafî umur-u gaybiye vukua geldikte, veyahut vukua yakın olduktan sonra, hiss-i kablelvukuun bir nev’iyle bilinir. O gaybı bilmek değil, belki o, mevcudu veya mukarrebü’l-vücudu bilmektir.

Hattâ ben kendi âsâbımda bir hassasiyet cihetiyle, yirmi dört saat evvel, gelecek yağmuru bazan hissediyorum. Demek yağmurun mukaddemâtı, mebâdileri var.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: On Beşinci Lem'a / Sonraki Risale: On Yedinci Lem'a
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âlem-i şehadet : görünen âlem
âsâb : sinirler
âyet : Kur’ân’da yer alan her bir cümle
ayn-ı rahmet : rahmetin tâ kendisi
cüz’iyât : bir bütünün parçaları, kısımları
dergâh-ı İlâhiye : Allah’ın yüce katı
dua : Allah’a yalvarma
gaip : görünmeyen, bilinmeyen
hafî : gizli
hakikat : bir şeyin gerçek yönü
hakikî : asıl, gerçek
hazine-i rahmet : Allah’ın rahmet hazinesi
hicap olma : perde olma
hiss-i kablelvuku : bir şeyi olmadan önce hissetme duygusu
ıttıla : haberdar olma, gözlemleme
idhal : içine alma
ilm-i beşer : insanlığın ortaya çıkardığı ilim
iltica : sığınma
ithal etmek : dahil etmek, içine katmak
kaide : düstur, prensip
malûm : bilinen
mebâdi : başlangıçlar, belirtiler
medar-ı rahmet : rahmet kaynağı
menfaat : fayda, yarar
menşe : kaynak
meşiet-i hassa-i İlâhiye : Allah’ın hususî dilemesi
mevcud : varlık
mukaddemât : ön belirtiler
mukarrebü’l-vücud : olması yakın
muttarid : düzenli, intizamlı
nev’ : çeşit, tür
nimet-i hassa : özel nimet
nokta-i nazar : bakış açısı
rahmet : şefkat, merhamet
rasathane : gözlem evi
rica : ümit
setretmek : örtmek
sırr-ı hikmet : bir şeyin içinde gizli olan gerçek
sual : isteme
suret : biçim, şekil
şükür : Allah’a karşı minnet duyma, teşekkür etme
takarrub : yakınlaşma
tayin etmek : belirlemek
telâkki etmek : kabul etmek, algılamak
tulû etmek : doğmak
ubudiyet : kulluk
umur-u gaybiye : gaybî, bilinmeyen şeyler
vakt-i nüzul : inme vakti
vesâit : vasıtalar, araçlar
vuku bulmak : gerçekleşmek, meydana gelmek
vücut : varlık
yeknesak : tekdüze, monoton
Yükleniyor...